Toprağa Düşen Tohumun Canı Acır mı? Dr.Metin Aycıl Bodrum Gündem yazıları…

Dr. Metin Aycıl
Dr. Metin Aycıl
  • 02.04.2020
  • 2.403 kez okundu

Ali’nin selâmı var

Ali on dört yaşında

Davar güder dağ başında

Sürü önde

O yalınayak arkada

Ali’nin gözleri kara kehribar

Ali’nin selâmı var

NAZIM HİKMET

Yıllardır doğum günü kutlamalarını hayır ve hasenata dönüştürmüş olan, çok değerli bir Kardeşim son doğum gününü; “Her Çocuk Bir Tohumdur” sloganıyla az da olsa farklı kutladı. Yazının başlığı o akşam aklıma geldi ve hâtırlarım geçti gözlerimin önünden.

Söz konusu Kardeşimin son doğum günü kutlamasına son bölümde değineceğim; öncelikle, sırasıyla iki anımı paylaşmak istiyorum.

Çok uzun yıllar önceydi, TV siyah beyazdı sanki. Derinden etkilendiğim bir habere tanık olmuştum; bugün hâlâ, gözlerim buğulanarak hatırlıyor olmam, derinden etkilendiğimin bir göstergesidir.

Anasız ve babasız kalmış üç çocuktu olayın kahramanları. İkisi İlkokul başlangıç yaşlarında, büyük olan ise Ortaokul sonlarındaydı sanki. Devlet sahip çıkmıştı çocuklara. Devletin şefkatini o gün tarifsiz bir şekilde hissetmiş ve minnet duymuştum. Büyük çocuğun söyledikleri çok etkileyiciydi. Hayat onu büyütmüş; âdeta kardeşlerinin babası gibiydi. Samimiyetle söylüyorum ki; duygulanmış olmamın yanında -neden bilemiyorum- kendimi mahcup hissetmiştim. Şunları söyledi çocuk:

Bize yapılan bu iyiliğin altında kalmayacağım. İyi okuyacağım, İngilizce öğreneceğim…

O kadar merak ediyorum ki; bu çocuklarımız şimdi nerelerdedir? Hayatları nasıl geçmiştir? Güzel ve mutlu hayatlara sahip olmuş olmalarını en kalbî hislerimle diliyorum. Onurlu bir hayat sürdüklerinden eminim.

Bu yaşanmış öyküde, yazının başlığı olan sorunun cevabı ne olabilir?

İkinci yaşanmış öykü Oğlum ile ilgili. Üniversite okurken, öğrenci değişim programı (Erasmus) ile 2012 yılının güz döneminde Fransa’ya gitmişti. Oradayken de Türkiye’nin gündemini yakından izlediğini biliyorduk; ancak inisiyatif alarak etkili olabileceği, şahsen benim aklıma gelmemişti.

Basında ve sosyal medyada da geniş yer bulan haber şuydu: Güneydoğu’da bir ilimizin bir köyünde (isimleri burada tekrar etmek istemiyorum), İlköğretim çocuklarını okullarına götüren servis aracının bozulması sonucu, sert kış koşullarındaki çocukların durumları gözler önüne sergileniyordu. Ayaklarında ayakkabılar yok, üstleri başları da son derece yetersizdi. Herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Oğlum 2013 Şubat ayının ilk günlerinde İstanbul’a döndü ve bir ya da iki gün kalıp söz konusu köye gitti. Fransa’dayken, İstanbul’daki sponsor firmalarla ve arkadaşlarıyla organize olup her şeyi ayarlamış. Üç gün orada kalıp, yardımların yerine ulaşmasını bizzat gerçekleştirmişler. Bir İlkokul çocuğu Oğluma hitâben, el yazısıyla yarım sayfalık bir teşekkür mektubu yazmış. Duygu yüklü. Mektubu Oğlumun dosyasında muhafaza ediyorum. Oğlumla da gurur duyuyorum.

Yine soruyorum: Bu yaşanmış öyküde, yazının başlığı olan sorunun cevabı ne olabilir?

Son öyküm ise, başta da belirttiğim gibi, sevgili Kardeşime ait. Kendisini kırk yıldır tanırım. Çok başarılı bir eğitim hayatının ardından, özel sektörde üst düzey yöneticiliğe kadar yükseldi. Kendisi duygu adamıdır, bunu da yoğun yaşar, bize de yaşatır.

Uzun yıllardır evli olan Kardeşimin bir çocuğu yok; ancak onlarca çocuğu var. Zira yazının başlığındaki sorunun cevabını vermişti kendisi; “Evet” diyerek şöyle seslenmişti sanki bizlere:

Toprağa düşen tohumun canı acır”. Bu acıyı kendinde hissetmiş, elini taşın altına koymuş ve hepimize hissettirmiştir. “Her Çocuk Bir Tohumdur” sloganıyla hayır ve hasenata dönüştürdüğü doğum gününde, video sunumlarıyla bugüne dek yaptıklarını ve yapacaklarını anlattı bizlere. Final de çok duyguluydu. Fidan olmuş tohumlar hep bir ağızdan sevinçle haykırdılar:

Doğum günün kutlu olsun…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ