Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
İktidar “Oh Be!” Demiş Olabilir Ama Hikâye Burada Bitmiyor
Siyasette bazen rakibinizin yaptığı hata size seçim kazandırır, bazen de size kurulan bir tuzak rakibinizi vurur. CHP’de günlerdir konuşulan “butlan” tartışması da tam böyle bir döneme denk geldi.
Türkiye’nin konuşması gereken ekonomi, hayat pahalılığı, emekli maaşları, genç işsizliği ve adalet meseleleri varken gündemin CHP’nin kurultayı ve mahkeme dosyalarına sıkışması elbette iktidarın işine gelmiştir. Ankara kulislerinde birçok kişinin “iktidar derin bir nefes aldı” demesi boşuna değildir.
Çünkü ana muhalefet kendi iç hukuk mücadelesiyle uğraşırken iktidarın üzerindeki siyasi baskı doğal olarak azalıyor.
Ancak siyasetin ironisi şudur; bazen rakibinizi meşgul etmek için açılan bir tartışma, sonunda onun lehine de dönebilir.
Bu Bir Siyasi Operasyon Mu, Yoksa Hukuki Bir Sürecin Sonucu Mu?
Bugün kamuoyunda iki görüş var. Bir kesim, CHP üzerindeki yargı baskısının ve kurultay tartışmalarının tesadüf olmadığına inanıyor. Onlara göre mesele sadece hukuk değil, aynı zamanda siyasetin bir parçası.
Diğer kesim ise bunun tamamen parti içindeki itirazlar ve hukuki başvurular sonucunda ortaya çıkan doğal bir süreç olduğunu savunuyor.
Gerçek şu ki; ortada mahkemeye taşınmış bir ihtilaf vardır ve hukuk kendi mecrasında işlemektedir. Ancak Türkiye gibi siyasetin ve hukukun sürekli iç içe geçtiği ülkelerde vatandaşın kafasında soru işaretlerinin oluşması da şaşırtıcı değildir.
Bu nedenle bugün toplumun önemli bir bölümü sadece mahkemenin vereceği kararı değil, kararın toplum vicdanında nasıl karşılık bulacağını da merak ediyor.
CHP Bu İşten Nasıl Karlı Çıkabilir?
Asıl soru budur. CHP, bu krizi bir mağduriyet hikâyesine dönüştürüp seçmenin önüne “bizi kendi içimizde değil, ülkenin sorunları için mücadele ederken görmek istemiyorlar” söylemiyle çıkabilirse siyasi avantaj elde edebilir.
Ancak bunun yolu sürekli kavga etmekten değil, birlik görüntüsü vermekten geçiyor.
Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu ve partinin diğer etkili isimleri ortak bir zeminde buluşup tartışmayı kapatabilirse, CHP seçmene şu mesajı verebilir: “Biz kendi meselemizi çözdük, şimdi ülkenin meselelerini çözmeye geliyoruz.”
İşte o zaman butlan tartışması CHP için bir yük olmaktan çıkar, bir dayanışma hikâyesine dönüşebilir.
Türk Milleti Kavgayı Değil Çözümü Sever
Yıllardır siyaseti takip eden bir gazeteci olarak gördüğüm şudur:Türk milleti uzun süren siyasi kavgaları sevmez. Vatandaş sonuç ister.
Pazara gittiğinde cebindeki paraya bakar. Elektrik faturasına bakar. Çocuğunun iş bulup bulamadığına bakar. Emekli maaşıyla ay sonunu getirip getiremediğine bakar.
Mahkeme dosyaları ve parti içi hesaplaşmalar bir yere kadar ilgi çeker. Sonrasında seçmen şu soruyu sorar: “Benim hayatım ne zaman düzelecek?” Bu nedenle CHP’nin önünde iki yol vardır: Ya aylarca kendi içinde tartışacak ve seçmenin sabrını tüketecek… Ya da bu dosyayı kapatıp yeniden Türkiye’nin gerçek gündemine dönecek.
İktidarı Devirmenin Yolu Kurultaydan Değil, Sokaktaki Vatandaştan Geçer
Muhalefetin seçim kazanmasının yolu mahkeme salonlarından değil, vatandaşın gönlünden geçer.
Bugün Türkiye’de ekonomik sıkıntılar devam ediyorsa, gençler gelecek kaygısı yaşıyorsa, emekliler geçim derdindeyse muhalefetin görevi kendi iç tartışmalarını büyütmek değil, bu sorunlara çözüm üretmektir. CHP bunu başarabilirse butlan krizi unutulur. Başaramazsa butlan sadece hukuki bir kavram olarak kalmaz; siyasi bir fırsatın kaçırılmasının da adı olur.
CHP Bu Krizi Yönetebilirse Karlı Çıkabilir
İktidar bugün yaşanan tartışmalardan kısa vadede memnun olmuş olabilir. Ancak siyasette hiçbir kriz tek taraflı sonuç doğurmaz.
CHP birlik görüntüsü verir, mağduriyet algısını doğru yönetir ve yeniden vatandaşın gündemine dönebilirse, bugün dezavantaj gibi görünen süreç yarının siyasi avantajına dönüşebilir. Son sözü yine millet söyleyecektir.
Çünkü Türkiye’de son kararı mahkemeler değil, sandık verir.
Tandoğan Uysal