enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

“ÖKÜZ ÖLDÜ……”

fikret_karatas_bodrum_gundem_yazilari-1Bozulan birliktelikler için söylenen bir özdeyiş “Öküz öldü, ortaklık ayrıldı”

Şimdilerde olduğu gibi.

Fetullah çizmeyi aştı, padişah fermanı yazdı. Bir takım senaryolar yaşama geçirildi, Yenikapı’da olayın başı bağlandı.

Ülkemizin tarihinden, gündeminden, 31 Mart, 28 Şubat, ihtilaller, Menemen kalkışması ve benzeri aykırılıklar ile Atatürk, Cumhuriyet, Demokrasi, Laiklik karşıtlık ve düşmanlığı hiç düşmedi.Her olanak bulunduğunda ise hortlatıldı. Yalnız bunların içinde en sabırlısı ve irtica hortlatması konusunda en bilgilisi Fetullah’mış. Onu iyice anlamış olduk.

Epeyce yıl önce bir seçim döneminde, milletvekilliğine adaylığını koyan biri, yanlış anımsamıyorsam Nazilli alanında seçmenlere nutuk atıyor:

“Yimiüç nisanlada, ondokuz mayıslada, yimidokuz ekimlede gızlamız, gızanlamız cıbıldak, cıbıldak. Ni len buuuuu!…”

Adamın içindeki alaca bu. (kötü huy)  Olanağı yakalamış kusuyor. Belli ki, ağasından öğütlü. Alandakiler kendisini alkışlıyor ama, yarısından çoğu içerik için değil, bizim de çok hoşlandığımız tatlı ve akışkan  şiveyle anlatılması  nedeniyle beğenisini sunuyorlar.

Sözlerinden, girmeyi amaçladığı TBMM’de Çocuk, Gençlik ve Cumhuriyet Bayramı  ile Atatürk, Laiklik, Cumhuriyet ve Uygarlık hakkında neler söyleyeceği belli değil mi?..

Bu aşamadan sonra zaman, zaman böyle söylem ve davranışlara ket vurulsa da, elinde kutsal kitabımızla kürsülerde nutuk atan liderler aracılığı ve yönlendirmesiyle olgu gündemden defolup gitmedi, her önü açıldığında da azgınlaştı.

Böyle nutukların atıldığı yıllarda (1965) dinci partiler türedi. Bunların en güçlüsü de Erbakan ve şürekası tarafından kuruldu. Ancak Erbakan haddini biliyordu. Aştığı zaman da başına gelenlerden pek şikayet etmedi. Çok sıkışınca da Almanya’da alıyordu soluğu. Ara kere kendisine oy verenlere cennet müjdelese de, etrafındakilerin beklenmedik ihanetleri ve ordu onu hizaya getiriyordu. Onun zamanında irtica temsilcileri TBMM’de ağırlansalar da yedikleri sonradan burunlarından getirildi.

Erbakan ölmeden önce en güvendikleri tarafından terk edilip,  ihanete uğradı. Yılmadı uğraştı, ama artık kadayıfın altını kızartmaya gücü yetmedi. Orduya çok saygılı olmasına karşın

“Kanlı mı olacak, kansız mı olacak!” safsatası sanki vasiyet olarak kaldı ve bu günlere ait olguların temel ögelerinden biri oldu.

Erbakan öldü, ortaklık dağıldı…

Siyaset arenasında bunlar olurken, 1972 yılından bu yana içinde zehir depolayan Fetullah’da İzmir’in hoşgörü ve demokrat ortamından olabildiğince yararlanmayı sürdürüyor, “kindar ve dindar” dedikleri gençleri, Vali, Kaymakam, Subay ve benzer görevlerin istemli ve inatçısı olarak devletin kılcal damarlarına girmeye yönlendirip,  mecburcu hale getiriyordu.  Amerika’ya kaçtı ve de içinde biriktirdiği zehri pey der pey akıttı. 2004 yılından itibaren Tayyip Erdoğan, Hikmetyar kültürü ile Fetullah kültürünü kaynaştırıp  ülke yönetiminin başına geçti. Ve de  Feto ile ortaklık kurmuş. Bunun belgesi ve tanımı da 2004 yılında Fetullah’ın ülke için çok güçlü tehlike olduğunu  saptayıp, imza altına alan  Milli Güvenlik Kurulu  belgesinin 2013 “yok hükmünde” sayılması oldu ki belgenin altında Başbakan Tayyip Erdoğan’ın imzası bulunmaktaymış.

2004 ten 2013 yılına dek ortaklık halinde bulundukları bu günlerde yaşananlardan  belli olmuyor mu? Ortaklık konusu da Devletin kılcal damarları ve Rant.

Nedir bunlar:

Devlet yönetimi paylaşımı, Hükumet etme, Mülki idare, Hukuk sistemi (mahkemeler, savcılar, hakimler), Ekonomik yapı ve Bazı Bankalar, Silahlı güçler (ordu, polis), Din bezirganlığı, Mezhep ayrımı (Alevilik Sünnilik) . Fetullah ve Tayyip birbirlerini o denli iyi anlıyorlardı ki, 30 yıl öncesinden bu günlerin kararı verilmişti sanki.

Fetullah’a verilen hisselerde eksilme aksamalar başladığında hesaplaşma ortamına yöneldiler.  “Ne istediler de vermedik” , “Bu hasret bitsin. Dön artık”  lafları da kar etmedi. Zaten dönünce başına ne geleceğini kestiriyordu artık. Dönecekti ama “Mehdi” olarak.  Bir konuda yanıldığının asla farkına varamadı.

Ortaklığın en önemli maddesi yerine getirilirken, atananların dökümü yapılmış. Binlerce kişi rant, yönetim, ekonomik odaklara isim ve adres belirlenerek, yani fişlenerek atanmışlar. Bu denli kısa sürede 100 bin kişinin  saptanıp toplanması  bu olgunun kanıtı olmuyor mu?…

Şemdi yapılan şey, “GANİ, GANİ VERİLENLERİN ZORLA GERİ ALINMA İŞLEMİDİR!…. Fetullah’ın TSK ile ilgili düşünce ve önerileri hoşa gitmiş olmalı ki, ordunun hesabı görüldü, görülüyor.

Yani gitti FETO geldi AKP…

Bu konularla ilgili olarak KHK ile yönetim  esas alındı ve eylem sürekli gerçekleştirileceğe benziyor. Hiç kimse ikincisinden sonra uzatılmaz fikrine kendisini alıştırmasın.  Görünen odur ki, üçer, üçer uzatılacak ve seçimlere ulaşılacak. Anayasal yoldan elde edilemeyen “TEK ADAM”  yönetimi böylece sağlanmış olacak.

Şikayetçi olanlar, “Çaresi yok mu?” demesinler.

Çünkü yok gibi.

Halk suskun ve korkulu. Muhalefet zaten bir garip halde. Ana muhalefet lideri ile Gurup Başkan Vekili (Levent Gök)  el ele vermişler. Yenikapı ruhu etkisiyle kendilerine gösterilen,  Cambazı seyrediyorlar. Bunlara katılan kimi Milletvekilleri Partisine, Atatürk ve İsmet Paşa’ya hakaret edip, Cumhuriyet, Laiklik, Demokrasi ve Demokratlığı dışlayıp yadsıyanları ayakta ve saygıyla alkışlıyorlar. Elbette sıkılmadan ve zevk duyarak.! Milletin anası ağlarken ona sesleniyorlar

“Sus, bir gün gelip düzelecek!.”  Elbette ana daha çok ağlıyor bu zavallılığa….

Öküz öldü ortaklık ayrıldı.

Halkımıza, CHP, MHP ye de YENİ KAPI RUHU kaldı…

Güle, güle harcayıp hayrını görsünler!….

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.