Bir Bodrum Hikayesi: İncir, Badem ve Taş Duvarların Hafızası

Bir Bodrum Hikayesi: İncir, Badem ve Taş Duvarların Hafızası
polat-galle-27.02.2023
previous arrow
next arrow

Ünlü tarihçi ve yazar Prof. Avram Galante (1873-1961), Bodrum doğumludur ve 1945’te kaleme aldığı kıymetli eseri “Bodrum Tarihi” ile kentin hafızasını kayıt altına almıştır. Sefarad geleneğinde torunların dedelerinin isimlerini (ve bazen mesleklerini/vizyonlarını) yaşatması çok yaygındır. Yazarın dedesi olan Avram Galante’nin Bodrum Belediye Reisliği yapmış olması, cemaatin yalnızca ticarette değil, Bodrum’un idari ve sosyal yapısında da ne kadar köklü bir yer edindiğinin en net kanıtıdır.
Menteşe Mutasarrıfı Salih Bey: Osmanlı idari yapısında Muğla (Menteşe Sancağı) mutasarrıfları geniş bir bölgeyi yönetirdi. Arşivlerde 19. yüzyılın ortalarında (özellikle Tanzimat sonrası dönemde) Milas ve çevresinde “Salih Bey” isimli idarecilere (örneğin Milas Muhassılı Miralay Salih Bey) rastlanmaktadır. Yazar Avram Galante 1873 doğumlu olduğuna göre, dedesi Avram Galante’nin belediye reisliği yaptığı dönemin 19. yüzyılın ortalarına, yani Osmanlı’da modern belediyecilik adımlarının atıldığı döneme denk gelmesi tarihsel akışa tam olarak uymaktadır.

Ondokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru Bodrum, toprağın denizle, tarihin gündelik hayatla omuz omuza verdiği sessiz ama bereketli bir liman kasabasıydı. Poyraz esince havaya sadece yosun ve iyot değil; küfeler dolusu incirin o genzi yakan tatlı kokusu ve taze kırılmış bademin rayihası karışırdı. Bu kokunun en usta tüccarları, kökleri Myndos’a, İstanköy’e (Kos) ve çok daha eskilere dayanan Yahudi cemaatiydi.
Uzun yıllar Rum mahallesinin taş döşeli sokaklarında, tanıdık komşularla iç içe yaşamışlardı. Ancak zamanın rüzgârı, Bodrum’un demografik haritasını yavaş yavaş değiştiriyordu. Galante ailesi, o dönem bir karar aldı: Türk mahallesine taşınacaklardı. Yeni komşular, yeni avlular, begonvillerin sarktığı yeni beyaz duvarlar demekti bu. Ancak bu değişimin ufak bir bedeli vardı. Rum mahallesinde kalan Havra’ya gidip gelmek, özellikle yaşlılar ve çocuklar için dar sokaklarda meşakkatli bir yolculuğa dönüşmüştü.
Dönemin önde gelen isimlerinden, bir zamanlar Bodrum Belediye Reisliği de yapmış olan Avram Galante’nin ailesi için inanç, taş binalardan değil, bir araya gelen kalplerden ibaretti.
“Madem Havra bize uzak kaldı,” dedi ailenin büyüğü bir akşam yemeğinde, “biz Havra’yı evimize getiririz.”
Galante ailesinin Türk mahallesindeki geniş taş evinin en büyük odası, o günden sonra bambaşka bir amaca hizmet etmeye başladı. Duvarlarındaki incir ve badem çuvallarının kokusu, yerini yakılan mumların ve okunan duaların maneviyatına bıraktı. Artık Şabat akşamları, Galante ailesinin kapısı tüm cemaate açıktı. Ev, sadece bir yaşam alanı değil, göçlerin, savaşların ve zamanın yıpratamadığı bir dayanışma mabedi olmuştu.
Hemen arka sokakta kurulan “Talmud Tora” okulundan çıkan çocukların sesleri, Türk mahallesindeki akranlarının oyun seslerine karışırdı. Eski belediye reisi Avram Galante’nin torunu, ileride tüm bu kültürel mozaiği kağıda dökecek olan küçük Avram, belki de tarih sevgisini dedesinin evindeki o odada, duvarlara sinmiş çok dilli Bodrum fısıltılarından almıştı. Zamanla mezar taşları istimlak edilip yerini başka yapılara bıraksa da, o evin içindeki sükûnet ve Ege’nin birleştiren ruhu, Halikarnassos’un görünmez hafızasına çoktan kazınmıştı.

Semih Adıyaman

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.