Dünya Lideri Atatürk… / Yılmaz Bozkurt Yazıları…    

Yılmaz Bozkurt
Yılmaz Bozkurt
  • 11.11.2019
  • 120 kez okundu

Tarihte insanlar vardır damla damla yaşamış, İnsanlar vardır. Zaman zaman yaşamış ve insanlar vardır dağ dağ yaşamış. Tarihte insanlar vardır, gölgesi meydanları doldurmuş; karaltısı dağ başlarını tutmuş; bakışları en uzak dalların ucuna, en geniş ovaların sonuna ulaşmış! Ve yine tarihte öyle insanlar vardır ki; insanlığın önünde bir bayrak gibi yürümüş; her davranışı yeni bir hamle, yeni bir çağ açmış ve muhteşem varlığı tarihin ufuklarında güneş olup ebediyen parlamış.

İşte böyle bir insanı aramızdan ayrılışının 81. Yıl dönümünde milletçe, bir kez daha anmanın gururunu yaşıyoruz. Sizler de biliyorsunuz ki; Yüce Atatürk kendi varlığının değil düşüncelerinin önemli olduğunu ve asıl onların yaşatılması gerektiğini belirtmiştir. Atatürk Türkiye’sinin bireyleri olarak bizler de O’nun düşüncelerini ve ilkelerini kendimize birer bayrak edindik ve onun belirttiği akıl ve bilim yolunda ilerleyip; O’nun gösterdiği ‘’çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne ulaşmayı’’ kendimize hedef seçtik. Hiçbir güç bizi bu yoldan döndüremeyecektir ve döndüremez de. Gerçek anlamda bir devlet adamı olabilmenin yolu vizyon sahibi olmaktan, yani perşembenin gelişi çarşambadan bellidir öz deyişinde olduğu gibi geleceği görebilmek, gelecekte olması muhtemel olayları sezebilmekten geçer.

Sizlere Yüce Atatürk’ün ileri görüşlülüğü hakkında bazı örnekler vereceğim: Atatürk Cumhuriyet’in 10. Kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmada ,Sovyetler Birliği’nin geleceği ile ilgili olarak tarih tarafından doğrulanan çok ilginç  bir öngörüde bulunmuştur.Atatürk’ün bir kehanet niteliğindeki sözleri şöyleydi: “Bu gün Sovyetler Birliği bizim dostumuzdur, komşumuzdur.Müttefikimizdir.bu dostluğa ihtiyacımız vardır.Fakat yarın ne olacağını kimse bu günden kestiremez.Tıpkı Osmanlı Devleti gibi,tıpkı Avusturya- Macaristan İmparatorluğu gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bu gün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilir.Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir.İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir.Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, dini bir özü bir kardeşlerimiz vardır.Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız.Hazır olmak yalnız susup o günü beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür, Tarih bir köprüdür. Köklerimize inmeli, olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gerekmektedir.’’

Yüce Atatürk bu konuşmasını günümüzden 87 yıl önce yapmıştır. Sovyetler Birliği 25 Aralık 1991 ‘de Kazakistan’ın o zamanki başkenti Alma- ata ‘da yapılan konferansta, Sovyetler Birliği’nin son devlet başkanı Mihail Gorbaçov tarafından feshedilmiştir. Yerine 15 bağımsız cumhuriyet kurulmuştur. İşte bu devletler içinde yer alan Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan,Kırgızistan ve Azerbaycan bağımsızlıklarını kazanarak Türk dünyası içindeki yerlerini almışlardır. Bu devletleri ilk tanıyan da Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Atatürk’ün sözlerinden 58 yıl sonra gerçekleşen bu durum bize O’nun ne kadar ileri görüşlü olduğunu göstermektedir.

Yine Atatürk Kurtuluş Savaşı öncesinde Osmanlı Devleti’nin felaket uçurumuna yuvarlanışını uzak görüşlülüğü ile önceden sezen ve değerlendiren bir insandır. Bu yüzden daha I. Dünya Savaşı içindeyken Osmanlı İmparatorluğu’nun bir felakete doğru sürüklendiğini teşhis etmiş ve gün geçmeden çareler aranması gerektiğini cesaretle ortaya koymuştur.

Bu yönüyle Atatürk’ün ortaya çıkacak gerçekleri ileri görüşlülüğü sayesinde çok önceden tespit edebilecek kadar geniş bir vizyona sahip olduğu kanıtlanmaktadır.

Mustafa kemal Atatürk 1932 yılında dönemin ABD Genel Kurmay Başkanı General Mac Arthur’a şöyle demiştir: “Versay Antlaşması I. Dünya Savaşı’nı ortaya çıkaran etkenlerden hiç birisini ortadan kaldırmamıştır. Bilakis dünün rakipleri arasındaki uçurumu büsbütün derinleştirmiştir. Almanya ise 70 milyonluk çalışkan ve disiplinli bir millettir. Milli ihtiraslarını kamçılayabilecek bir siyasi akıma kendini kaptırdı mı er geç Versay Antlaşmasını geçersiz sayacaktır.” demiştir. Gerçekten de Almanya Nazi lider Adolf Hitler önderliğinde güçlenir ve 1939 yılında II. Dünya Savaşı’nı başlatır.

Yine Atatürk 1930’larda daha II. Dünya Savaşı çıkmadan çok daha önce şunları söylemiştir: “Avrupa’da çıkacak savaşın galibi ne İngiltere ne Fransa ne de Almanya olacaktır. Bu savaşın galibi Bolşevizm olacaktır.” Gerçekten de II. Dünya Savaşı sonrası neredeyse Avrupa’nın yarsı bolşevizmin denetimi altına girer.

Atatürk bir konuşmasında “Doğu’dan şimdi doğacak güneşe bakınız. Bugün günün nasıl ağardığını görüyorsam, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve hürriyete kavuşacak daha çok millet var. Bu milletler bütün engellere rağmen kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır.’’ demiştir.

Atatürk ileri görüşlü olduğu kadar, emperyalizmin karşısında ilk kurtuluş savaşını vermiş bir lider olarak şöyle demektedir: “Türkiye’nin bu günkü mücadelesi yalnız kendi nam ve hesabına olsaydı, belki daha kısa, daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi. Türkiye büyük ve önemli bir çaba sarf etmiştir. Çünkü savunduğu bütün mazlum milletlerin, bütün Doğu’nun davasıdır.” demiştir. Gerçekten de sömürge durumunda olan Hindistan gibi, Pakistan gibi birçok doğu milletinin daha sonraki süreçte Mustafa Kemal’in başlattığı Türk Kurtuluş Savaşı’nı örnek alarak bağımsızlıklarını elde etmişlerdir.

Son olarak söylemek gerekirse Atatürk’ün çağdaşı olan liderler ve onları siyasal sistemleri bugün yerle bir olmuştur. Ama Atatürk’ün kurup gençlere emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti bugün dimdik ayaktadır ve sonsuza kadar öyle kalacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ