enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

YALAN SÖYLEMEK GÜNAH MIDIR?

Spread the love

serdar-anlağan-yazıları-1En tehlikeli yalancılar, yalan söylerken kendi yalanlarına inananlardır. Elbette bu, psikoloji biliminin ve psikiyatri anadalının konusudur. Mitomani ya da Patolojik Yalancılık denilen bu hastalık için, narsistik kişilik bozukluğu, histerik kişilik, çocukluk döneminde istismara uğramak gibi sebeplerden bahsediliyor.

Mitomanların toplumda yer edinmeleri hemen hemen olanaksızdır. Bazen, sömürücüler tarafından Adolf Hitler veya Enver Paşa gibileri çıkarılır ve kullanılır.

“Tarihin tekerrürden ibaret olduğu” tıpkı “yedisinde neyse yetmişinde de o olduğu” gibi metafizik bir dogmadır, safsatadır. Ne tarih tekerrür eder ne de insan sabit bir karakterde kalır.

Her şey karşıtını içererek, değişir, devinir, evrilir…

Yani bugün karşımızdaki mitomanlar Hitler ya da Enver değildir…Bunlar Höstmodern Mitomanlar‘dır…

Sömürücülerin propagandistleri her gün, her saat, her an içinde boğuldukları dipsiz kuyudan, o karanlık ağızları, o ölü köpekbalığı gözleri ile yayındalar…

İnsansızlaştırıyorlar…

Ama mücadele sürüyor…

Aydınlık aklın kavramlarının, bilimin, sanatın, felsefenin, özgürlüğün, eşitliğin, adaletin içi boşaltılan anlamları genç toplumcular tarafından yeniden dolduruluyor…

Gerçek ışığı doğuyor…

Atatürk ve kadrosunun, Türkiye Cumhuriyeti’ni laiklik ilkesi üzerine binâ etmesi bu devletin ve toplumun bugüne kadar ayakta kalmasının yegâne nedenidir.

İslam dininin reform ve rönesans yaşamamış olmasına rağmen, dönemin şartları içinde incelediğimizde, Allah’ı sevmek anlayışı üzerine kurulmuş bâtınî tarikatların, tasavvufun ve nispeten akılcı Hanefî mezhebinin Anadolu’da yaygın olması olarak görebiliriz bu devrimin temelini.

T.C.’nin jakoben kurucu kadrosunun yirmi yılda feodaliteden pre-kapitalist sisteme geçmesinin tarihte eşi yoktur. Avrupa’nınki beşyüz yıl sürmüştür. Japonya en kısasıdır, ikiyüz yıl…Shogunlar’ın kanlı katliamları ile gerçekleşmiştir bu “Japon Mucizesi.”(*)

Türkiye’de laikliğin fiilen kaldırılması ülkenin bölünmesi ve işgali ile sonuçlanır.

“Kömürcü İnancı” nedir?

Kömürcü İnancı (La foi du charbonnier) denilen basmakalıp inanca sahiptirlerPapazları onların adına inanırlar. Onlar da kılavuzlarının bilinmeyen inançlarına sözlü olarak katılırlar.(**)

 …Hükümdarlar ilâhiyata karışmaktan uzak kalınca ilâhiyatçıların tartışmalarında korkulacak bir şey kalmaz.(**)

 …Gerçek halde dinleri hakkında halkın hiçbir fikri yoktur. Dinin düzelttiği şey, bilinmeyen ve esrarlı fiillere kör bir bağlılıktan başka bir şey değildir.(**)

 …Bütün devirlerde kamu düşüncelerinin kutsal kılmış olduğu sapkın fikirlerden, tehlikeden uzak bir şekilde ayrılmak mümkün olmamıştır.(**)

 Din işlerinde yanılmaya gelmez. Diğer her konuda cezaya çarptırılmaksızın hata edebiliriz; yolunu kaybedenlere acınır, bazı yeni gerçekler keşfeden kimselere bazı üst görevler verilir; gerek düşülen hatalarda, gerek yapılan keşiflerde ilahiyatın alâkadarlığına hüküm olunur olunmaz kutsal bir gayret alevlenir, hükümdarlar imha ederler(!) ahâli çıldırır, milletler ne için olduğunu bilmeksizin homurdanmağa başlar.(**)

 …Genel ve özel huzur ve mutluluğun boş, prensiplerden uzak, hasta hayallerden başka hiçbir zaman hiçbir temeli olmayan ve zekâya anlamsız kelimelerden başka bir şey sunmayan bir bilime dayandığını görmek kadar keder verici hiçbir şey var mıdır? (**)

İslam kelimesinin anlamı nedir?

Türkiye Diyanet Vakfı’nın İslam Ansiklopedisi‘nde, İslam kelimesinin kökenbilimi (etimolojisi) şöyle izah edilmektedir:

İslâm: Etimoloji ve Tanım: “Kurtuluşa ermek, boyun eğmek, teslim olmak; teslim etmek, vermek; barış yapmak” anlamlarındaki silm (selm) kökünden türemiş olan İslâm’ın etimolojisini yapan ilk âlimlerden İbn Kuteybe kelimeyi “boyun eğmek ve iradî olarak uymak suretiyle barış ortamına girmek”, İbn Manzûr da “boyun eğmek (inkıyâd) ve itaat etmek” şeklinde açıklamıştır.

Wikipedia ansiklopedisinin Türkçe olanında aynı madde şöyle yer almakta:

İslâm Arapçada “s-l-m” kökünden türemiştir. İslâm kelimesi kökün etken ortaç şekli olan eşlemeden türer ve “teslimiyet” anlamına gelir. Sonuçta İslâm, “teslimiyet” anlamına gelirken Müslüman da “teslim olan” demektir; burada teslim olunan tek Tanrı olduğu kabul edilen Allah’tır.

Diyanet Ansiklopedisinde ise “selam” kelimesi şöyle açıklanıyor:

Selam : Müslümanların karşılaştıklarında birbirlerine sağlık ve esenlik dilemeleri anlamında bir terim. Sözlükte “kusursuz olmak, kurtulmak, rahatlamak” anlamındaki selâm Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde “eman, kurtuluş, esenlik, barış” mânaları yanında “selâmlama” anlamında da geçer.

Ötüken Türkçe Sözlük‘te ise “selam” kelimesinin açıklaması şöyle:

Selam: Ar. (selime, sağlam, dokunulmamış, eksiklikten ve kusurdan uzak olmak)..2. Barış; uzlaşma; rahatlık…

Arapça ile aynı dil kökeninden gelen İbranice‘de de “Shalom” selam-barış demektir.

 Nişanyan sözlüğünde bir not eklemiş “islam” ve anlamı üzerine:

Ar. islām 1. (özellikle Tanrıya) teslim olma, boyun eğme, 2. bir din < Ar. aslama teslim oldu, barıştı…

selam

Not: Arapça sözcüğün anlam evrimi için karş. Jeffery 62-63. Selam “barış, selamet; selam sözü” ve eşdeğerleri tüm Sami dillerinde yaygın iken, “Tanrının iradesine boyun eğme” anlamındaki türev ancak Aramice rabbinik literatürde ve Süryanicede ortaya çıkmış görünmektedir.

Demek ki, islam ve aynı kökten gelen selam arasında anlam ayrılığı vardır.

Demek ki, günlük konuşmada İslam’ı selam yerine ya da selamı İslam yerine kullanamayız.

Selam “barış” demekse, İslam ne demektir?

İslam, teslim-teslimiyet demektir.

Yalan söylemek günah mıdır?

İslâm âlimleri, yalan konusunu işlerken dilin ve konuşma yeteneğinin insanı diğer canlılardan ayıran en büyük özellik olduğunu belirterek Allah’ın verdiği bu nimeti yerinde kullanmayanların insanlık değerini de kaybedeceğine dikkat çekerler.(**)

Laiklik elden giderse memleket de elden gider.

Patronların çocukları kaçar da halkın çocuklarına ne olur?

İyi düşünülmeli…

*Bozkurt Güvenç / Japon Kültürü

*ATATÜRK’ÜN OKUDUĞU KİTAPLAR / Altını çizdikleri – Anıtkabir Derneği Yayımı 2001 / Sayfa: 494-495-512-515 / Akl-ı Selim / LE BON SENS / J.Meslier 1928 / Çeviren: Dr. Abdullah Cevdet / Env. no: 143

**Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Yalan maddesi

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.