BODRUM BODRUM OLALI…

CAN PULAK
CAN PULAK
  • 13.07.2015
  • 10.919 kez okundu

Çoktandır Bodrum turizmi üzerine yazmıyordum. Yazmıyordum; çünkü eleştirilerin bir faydası olmuyor, imam bildiğini okuyor, yapılan yanlışlar ısrarla düzeltilmiyordu. Buna bir de Büyükşehir yasası rezaleti eklenince, olanlar Bodrum’a oldu.

Önce şunu belirtmekte yarar var. Şimdiye kadar kötü yönetim nedeniyle Bodrum Belediyesine yükleniyorduk. Öyle ya, elindeki büyük imkana rağmen görevini dar kalıpların içinde ve sığ görüşlerin paralelinde sürdürmeye çalışıyor, iyiniyetli yorumları bile düşmanlık sayıyor, kent sakinlerinin şikayetlerini ciddiye almıyordu. Böyle bir anlayışa sahip olan Bodrum Belediyesi, halen bu anlayışını düzeltmiş değil, düzeltmeye de pek niyeti yok.

Ama bir hakkı teslim etmek zorundayız ki, Bodrum’un bugünkü acıklı görünümünün sorumlusu Bodrum Belediyesi ve onun sempatiklikten başka bir özelliği olmayan Başkanı değil, Büyükşehir yasasını idam fermanı gibi Bodrum’un boynuna geçiren bugünün iktidarıdır.

Ülkenin çivisini yerinden oynatan Ankara, Türk turizminin ve onun gözbebeklerinin de canına okumuş, küçük hesaplar ve siyasi oyunlar yüzünden, ülkeye döviz kazandıran merkezlere büyük zararlar vermiştir. Sadece Bodrum değil, Marmaris, Fethiye, Kuşadası’da, ülke çıkarlarını tepetaklak eden büyükşehir yasasıyla “intiharın” eşiğine getirilmiştir.

Aydın ve Muğla’da seçimleri iktidar partisi kazansaydı, belki şikayetler bu derece ayyuka çıkmayacaktı. Çünkü iktidar, bu merkezlerin ihtiyacı olan parayı hemen gönderecek ve yıllardır yapılamayan hizmetler süratle bitirilecekti. Ama CHP kazanınca, beklenen paralar da gelmeyince, turizm merkezleri bomba yemiş gibi oldu. Öyle olunca da, CHP’ye oy vermenin ağır faturası Aydın ve Muğla’ya kesildi.

Bunu böylece belirttikten sonra, gelelim Bodrum’a. Bugün Bodrum belediyesinin küçük belediyeler kapatıldığı için elinde bol miktarda bina, araç, gereç ve personel kaldı. Ama para olmayınca, üstelik yetkileri de iyice budanınca, hizmetlerin yapılması ve haklı taleplerin yerine getirilmesi hayli zorlaştı.

Peki, Muğla büyükşehir belediyesi ne yapıyor, niye yeterli parayı göndermiyor, Bodrum ve benzeri turizm merkezlerine?

Kelin merhemi olsa başına sürecek.

Bin 243 kilometrelik bir sahil şeridinden sorumlu tutulan Muğla Belediyesi, Ankara’dan kendi ihtiyaçları için destek görmüyor ki, Bodrum’un imdadına yetişsin. Bırakın onu, garibim Bodrum Belediyesinin elinde ne bulduysa hepsini Muğla aldı. Bodrum’a kala kala mezbaha, cenaze işleri, temizlik hizmetleri, ortada görünmemeyi ustaca beceren zabıta filan kaldı. Eğer doğruysa, emlak vergilerinin yüzde 85’i de Muğla’ya gidiyormuş. Bu durumda personelin maaşını alabiliyor olmasına şükretmeli. O da kadrolu personelin…

Türkiye’nin incisi, çok değerli tarihi ve antik kentimiz, gözbebeğimiz Bodrum, bugün siyasetin ve beceriksizliğin kurbanı haline geliyor. Bu tabloyu Ankara yarattı ama, Ankara’nın zararlarını akılla asgariye düşürmek de, bugün Muğla ve Bodrum’u yönetenlerin elinde. Bodrum her şeyden sorumlu olarak Muğla’yı gösterirse, Muğla’nın parmağı da Ankara’ya çevrilirse, işler ortada kalır ki, bugünkü görünüm de aynen böyledir.

Bodrum’un doğru dürüst altyapısı yok. Şehrin koktuğunu, kanalizasyon ve arıtmanın iyi çalışmadığını, buna rağmen hala inşaatlara ruhsat verildiğini, fosseptikleri çeken vidanjörlerce halkın soyulduğunu, lağım sularının gelişigüzel yerlere döküldüğünü, kenti yönetenler hariç bugün herkes görüyor. İdareciler sokağa çıksa, yandaş ve yağcılarına değil gerçek halkın sesine kulak verseler, rezaletlerin ne boyutlara çıktığını belki fark ederler.

Kenti yönetenler de Bodrum’daki dükkan bolluğundan ve pahalılıktan şikayet ediyorlar. Bir sokakta 15 berber, 8 fırın, bir caddede 4 taksi durağı olur mu? Hem bunlara ruhsat verin, hem fiyatların tüm dünyada olduğu gibi, lokantaların önüne konma mecburiyetine yönelik önerilere kulak tıkayın, sonra da şikayetçiler korosuna siz de katılın. Olur mu böyle şey? Laga lüga ile, sen-ben-bizim oğlan anlayışı ile idarecilik yapmak, çok gerilerde kaldı. Sadece Bodrum değil, Türk turizminin önemli merkezleri de bunu unutmamalı.

İnşaat yasağı ilk defa bu yıl Bodrum’da delindi. Hala beton kamyonları, yolları iyice bozan vinçler, paletli araçlar ortalıkta dolaşıp duruyor, İstanbul ve diğer büyük şehirlerden beter trafik, daha da kitleniyor. İnşaat yasağına “Kanun değil, genelge bu. Uymak zorunda değiliz ki.” anlayışıyla bakan sorumlular, Bodrum’a yaptıkları büyük kötülüğün farkında değiller herhalde.

Her şeyi Büyükşehir’in üzerine atmak, her günahı Ankara’ya yüklemek yerine, yukarıda saydıklarımı yapmanın ne zorluğu var? Biliyorum Bodrum’u yönetmek kolay iş değil, ama Bodrum’u böylesine sahipsiz bırakmak da doğru değil. Sorumsuz idareciler gelir gider, ama Bodrum gibi bir değer giderse, bir daha geri gelmez.

Son sözüm şudur!

Bodrum’da inşaatı, altyapı tamamlanana kadar en az beş yıl durdurmak gerekiyor. Kenti hatır ve gönülle göre değil, yasa ve mevzuata göre yönetmek gerekiyor. Bodrum’a tıpkı Marmaris gibi, enaz 30-40 yıl yetecek ölçüde özel bir yatırım planı yapmak ve finansmanının tümünü de devlet eliyle karşılamak gerekiyor. Bunu Marmaris için yapmıştık, Bodrum için de yapmalıyız…

Bodrum’a kalemimizle destek vermeyi sürdüreceğiz. Destekleri köstek görenleri de, şimdilik göz kontrolü yaptırmaya davet edeceğiz.

İnşallah bir faydası olur…

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Canan unalmiser dedi ki:

    Çok guzel anlatmissiniz..kaleminize yureginize saglik… Ama Bodrum de isini Kirsten balik ciftliklerine ve teknelerin biraktiklari pisliklere hic

  2. Necdet Çelikhan dedi ki:

    “Ama bir hakkı teslim etmek zorundayız ki, Bodrum’un bugünkü acıklı görünümünün sorumlusu Bodrum Belediyesi ve onun sempatiklikten başka bir özelliği olmayan Başkanı değil, Büyükşehir yasasını idam fermanı gibi Bodrum’un boynuna geçiren bugünün iktidarıdır.”ile şu,
    “Her şeyi Büyükşehir’in üzerine atmak, her günahı Ankara’ya yüklemek yerine, yukarıda saydıklarımı yapmanın ne zorluğu var?” tenakuz halindeki ifadelere rağmen yazının asıl önemi aşağıdaki paragraflar da saklıdır .

    “Kenti yönetenler de Bodrum’daki dükkan bolluğundan ve pahalılıktan şikayet ediyorlar. Bir sokakta 15 berber, 8 fırın, bir caddede 4 taksi durağı olur mu? Hem bunlara ruhsat verin, hem fiyatların tüm dünyada olduğu gibi, lokantaların önüne konma mecburiyetine yönelik önerilere kulak tıkayın, sonra
    da şikayetçiler korosuna siz de katılın. Olur mu böyle şey? Laga lüga ile, sen-ben-bizim oğlan anlayışı ile idarecilik yapmak, çok gerilerde kaldı. Sadece Bodrum değil, Türk turizminin önemli merkezleri de bunu unutmamalı.”
    Yıllar boyu bizim de savunduğumuz bu Ruhsatlandırma yanlışı nedeni ile karşı savunma her zaman;(Liberal Ekonomi)ve(Serbest Ticaret Teorisinin yanlış algılanışı) kavramlarına sığınılarak yapılmıştır.Oysa,Liberal Ekonominin Teori ve uygulama ana vatanı olan ülkeler de bu iş böyle vahşice algılanmaz. Feasibility aranır.İlgili ruhsatlandırma kurumları tarafından bu yapılabilirliğin kontrol ve tastik edilmiş olması,bir sokakta 5 Lokanta için mümkün ama 6. Lokanta ile tümünün birden iflas edeceği ve esasında bu iflas’ın halkın kaybı olduğu,bu nedenle 6. ya ruhsat verilmeyeceği gerçeği göz ardı edilir.Bir diğer önemli faktör ise bu ruhsatlandırmalar nedeni ile hızlı bir demografik değişim gerçekleşmekte,Bildik,esnaf gi,bi esnaf olma özellikleri dışında,saldırgan,bir mafia düzeni görüntüsü veren oluşumu ile nerede ise tüm esnaf belli bir yöre insanının hakimiyetine dönüşmüş görünmektedir. Nasıl hızlı büyüdükleri hatırlandığında,önümüzdeki seçimlerde ana etkenin bu demografik yapı olacağı kesindir !

    NOT;
    Gayri Safi Milli Hasıla, kabaca bir yıl içerisinde bir ulusal ekonomide üretilen mal ve
    hizmetlerin toplam katma değeridir(GSMH).
    Yani bir şirketin,esnafın,tacir’in,firmanın iflas etmesi salt adı geçen ticari kurum sahipliğini ilgilendiren bir husus değildir.O nedenle de Liberal Ekonomilerde de halkın zarar görmesini engelleyecek önlem ve uygulamalar “serbest ticaret ekonomisi”nin aslında ayrılmaz bir parçasıdır!

  3. personel dedi ki:

    yorum yapmak olayları dışarıdan izleyenlerin lüksüdür. atıp tutmak kolay ancak icraatın içinde durum farklı. bir yıl içinde tüm belediyelerden en fazla kendini toparlayan belediye bodrumdur. ayrıca hiçbir belediyede olmayan genç zeki bir kadroya sahiptir. 1 yıl sonra birçok sorunu çözmüş olacağımızdan eminiz. moral bozan yazılarınızı okuyor herkes ama boş konuştuğunuzu düşünüyoruz.

  4. Necdet Çelikhan dedi ki:

    Üzerime alınayım mı bilemedim ama bir varsayım olarak “personel”yani adı olmayan arkadaş bilgilenebilir diye düşündüm ve bir link te benden;
    NEHABER’de
    Necdet ÇELİKHAN
    “Koordinasyon dediğimizde!”
    http://necdethaber.blogspot.com.tr/2015/07/koordinasyon-dedigimizde.html

    1. Murat Artu dedi ki:

      Çok doğru

  5. sedat dedi ki:

    Personel 🙂 Mubarek bayram, bunca olumsuzluğun içinde bize gülmek için sebep yarattın. Teşekkür ederim. Belediyeniz can alıcı hizmetlerden itfaiyecilik hizmetini bile adam gibi veremezken, Bodrum’da 3 metre yamasız asfalt bulunamazken, sahilde köpeklerin şezlongların altında uyukladıklarını göremezken, turistik tesisleri bırakın, kasap, fırın gibi insan sağlığını doğrudan ilgilendiren kuruluşları adam gibi denetleyemezken, zeki ve genç kadro tabiri insanı ancak güldürebilir. Adres sistemini bile doğru dürüst kuramadınız şu memlekette. Bodrum’un geçmiş günlerini herkes çok arayacak emin olun.

  6. sedat dedi ki:

    Sayın Can Pulak’ın tüm yazdıklarından sadece son söz paragrafına katılıyorum. Yazının kalan kısmı bence çöpten ibaret. Bodrum’un sorunlarını yüzeysel olarak irdeleyen yazı, Bodrum’u bugünlere getiren kayıkçı kavgasının kısa bir özeti olmaktan ileri gitmiyor. Hiçbir vizyonu olmayan, öngörüde bulunamayan belediye yönetimleri, Bodrum’un kaymağını biraz da bana bırak muhalefetçileri, ne oldum delisi mülk sahipleri, doymak bilmez bir iştahı olan işletme sahipleri, şık giyinip yerel gazetelere fotoğraf vermeyi makam sanan sivil toplum kuruluşu üyeleri, el birliği ile Bodrum’u bitirdiler. Herkese hayırlı uğurlu olsun.

  7. Ramas dedi ki:

    “Sempatiklikten gayrı hiç bir meziyeti olmayan başkan ” tespiti yazının en güzel kısmı.
    Geri kalanı ise temenniler ve kimi doğru kimi yanlış öneriler.
    Ilk yapılacak işin gerek truzim de gerekse yapılaşma da hakkaniyete dayalı ,kapalı kapilar arasinda degil halka acik bicimde liyakatli uzmanlarin yapacagi planlamalardir.
    Bodrum un az konuşan çok proje üreten,vatandaşı hasmı değil velinimeti gören anlayışa ihtiyacı var.Bodrumlularin ise bunları umursamadigini biliyoruz

YORUM YAZ