DÜNYA NE KARANLIK NE DE SESSİZ

Bodrum Gündem
Bodrum Gündem
  • 10.05.2013
  • 1.169 kez okundu

?Dünya ne karanlık ne de sessiz?? diyor Murat Kefeli.

Bu yazımda, sevgili Bodrum Gündem okuyucularımı, güçlü, yakışıklı ve dünyaya fark yaratmak üzere gelmiş, bir ses bir çift göz olmak isteyen MURAT KEFELİ ile tanıştırmak istiyorum.

Gelin kendini, kendisi anlatsın size:

?Adını bilmiyorum? Soyadını da? Yaşını, cinsiyetini, konuştuğun dili ve daha birçok şeyi de? Ama bunları bilmemem, sana bir şeyler anlatamayacağım anlamına gelmiyor?”
Aslına bakarsanız sitenin açılış sayfasına, yeni bir kitap projesinin ilk bölümüyle başlamak istiyordum. Fakat benim hakkımda çıkan yazıları gördükçe farklı bir başlangıç yapmam gerektiğine karar verdim.

Türkiye’deki birçok basın kuruluşunun ve muhabirin ısrarla inandığı bir düşünce var: “Trajedi her zaman daha fazla okunur!”

Sadece benimle ilgili çıkan haberlerde değil, engellilerin birçoğu ile ilgili haberlerde aynı mantık güdülüyor. Türkiye’deki engelliler aldıkları eğitime, kültür seviyesine göre değil, sağlık sorunlarının ciddiyetine, farklılığına göre “sınıflandırılıyor” ve buna göre değerlendiriliyor. Yazılan haberlerin birçoğunda, bazen kasıtlı bazen iyi niyetle olaylar dramatize ediliyor. Çoğunlukla bu dramatize etme çabası sınırını aşarak “trajedileştirme” noktasına varıyor.

Sonra ne mi oluyor?? Tek kelimeyle ortaya bir rezalet çıkıyor? Türkiye’nin köklü basın kuruluşlarından birinde, “aşk” yüzünden “bir gecede” kör ve sağır olduğum yazılıyor? Trajedileştirme çabası içindeki muhabir, binlerce sitede “Anne Neden Ben?” ismiyle geçen kitabımın adını, yazdığı haberde “duygusallaştırma” amacıyla “Anne’m’ Neden Ben?” haline çeviriyor.
Bahsettiğim bu trajedileştirme çabasının tek kurbanı olmadığımı da bilmelisiniz. Bir engellinin kişisel başarısının arkasında -diğer insanlar gibi- ailesinin, dostlarının katkısı vardır. Bu, dünyanın her yerinde geçerli olan bir gerçektir. Ancak engellilere “hak ettiği” gibi davranılan ülkelerde, o kişinin bireysel başarısı haberlerde ön plana çıkarılır. Tıpkı sağlık sorunu yaşamayan insanların haberlerinde olduğu gibi. Ülkemizdeki düşünce ise, “Engelli kişi yetersiz ve yardıma muhtaçtır,” anlayışı yaygındır.

Günlük yaşamın bir parçası hâline gelen internet nedeniyle olaylar biraz daha karışıyor. Bir muhabirin trajedileştirdiği haber, X sitesi tarafından alınıyor, ekleme ve çıkarma yapıldıktan sonra tekrar yayına veriliyor. Yayına verilen bu haberde başkaları tarafından çarpıtılıyor. Sonuçta iş çığırından çıkıyor?
Benim hakkımda çıkan haberlerde veya bu haberlerden üretilen saçmalıklarda yazan bazı şeylerin gerçekleri şu şekilde:
Paxil online Aşk yüzünden bir gecede kör ve sağır mı oldun?
Aşka olan inancınızı yıkmak istemem ama, yanıtım, “Hayır?” Hastalığımın dokuz yıllık bir süreçte bu noktaya geldiği ve nörolojik bir sorun olduğunu söylersem, sanırım muhabirin hayal gücünün sınırları zorladığını ifade etmiş olurum.
Konuşabiliyor musun? purchase Lithium
Buna, şu soruyla yanıt vereyim: Sekiz dokuz yıl radyoculuk yapan ve bu işin mektebine giden bir adam, sadece az görüp duymaya başladığı için susar mı? Elbette konuşabiliyorum!
Hastalığın dünyada sadece 52 kişide mi görülmüş?
Nörolojik bir hastalık olan Nöropati’nin, diğer birçok hastalıkta olduğu gibi çeşitli alt türleri bulunuyor. Hastalığın nedenine bağlı olarak bu türlerin adı değişiyor. Ancak yüzde 20 civarındaki bir kesimde, hastalığın sebebi saptanamıyor. Oluşma nedeni bilinen nöropati hastaları içinde görme ve işitme yetisi azalan veya yok olan kişi sayısı oldukça yüksek.
Fakat hastalık sebebi bilinmeyen, hem görme hem işitme hem de atak dönemlerinde başka yetileri azalan vaka sayısı az. Benim yaşadığım nöropati sorununun da nedeni bulunamadı. “52” sayısını hastalık dolayısıyla gittiğim bir profesörden ailem işitmiş. Profesörün söylediği ne kadar gerçektir, onu bilemiyorum.
Hiç mi görmüyor ve duymuyorsun?

Az da olsa görüyor ve duyuyorum. Aynada yüzümü göremiyorum ama büyük bir ekranda, oldukça büyük puntolarla yazılmış harfleri seçebiliyorum. Seslerin çoğunu duyuyor ama tam anlamıyla çözümleyemiyorum.
Bilgisayarı nasıl kullanıyorsun? Where to buy Xenical
Birçok haberde, bilgisayarı başkasının yardımıyla kullandığım yazıyor ancak “doğru” bir şey değil. Eski mesleğim bilgi teknolojileri uzmanlığı olduğu için, bilgisayarı programlama yapabilecek seviyede kullanabiliyorum. İhtiyaç duyduğum uygulamaları kendim geliştirip bilgisayarı kontrol edebiliyorum. Bazen çılgınlık yapıp, web site kodladığım bile oluyor! Bu sitenin görselleri dışındaki kodlamasını yapmak gibi.
Çevrendeki insanlarla nasıl iletişim kuruyorsun?

Kendimce geliştirdiğim bir “el alfabesi” ile söylenenleri algılıyorum. Latin harflerinin biraz daha farklı çizimlerinden oluşan bu alfabeyi kullanmak sanıldığı gibi çok da “zor” veya “güç” değil. Restoranda, yolda, yürürken, koşarken yanımdakilerle bu alfabe sayesinde anlaşıyorum. İşitme yetisi sıfır olmadığı için kelime elime yazılırken aynı anda söylendiği takdirde en fazla 3. harfinde kelimeyi çözebiliyorum. Başka deyişle, elime yazılan harf sadece tetikleyici bir unsur oluyor.?

Evet, okudunuz?

Doğru, Murat?ın engelleri var ve bunlar onun hayatını kolaylaştırmıyor. Ama biliyor musunuz, sorun Murat?a ait olan kendi engelleri değil! Ona asıl gerçek engelleri, sistem, mevzuat, toplum ve güya engelsizlerin zihinlerindeki yanlış kodlamalar yaratıyor. Engelsiz değdim sıradan insanlar aslında ne çok engellere sahipler. Onlar düşünce, duygu, vicdan, umut, özgürlük engelliler?Neyse bu konuyu bir başka yazımda ele alacağım ama şimdi asıl hedef, Murat?ın dikkat çekmek istediği, bu ülkede birçok farklı ve çoklu türde engellinin yaşadığı ve sistemin, toplumun, uygulamaların maalesef engellilerimizin hayata entegrasyonunda onlara bir çok sıkıntı, sorun çıkardığıdır. Sistem, devlet, toplum, hepimiz aslında nasıl bir haberiz kendimizden, insanın insanca yaşam haklarından. Kaçınız, kaçımız toplumun, kodlamalarımızın, sistemin yarattığı engellerle savaşmak üzere harekete geçtik tanrı aşkına! Ya da neye inanıyorsanız, onun aşkına! Hadi olur da bir ses bir ışık da ben olayım diyorsanız Murat?ın sesine kulak verin; nasıl mı, bakın sizinle paylaştığı bir ricası var!

?Hem 2. kez üniversite eğitimi almak hem de alternatif çözümler isteyen engelli gençlere destek vermek için 3 yıldır ÖSYM’ye karşı hukuk savaşı veriyorum. Söylenenleri anlayacak kadar duymadığımı belirtmiş olmama rağmen “soru okuyucu personel” yardımıyla sınava alınarak ayrımcılığa uğradığım iddiasıyla ÖSYM ve YÖK’e karşı açtığım davayı 2012 yılında kazandım.
2013 YGS için başvurarak sağlık sorunum nedeniyle benim için olabilecek tek çözümü, soruların bilgisayar aracılığıyla verilmesini “tekrar” talep ettim. 2012 yılında mahkeme tarafından sınavı “kusurlu” işlettiği belirlenen ÖSYM, “resmi” bir yazı ile sınavda bilgisayar verileceğini bildirdi. Fakat “resmi” bildirime rağmen sınava 40 saat kala bu karardan vazgeçildi.
24 Mart Pazar günkü sınava görme engelli aday statüsünde alındım. “Soru okuyucu personel”, sınav sorularının sadece 22 tanesini avucumun içine harf harf yazarak bana aktardı.
Sizleri bu iletiyle birlikte “engelli ayrımcılığına” dikkat çekmek amacıyla bireysel olarak yapacağım 5 günlük protesto eylemine davet ediyorum.
6 Mayıs Pazartesi – 10 Mayıs Cuma günü aralığında her gün 12:15-17:45 saatleri arasında Ankara Bilkent’teki ÖSYM Hizmet Binası önündeki eylemime destek vermenizi bekliyorum.
Engelli tiplerinin tanıması, soru okutmanlarının eğitilmesi ve alternatif çözümler için “Onlara Hayallerini Verin” eylemine destek verin.

Engelli ayrımcılığına “DUR!” deyin.

Daha detaylı bilgi: http://www.muratkefeli.com.tr/default.asp?page=yazilar&tur=osym?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ