ELVEDA PRENSES – 3…

SERDAR ANLAĞAN
SERDAR ANLAĞAN
  • 14.12.2017
  • 1.452 kez okundu

elveda_14WEBKaryalı Prenses’in çizgi-romanında bir sahnede, Prenses Labranda’ya gider ve tapınaktaki kutsal pınarda yaşayan bilge yılan balıklarına âtisini sorar. Bu yılan balıklarına bakan rahipler, yan yüzgeçlerine altın küpeler takarlarmış.

EM, Karyalı Prenses Salonu’nun giriş kapısının üzerine kocaman bir akvaryum yaptırdı, duvara astı, içine de yüzgecine altın halka takılmış yılanbalığı koydu. Canlı. Hem akvaryumun havalandırmasının gürültüsü hem yüz kiloluk akvaryumun düşme riski hem de popülist müzecilikte ifrata kaçılması açısından kabul edilemez bir şeydi.

elveda_15WEBGenel Müdür Engin Özgen geldi, delirdi. EM’e:

-Mersedes’in üzerine yağlı boya sürmüşsün! dedi.

Söktürdü akvaryumu.

EM çok kızdı. Gitti kafeye oturdu, bir iki saat söylendi.

Sonra benden oraya kulağında altın küpe olan bir yılanbalığı resmi çizmemi istedi. Ansiklopediyi açtım, güzel bir görsel buldum, hemen aktardım duvara. İyi de oldu. Bir kaç yıl evvel baktım, üstünü boyamışlar.

Açılış günü geldi. Her tarafa bayraklar asıldı, basın, kalabalık ve T.C. Kültür Bakanı Durmuş Fikri Sağlar ile Muğla Valisi Lale Aytaman geldiler.

Fikri Sağlar‘ı 12 Eylül Faşizmi’ni yırtanlardan, cesur milletvekili, rahmetli Cüneyt Canver‘in yancılığından beri biliyordum. Genelde ışığı yayan kaynak, onun ışığını yansıtan ayna ile beraber gezer. Aziz Çalışlar ve Özdemir İnceİlber Ortaylı ve Murat BardakçıLaurel ve Hardy gibi.

Türkiye’nin ilk kadın valisi olarak tanınan Lale Aytaman ise rahmetli Sevgi Gönül Hanımefendi‘nin arkadaşıydı. Oradan biliyordum.

EM, salonun açılışında fresko ile ilgili bilgi vermem için beni bakanın ve valinin huzuruna çağıracağını söyledi.

elveda_16WEBFransız Kulesi’nin önünde, “Yunanlı dostlarımızın işgali…” ile başlayıp “Ne Mutlu Türküm Diyene!” diye bitirdiği nutkunu attı.

Sonra salon açıldı, bakan ve vali ile içeri girdiler. Bir süre sonra beni çağırdı. Gittim, anlatmaya başladım ama ne anlatma! O kadar detaylı ve uzun ki, üç dakka sonra EM kesti, teşekkür edip beni gönderdi, bıraksa bir saat anlatacaktım. Fikri Sağlar‘ın gözleri donmuş buzhane balığı gibi bakıyordu ve anlattıklarım umurunda bile değildi. Lale Hanım ise parlak gözlerle ve ilgiyle dinledi karşısındaki hevesli çocuğu, hoş, anne bir kadındı.

elveda_17WEBBakan ve Vali gitti. Resmi açılış başarılı olmuştu ama iş henüz bitmemişti, şimdi asıl önemli olan kısıma gelinmişti. Yapılan işi meslektaşlara anlatmaya.

İngiliz Kulesi’ne gidildi, Türkiye’nin en saygın arkeologları EM’in “esprili” sunumunu dinlediler. Çıkışta annemin gözleri yaşlıydı, belli ki kendince oğluyla gurur duyuyordu. İngiliz arkeolog hoca anneme “Oğlunuz çok hevesli (ing.enthusiastic)” dedi.

elveda_18WEBAkşam ise İngiliz Kulesi’nde kutlama yemeği vardı. Daha önce burada bir yemeğe katılmıştım, enfesti. Güneş batarken ve davetliler yeni gelmeye başlamışken birden kapıda bir bağırış çağırış koptu. Baktım Aykut Ağabey, uzun boylu, bıyıklı bir adamla neredeyse yumruklaşıyor. Müze görevlileri koştular araya girdiler, adamı uzaklaştırdılar. Adam, boyun damarları şişmiş, “Görürsün sen!” diye bağırarak, tehditler savurarak uzaklaştı. Gazeteciymiş, davete girmek istemiş, Aykut Ağabey izin vermemiş, tartışma kavgaya dönmüş.

elveda_19WEBElbette bu olay hiç de iyi olmadı ama EM her zamanki soğukkanlılığıyla, misafirleri gerektiği gibi ağırlamasını bildi. Şovalyelerin toplantı odasındaki masif masanın etrafında oturuldu, mumlar, kandiller, lezzetli yemekler, bol içki, mesleki sohbetler, espriler ve EM’in eşi ile Serap‘ın güzel sesinden dinlenilen türkülerle herkesin keyfi yerine geldi.

Bir ara müze görevlilerinden biri EM’in kulağına bir şeyler fısıldadı. elveda_20WEBEM, Aykut Ağabey ile beraber kalktı, dışarı çıktılar. Meğer Aykut Ağabey‘in yumruk yumruğa geldiği gazeteci, Hürriyet muhabiri Yaşar Anter‘miş. Adam karakola gitmiş, şikâyetçi olmuş, polis gelmiş, Aykut Ağabey‘i ifadeye çağırıyorlar. Sonradan geldiler, tekrar katıldılar davete.

Unuttum eklemeyi, açılışta o ukalâ köpekli tipi gördüm. Yanına gittim, “Şimdi, senin beni tebrik etmen gerekiyor” dedim, baktı, “…Unutmamış” dedi lâvuk.

elveda_21WEBSonsöz:

Bodrum Arkeoloji Müzesi’nin teşhir salonları yeni bir proje ile değişiyor. Benim Karyalı Prenses freskom da yıkılıp gitmiştir. Zaten haşatı çıkmıştı. 1993’te fotoğrafçı Oğuz Hamza ricamı kırmamış, freskoyu çok da güzel belgelemişti. Bir röportajla beraber bu fresko THY Skylife Dergisi’nin 1993 Aralık sayısında yayımlanmıştı.

Bir nehirde iki kez yıkanılmaz.

Ve söz uçar yazı kalır.

Fresko bazen kalır…

ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Serdar Anlağan dedi ki:

    Düzeltme: “…Baktım Aykut Ağabey, uzun boylu, bıyıklı bir adamla neredeyse yumruklaşıyor. Müze görevlileri koştular araya girdiler, adamı uzaklaştırdılar. Adam, boyun damarları şişmiş, “Görürsün sen!” diye bağırarak, tehditler savurarak uzaklaştı. Gazeteciymiş, davete girmek istemiş, Aykut Ağabey izin vermemiş, tartışma kavgaya dönmüş.”

    Bu paragrafta bahsettiğim kişi Yaşar ANTER’dir. Kendisini “uzun boylu” diye hatırlamamın sebebi, söz konusu olay esnasında Aykut Ağabey’in üzerine yürürken, müze görevlilerinin kurduğu barajın üstüne tırmanması idi. Aslında kısa boylu, ufak tefek bir adammış. Düzeltiyorum, karışıklık olmasın.

YORUM YAZ