Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

“Home sweet home” ifadesi, İngilizce’deki en sıcak, en içten deyimlerden biridir ve tam olarak aradığımız o “evde olma hissini” anlatır.
Bu deyişin ne anlattığını ve Türk edebiyatındaki yankılarını şöyle biraz karıştırdıktan sonra sizlele paylaşmaya karar verdim.
“Home Sweet Home” Ne Anlatır?
Bu basit ama güçlü ifade, aslında bir ayrımı vurgular: İngilizce’de “house” ile “home” arasındaki fark gibi. “House” (ev), içinde yaşanılan fiziksel yapıyı, duvarları, çatıyı anlatırken; “home” (yuva), o dört duvarın içine sinen hayatı, anıları, sevgiyi ve aidiyeti ifade eder.
İşte bu nedenle “home sweet home” ifadesini Türkçe’ye birebir “evim güzel evim” olarak değil de “yuvam, yuvam, güzel yuvam” olarak çevirmek, onun manevi derinliğini çok daha iyi yansıtır. Bu deyiş, insanın yolculuklardan, yorgunluklardan, dış dünyanınn karmaşasından sonra sığındığı o güvenli limana kavuşmanın verdiği huzuru, rahatlamayı ve içssel sıcaklığı anlatır. Sadece bir mekâna değil, bir duygu durumuna, “kendin olabildiğin yere” dönüşün ifadesidir.
Bu u deyiş üzerine edebiyatımızdaki yankılarını şöyle biraz karıştırdım.
Yuva” Hasreti ve Huzuru
Doğrudan bu İngilizce deyişi kullanmışlar mı?” sorumun cevabı, klasik Türk edebiyatı metinlerinde genellikle “hayır” … Ancak kendi yazarlarımız, bu deyişin temsil ettiği “yuva olma hali”ni, “huzur bulunan yer”i ve “aidiyet” duygusunu kendi eserlerinde derinlikli bir şekilde işlemişler. İşte bu hissi en güzel anlatanlardan bazılarını sizinle paylaşıyorum.
Günümüzde bu ifade, Ekşi Sözlük’te de tartışıldığı gibi, bazen bir ev tekstili mağazasının adı olarak karşımıza çıksa da , asıl gücünü bu derin anlamından alır. İnsanın en temel arayışlarından birini, “ait olma” ve “huzur bulma” özlemini tek bir cümlede özetlemiyor mu?
Bitez’de sahilde gezinmeye devam..
Kalabalıklar, Yalnızlıklar…
Evimizi özlerken…
Bodrum’un ruhunu ve insanın iç dünyasında yankılanan iki zıt duyguyu çok güzel özetliyor: kalabalık ve yalnızlık.
Bodrum’da kalabalık da yalnızlık da aslında madalyonun iki yüzüdür. Her ikisi de insana, kendini ve dünyayı farklı açılardan görme fırsatı verir. Ve belki de asıl mesele, bu iki duygu arasında gidip gelirken, içimizde taşıdığımız o “ev” hissini kaybetmemektir. Dışarısı ne kadar kalabalık ya da ne kadar ıssız olursa olsun, “canım evimiz” dediğimiz yer, ruhumuzun daima sığınacağı limandır.
“Evim, canım evim” dediğin o yer, işte tam da bu zıtlıkların içinde bile huzuru bulabildiğin, kendin olabildiğin yerdir. Ne mutlu o hissi Bodrum’da yakalayabilenlere.
Semih Adıyaman
27/2/26 – Bitez