Bilgisayarlarımızı Çöpe mi Atsak? Celal Gürsoy Bodrum Gündem yazıları…

CELAL GÜRSOY
CELAL GÜRSOY
  • 01.06.2020
  • 6.941 kez okundu

Mavi Planetimizde yaşayan 7.8 milyar civarındaki insanın 4.5 milyardan fazlasının internet kullandığını ve bunlardan 3.8 milyarının da sosyal medyayı kullandığını düşününce şöyle bir adım geri çekilip “bu nereye gidiyor” diye düşünmeden duramıyorum.

Bilgisayarların gelişimini ve pazarlanma sürecini çok yakından takip etmiş biri olarak bir zamanlar (çok eski değil 80’li yılların ikinci yarısında) bilgisayarların gelişim hızına yetişemediğimizin farkındaydık. Daha programcılığın bu işi nerelere götüreceğini düşünmekten çok uzaktaydık.

O günlerde biz Commodore 64’ün yeni çıkan IBM Kişisel Bilgisayarla (IBM PC ile) nasıl boy ölçüşeceğini takip ediyorduk. IBM ilk PC’yi çıkarttığında beş senede iki yüz elli bin adet satacağını tahmin etmişti. Bu rakamı (inanmayacaksınız) ilk ay içinde sattı… Bu tahmin edilemeyen hızı görünce IBM bu sefer geniş bir tahminle 2000 yılında dünyada 80 milyon PC olacağını hesapladı. 2000 yılında gelindiğinde bu sayı 500 milyonu aşmıştı. Almanların tabiriyle bilgisayarla ilgili her şey “sıcak simit gibi” yok satıyordu.

O yıllarda Frankfurt’ta idim. Nintendo oyun bilgisayarının Almanya Pazarlama Müdürünü şirketimde ağırladığımda kendisine (kendimce çok cazip) bir teklifte bulunmuştum: “Almanya’daki bütün büyük fuarlara katılıyorsunuz, bunların tüm masraflarını Barter yoluyla, para harcamadan, karşılığında alet vererek ödeyebilirsiniz.” Cevap muhteşemdi: “Ben tüm imalatımın gelecek beş yıllık kapasitesini satmış durumdayım. Hiç alet yok, para vermeyi tercih ederim.”

İşte durum böyleydi.

Sonra programlar öne geçmeye başladı. Uygun yazılımı bulan kısa sürede ilk milyon dolarını kazanıyordu.

Ve aniden programcıların birbirini yutma devri geldi. Milyarlarca Dolar havada uçuşuyordu.

Bizler sade vatandaşlar o programdan bu programa sürüklenerek işin tadını çıkartmaya başladık. Önce telefonlar bedava olmaya başladı. Sonra bedava bonusların arasına görüntü de girdi. Haberleşmeye para harcayan kalmamıştı. Bilgi bedavaydı ve bilgiye ulaşmak için bilgisayar bile gerekmiyordu. Elindeki küçücük bir aletle dünya artık avucunun içindeydi.

Aradığımız her bilgiye bedava erişebiliyorduk ve daha fazlasını istediğimizde yardımcı olan sonsuz sayıda uygulamalar vardı. Fotoğraf ve video çekimleri markaların birbirini yemesine neden oldu. Dev firmalar yok oldu. Büyükler daha çok büyüdü.

Bütün bunların arasında gözden kaçan bir şey vardı. O bedava, her yerden erişilen bilginin artık güvenilir olmadığı anlaşılmaya başlanmıştı. Çünkü aradaki faktörü göz ardı etmiştik. İnsanı. Her şeyi kirleten, çizgisinden çıkartan, dejenere eden insanı.

Artık internet çöp doluydu. Sosyal Medya olarak tanınan kavramın çürük temeller üzerinde inşa edildiği artık anlaşılmıştı ama bunu düzeltecek sınır çoktan aşılmıştı. Büyük data toplayıcıları toplum mühendisliğini bu yolla ard niyetli olarak kullanmaya başladılar.

Peki ne yapmalı, artık ne okuduklarımıza ne de gördüklerimize inanamaz olduk. Her saniye yeni bir komplo teorisi düşünerek yaşamaya başladık. Çevremizde iyi niyetli olduğuna inandığımız kişilerin bile yanlış bilgilerle yanlış tarafa yönlendirildiğini gördükçe güvensizliğimiz artıyor.

Gerçekten neyin doğru olduğunu bilemeyeceğimiz günler geliyor.

Biz ne yaptık?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ