enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Farkında mıyım? Serdar Anlağan yazıları…

Ali Hoca’ya terbiyesizce hakaret eden ırkçı, faşist, oportünist, nasyonel-sosyalist, ergenekoncu-derin devlet bağlantılı, aydınlanmacı görünen tümdengelimci şovenist-jakoben, güya sol kılıflı ezenlerin borazanı döneklerin kusmukları, tarihe yalnızca bir kez daha Hoca’nın pusulası olan kutup yıldızından yani insan haklarından şaşmadığının kanıtı olarak geçecektir.
Bu tipler Ali Nesin’e, Aziz Nesin’in yaşamının en büyük eserini emanet ettiği oğluna, babasıyla ne kadar yakın olduklarını, nasıl onunla beraber çalıştıklarını anlatarak saldırdıklarında ancak kendi seviyelerinin alçaklığını kanıtlıyorlar. Bunların Aziz Nesin üzerine konuşmaya hakkı yoktur.
Benim var!..
Ben Aziz Nesin’in gözlerinin içine bakarak “Farkında mıyım?..” diye sorup, Usta’dan tereddütsüz “Farkındasın…” yanıtı aldığımda yirmi yaşındaydım.
Bu yazıyı mecburiyetten yazıyorum.
Ve bu yazıyı yazarken, ezilenlerden yana, düşünce özgürlüğünden yana, çocuklardan yana, demokrasiden, insan haklarından yana, ırkçılığa, yobazlığa, totalitarizme karşı mücadelesini hayatıyla ve eylemleriyle kanıtlamış Ali Nesin Hoca’ya hakaret eden bu “insansız”larla aynı anadili konuşmaktan hicap duyuyorum.
Rahmetli Gülçin Çaylıgil öyle derdi, en ağır sözü buydu : “İnsansız…” derdi bu gibi tipler için.
Ali Hoca’nın 9 Haziran 2017’de Facebook hesabında paylaştığı ifade, her şeyi özetliyor:
“Bir yaz tatilinde Türkiye’ye döndüğümde bir gece babam ve arkadaşlarıyla meyhaneye gittik. Otuzlu yaşlardayım. Yenildi içildi, konuşuldu, tartışıldı… Saçma sapan, beş para etmeyen sözler, hepsi ezber… Babamınkiler hariç tabii. Çoğu zaman olduğu gibi konuşmadan sessizce dinledim. Meyhaneden çıktığımızda babama,
– Baba ya, dedim, bu insanlarla ne yapıyorsun sen? Yazık değil mi zamanına? 
– N’apim oğlum, dedi, eldeki malzeme bu! Ne yapacaksak bunlarla yapacağız…
Babamın etrafında dönen, değerli zamanını alan yüzlerce, binlerce kişiden sadece üçü dördü babamın ölümünden sonra Nesin Vakfı’nı yalnız bırakmadı. Diğerleri, ne yiyip içiyorsunuz, bir şeye ihtiyacınız var mı, aç mısınız susuz musunuz diye bir defa bile arayıp sormadı. Babamın kemiklerini sızlatıyormuşum! 
Hadi ordan! Ruhu şad oluyordur yaptıklarımızı gördükçe.”
Sanmayın bu devran böyle gider, keser döner sap döner gün gelir hesap döner.
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.