Meritokrasi?

SERDAR ANLAĞAN
SERDAR ANLAĞAN
  • 24.01.2015
  • 1.455 kez okundu

purchase Disulfiram serdar_anlagan_bodrum_gundem diflucan without prescription Topamax 100 mg

Amatörü ustadan şöyle ayırırsın : iş sıkıya gelince amatörün hevesi kaçar, korkar, kaçar sahneden örneğin. Alışmıştır yapay bir ortamdaki burjuva riyakârlığına ve kendini güvende hissettiği ortamlarda tıpkı bir bebeğe trajik bir tiyatro maskı takmak gibi bilinçsizce yaptığı şeyin sanat olarak övüleceğine ki aslında “kitsch”tir, ciddi bir eleştiri alıp foyasının döküleceği sıkı bir kitlenin hatta birinin karşısına çıkamaz, cesaret edemez. Aslında sanat hakkında en ufak bir fikri yoktur. Şuursuzca taklit eder, içinden sanata asla inanmaz, sanatı acı çekmekten zevk alan bazı öfkeli insanların boş meşgalesi olarak anladığı için işin zor kısmına asla bulaşmaz. Bu bakımdan sanatın önündeki en büyük engel amatörlüktür. Bu yüzden sanatı engellemeye çalışan sömürü onu hobileştirerek asimile eder tüketim propagandası içinde eritir.

Kabiliyetsizlerin inatçıları çok ezber yaparak, analitik düşünerek mizahı formüle ederler ve klişeleri satarlar en fazla. Yirmi yıl aynı şeyi çizer, aynı şarkıyı söyler, aynı şiiri yazar, taklit eder. Bunlar profesyonellerdir. Yeteneksizliklerini çok çalışarak aşmışlar ve para kazanmayı başarmışlardır. Paranın getirdiği tüm imkanları kullanır, bol bol seyahat eder, katalog toplar, aynen kopyalarlar. Ama bunlar ustalaşamamışlardır çünkü ustalıkta sezgi vardır. Mizah sezgiyle yapılır, o işlere bilenler gülmez. Gençleri sömürürler, tuzak kurar, araklarlar. Peşlerinde oldukları nasıl yapıldığını değil nasıl düşünüldüğünü çalmaktır. Nal toplarlar anca. Son durakları reklamcılıktır.

Yetenekliler çalışmazlarsa yok olurlar. Çalışırlarsa da bu sefer ortalama zekâlı çoğunluk olan yeteneksiz ama çalışkanların önlerine çıkardığı engellerle boğuşmak zorundadırlar, gençlikte yeteneksiz çocukların ana-babalarınca yetenekli çocuklar ezilir, yetenekleri köreltilerek köleleştirilirler ve sömürünün hiyerarşisi içinde işbirlikçi ailelerden seçilmişlerin isimleri piyasaya sürülür, işleri sonradan fabrikasyonla uydurulur.

Yetenekli, çalışkan ve erdemli gençler engellenemez. Sonuçta sömürü doğaya aykırı olduğundan, bilinen tabiat kanunları uyarınca evrim geriye işlemediğinden, örneğin dünya tarihinde bilinen herhangi bir hastalık salgınının yüz milyonlarca yıl sürdüğüne dair bir kanıt olmadığından, zihinsel bir hastalık olan sömürü de mutlaka sona erecektir.

Yüksek zeka, nadir görünen yetenek, adanmış bir çalışkanlık için erdem şarttır. Erdem ; ustanın ortalama zekalı bir profesyonel gibi asla çıkar için değil işin mükemmelliği için gerekli olanı, tümevarımla yaşam süresi içinde varması imkansız olan o düşünceyi, tümdengelim ile sezmesini ve eserini o mükemmel performans ile tamamlamasını sağlar. Usta bunu canının istediği her zaman yapar, kalfa şansına bir kez yapabilir ama her istediği zaman yapamaz, çırak nasıl yapacağını bile bilmez. Erdem kendini bilmektir, insan kendini bilmek ister ; fiziği de metafiziği de budur. Yalnız burada eski okulun “mükemmel olmuyorsa yapma” ilkesi ile yeni okulun sadece “yap” ilkesi çarpışmakta ve yeni okul galebe çalmaktadır.

Eşitlik, özgürlük ve evrensel kardeşlik ilkeleri ile insancıllık üzerine kurulmuş demokratik, laik, sosyal, uygar anayasalarla yönetilen toplumlar zeki, yetenekli, çalışkan gençlerin sanatlarda ustalaşmalarını sağlamak, sömürünün yozlaştırmasına, erdemsizleştirmesine engel olmak için önlem alır. Üniversite, müze, enstitü, burs, karşılıksız himaye gibi araçların yönetiminde olanların seçiminde ise demokrasi, ortalama zekalı yeteneksizlerin çoğunlukta olmalarından dolayı zararlıdır. Burada meritokrasi işler.

Derisini yüz bu kavramın!

Liyakatla falan ilgisi yok! Onların kimler olduğunu kimse bilemez. Onlar bilinmeyen üstünlerdir, bilinmeyen fiozoflardır. İslam mitosundaki kutuplardır. Bilindikleri zaman bu evreni terk ederler. Onlar çocuklarının gözlerinin içine bakan, çocuklarının yeteneklerini izleyen, fark eden, çocuklarının iyi ve mutlu insanlar olarak yaşamaları için mücadele veren anne-babalardır, çocukları çocuklarından ayırmayan erdemli öğretmenlerdir. Sanata ilgi duyan çocuklarınıza engel olmayın, onları destekleyin.

Mücadeleye devam!

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Ben Ben dedi ki:

    Yine kafamızı karıştırmayı başardın ustam..Tebrikler muhteşem bir analiz, gözümüzün önündekini görememek ne kadar acı, umarım ve dilerim ki sanat mücadelesi erdemlerle süslenerek her daim kazanılsın…

YORUM YAZ