Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
2017 yılından bu yana Bodrum’da küçük çaplı bir turizmci olarak bu satırları yazıyorum. Aynı zamanda gazeteciyim. Yani lafı uzaktan atmıyorum; işin mutfağından, ocağın başından konuşuyorum. Sahil kentlerinde turizm yapan herkesin bildiği ama yüksek sesle söylemekten kaçındığı bir gerçek var: Türkiye’de turizmin adı var, kendi yok.
Bodrum’da sezon Haziran’da başlar denir ama okullar kapanmadığı için Haziran ayı çoğu işletme için kayıptır. Önümüzde dolu dolu denilen Temmuz–Ağustos ve Eylül’ün ilk iki haftası vardır; sonra kepenk indirme telaşı başlar. Sezon dediğiniz toplamda iki – iki buçuk ay… Böyle bir tabloda turizmcilik ticari olarak ateşten gömlek giymektir.
Deprem, Yangın, Ekonomi… Sezonun Üzerine Bir de Bunlar Eklendi
Yetmedi…
Depremler gördük, yangınlar yaşadık. Sezon ortasında Bodrum’un nasıl boşaldığına hepimiz tanık olduk. Bir de üstüne yüksek enflasyon, kur dengesizlikleri ve artan maliyetler eklendi. Türkiye artık “ucuz ülke” değil. Son iki yılda bırakın yabancı turisti, kendi insanımızı bile Yunan adalarına geçmek için kuyruklarda gördük.
İşte bu yüzden söylüyorum:
Bodrum’da da, Marmaris’te de, Antalya’da da sezonluk turizmcilik sürdürülebilir değildir. Türk turizminin 12 aya yayılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
EMITT’te Gelen Mesaj: Bu Kez Umut Gerçekten Güçlüydü
İstanbul’da düzenlenen Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT) bu yüzden benim için sıradan bir fuar olmadı. Orada verilen bir mesaj, uzun zamandır içimde biriken umudu ilk kez bu kadar net yeşertti.
Muğla Valimiz Dr. İdris Akbıyık’ın turizm çeşitliliğini esas alan ve 12 ay turizmi hedefleyen yaklaşımı, laf olsun diye söylenmiş cümleler değildi. Bu, sahadaki gerçeği okuyan, turizmcinin nabzını tutan bir devlet aklının dışa vurumuydu.
12 Ay Turizmi Bilen ve Startını Veren Bir Vali
Sayın Valimiz Dr. İdris Akbıyık’ın İstanbul’a kalabalık bir turizmci heyetiyle çıkması da tesadüf değildi. Bu bir “fuar ziyareti” değil, adeta bir Muğla çıkarmasıydı.
Mesaj netti:
Birlik olursak, bu coğrafyada başaramayacağımız hiçbir şey yok.
Dünyanın en renkli, en zengin coğrafyalarından birine sahibiz. Yeter ki bu zenginliği sadece Temmuz–Ağustos’a hapsetmeyelim.
İskandinavya Örneği ve Kaçırdığımız Büyük Fırsat
Yıllardır yaşadığım İsveç, Norveç, Finlandiya ve Danimarka…
Kışları karanlık, uzun ve soğuk geçen bu ülkelerden neden kış aylarında Muğla’ya, Bodrum’a turizm başlatmayalım?
Neden sağlık, doğa, gastronomi, kültür ve sakin yaşam temalı paketlerle bu pazara yönelmeyelim?
İşte 12 ay turizm tam da budur. Ve bu vizyonu bugün yüksek sesle dile getiren bir Muğla Valisi vardır.
Bu Bir Müjdedir
Açık söyleyeyim…
Bu çıkışı, Türk turizmi için bir müjde, Muğla için ise bir milat olarak görüyorum. Ekmeğini turizmden kazanan binlerce insan için bu yaklaşım gerçek anlamda can suyudur.
Başta Muğla Valimiz Sayın Dr. İdris Akbıyık olmak üzere, bu vizyona emek veren, İstanbul’da Muğla’yı yürekten temsil eden herkesi içtenlikle kutluyorum.
Yeter ki bu 12 ay turizm duyarlılığını diri tutalım.
Yeter ki inanalım.
Çünkü bu topraklarda umut var, potansiyel var, gelecek var.
Tandoğan Uysal
Sayın Muğla Valimiz Dr. İdris Akbıyk’ı vizyoner görüşlerinden dolayı kutluyorum. Ayrıca yazlık turizimin yarattığı sıkıntılları da gayet iyi anlıyorum. Turistik işletlmeler açısında da sezon doluluklarına göre fiyat politikası uygulamak belki bir çözüm olabilir. Yani yüksek sezon olarak değerlendirdiğimiz Haziran, Temmuz, Ağustos ayları dışında uygulanabilecek çok cazip fiyatlar ve de ayrıca turnuvalar, spor, müzik aktiviteleri gözle görülür bir hareketlilik yaratabilir.
İskandinav turisti geri kazanmak çok iyi olur ama bunun için bazı köklü değişiklikler şart