Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Bu Jiplerle Yolculu Edenler? Bunlarla Anıları Olanlar?
1960’lı yılların ortalarında insan gücüyle açılmış ve bazı yerlerine taş döşenmiş dar ve tehlikeli Kalkıcık uçurumunu aşıp, dönemeçli yamaçlardan geçip Mazı’ya ulaşan ilk ulaşım aracı çocukluğumuzun Ferrarisi olarak adlandırabileceğimiz yeşil jipler.
Yazları yanları açık tenteli, kışları ise yeşil branda ile kaplı olurdu.Jip köyün içine girdiğinde, tıpkı günümüzde bazı köpeklerin araçların peşinden koşup takip etmesi gibi; bizlerde jipin arkasından koşturup, takip eder; jip sürat yapmadığından ,bazen de tehlikeli bir şekilde tutunarak koşardık. Her seferinde de şoförden okkalı bir küfür yer ve şiddetli azar işitirdik. Ardından dayak yememek için kaçardık.
Bazen bu jiplerle büyüklerimizle birlikte Mumcular’a, Bodrum’a ya da Milas’a gittiğimiz olurdu. Özellikle Pazar günleri Mumcular pazarı olduğu için yolcu çok olurdu.
Çocuklar kucakta olacak şekilde dörder kişi yanlara, kadınlar ve hatırlı kişilerden iki kişi şoför mahalline bir kişi şoförün soluna geçerdi. Gençlerden 4-5 kişi üstteki bagaja tutunarak arka kapağın üstünde, ayakta yolculuk ederdi.
Bir kişi yanda asılı stepne lastiğin üstünde, bir, bazen de iki kişi ön tamponun üstünde, bir ya da iki kişi bagajda yolculuk ederdi. Bu haliyle jipimiz her tarafı tıka basa dolu, yanlarına insanlar asılı halde giden Hindistan’daki trenleri andırırdı.
Uçurumun başladığı Kalkıcık Tepesi’ne gelindiğinde bazı yolcular jipten inerek beş altı yüz metrelik yolu yaya olarak tamamlardı.
1969 ‘da yeni yolun açılmasıyla birlikte yeni araçlar alınmasıyla birlikte bu tür tehlikeli yolculuklarda son buldu.
Bu yeşil jiplerin bende kötü bir hatırası vardır. Bodrum Lisesi’nin ortaokul kısmında okuduğum 1972-1973 öğretim yılında kalmakta olduğum Bodrum Öğrenci Yurdu Bodrum-Ortakent yolunun kenarındaydı. Yol ile yurt arazisi arasında dört metreye yakın kod farkı olduğundan ,yola yüksek iki duvar arasındaki eğimli on metrelik eğimli yoldan ulaşılırdı. Bu yüzden sağdan ve soldan gelen araçları görmek değildi.
Bir gün Datça Çeşme Köyü’nden merhum Malik Pilavcı arkadaşımı kovalarken, arkadaşım yola kaçtı. Bende peşinden kovaladım. O anda bir jipe çarpmaktan kıl payı kurtulduğunu gördüm. Ama hızımı alamadığımdan duramadım ve jipin tamponunun çarpmasıyla yere kapaklandım. Jip tekerleği sırtıma dayanmış şekilde durdu.
Alnım ve yüzüm kan içinde korkumdan hemen kalkıp kaçtım. Şoför arkamdan küfürler yağdırıyordu. Vücudumun sıcaklığı geçince acı içinde Bodrum Devlet Hastanesi’ne gitmiş ve pansuman yaptırmıştım.