enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Milas Zeytin Hasat Şenliği

Tüm kutsal kitaplarda zeytin ağacına övgüler vardır. Refahın, bolluğun, bereketin, barışın, insanlık için en önemli erdem ve değerlerin sembolü olan zeytin, bütün ağaçların ilkidir de…

Kökü yok olmadıkça kurumayan tek ağaçtır. 3000 yıldan fazla yaşayanı Girit’te olup, hala zeytin veriyor. Faydası saymakla bitmez, sağlığa yararıyla adeta bir yeşil eczanedir o. Ülkemizin çok yerinde yetişen zeytine gerekli saygıyı ve sevgiyi göstermemiz lazım. Son yıllarda, tüm canlılara şifa dağıtan, besleyen, ateşiyle ısıtan, gölgesiyle koruyan, koyu yeşil yapraklarıyla sürekli havayı temizleyen bu kutsal ağacımıza inanılmaz kötülükler yapıyor, kesip duruyoruz. Tüm ormanlarımızı tahrip ediyoruz ama zeytini betona yenik düşürmek için savaşıyoruz adeta. Bu savaşı yangınlar da iyice körüklüyor.

Zeytin ve zeytinyağı denilince, Ayvalık ve Edremit körfezi gelirdi akla. Oysa Milas, birkaç yıldır fark atmaya başladı rakiplerine. Özellikle Milas Zeytinyağı son yıllarda, dünyanın önemli madalyalarını toplamaya başladı. Eskiden ağaçları önce silkeleyerek, sonra da döverek toplarlardı zeytini. Çuvallara doldurup, yağını sıktırmak için günlerce beklerdi çiftçiler. Öyle olunca asidi artar, değeri ve lezzeti eksilirdi yağın. Şimdi öyle mi, genelde akülü değneklerle titreşim yoluyla düşürülüyor zeytinler ve hemen toplanıp, soğuk sıkımla neredeyse sıfır asit yağ elde ediliyor. Şimdi hasat zamanı, bölge mis gibi zeytin kokuyor. Milas’ın yağlık memecik cinsi zeytini, yıldız gibi parlıyor piyasada.

Zeytin ve zeytinyağı günümüzde iyi para etmeye başladı. 4-5 yıl önce litresini köylerden 4 liraya alabildiğiniz yağı, günümüzde 25-30 liraya zor buluyorsunuz. Hele marka haline gelmişse ve gösterişli şişe ya da tenekelere girmişse yağ, 5 litresi 300-350 liradan başlıyor. Üreticinin hakkıdır bu rakamlar. Ürünü yetiştirmesi, bakımı, toplaması hayli zahmetli çünkü. Bölgede işçi bulmak gerçekten zorlaştı. Yevmiye için istenilen rakamlar 250 lirayı aşıyor. Eskiden herkesin zeytini komşuların, akrabaların, eşin dostun yardımıyla toplanırdı. Şimdi devir değişti, milletin çiftçilikten başka işleri de var.

Milas yöresi zeytinliklerle kaplı. Ama üzüntüyle ifade etmeliyim ki, zeytin alanları giderek daralıyor. İnsanımızın para hırsı, daha çabuk ve kolay yoldan kazanç sağlama arzusu, zeytin gibi kalıcı bir serveti, inşaat gibi geçici bir ranta kurban ediyor. Dünya açlığa gidiyor, kuraklık kapımıza dayanıyor. Yeşili azalttıkça, ormanlarımızı kesip yaktıkça, zeytinlerimizi elektrikli testerelerle biçtikçe, bulutlara ve yağışlara hasret kalacağız. Tabiat intikamını zamanla alacak bizlerden, bunu unutmayalım. Ayrıca bilmemiz gereken bir başka önemli nokta da, zeytin ağacını kesmeden kökler ve kök budamasını bilinçli yaparsak, o ağacı istediğimiz yere yeniden diker ve yaşatırız. Zeytin ağacının böyle bir özelliği var çünkü…

     Milas zeytin festivalini iple çekerim. Her yıl heyecanla koşarım bu renkli şölene. Giderek daha da gelişiyor ve güçleniyor, etkinlikler, markalar hayli çoğalıyor. Bu yıl, devlet de gerekli ilgiyi göstermiş. Protokol sıraları, davetli koltukları, basın bölümü hayli kalabalık ve zengindi. Ben kalabalığa pek girmedim, kenardan köşeden dinledim konuşmaları. Zeytini göklere çıkarıyorlardı, yarar kürsüsünün şampiyonu ilan ediyorlardı sözcüler. Bir ara Tarım Bakanının sesini duyar gibi oldum. Öğrendim ki, Milas’a gelmemiş, telefonla yapıyor konuşmasını. Teknoloji böyle birşey işte, uzaktan kumandayla da etkiliyorsunuz kalabalıkları.

Bu ülkede Tarım Bakanı da oturarak yönetiyor tarımı, ziraat mühendislerinin çoğu da öyle. Tarlada ziraat mühendisini gören yok. Mühendisten geçtik, teknisyenine bile rastlayamıyor kimse. Öyle olunca, tarımımız da yerlerde sürünüyor işte. Sıkıntıyı yerinde yaşamayan ve görmeyen yetkililer, derde çare olamıyorlar. Neyse ki yerel değerler, işe sahip çıkıp üreticiyi ve tarımı desteklemeye çalışıyorlar da, sorunlar bir miktar da olsa hafifliyor. Örneğin Milas Ticaret Odası Başkanı Reşit Özer, Milas zeytinyağının Avrupa Birliğinden coğrafi işaret alma başarısının önemli bir mimarı. Bu işaret kolay alınmıyor, sürekli temas ve çalışmayı gerektiren zahmetli bir yolculuk gerektiriyor. Bu yolculuk başarıyla tamamlanınca, Milas Zeytinyağı da AB coğrafi işaretini almış ilk ve tek Türk zeytinyağı olmuş. Ayrıca Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat ile mevcut ve geçmiş Kaymakamların, Ziraat Odası Başkanının, bölgede zeytin ve zeytinciliği en iyi bilen ve Amerika’dan sürekli madalyalar kazanan Osman Menteşe ile Günlük ailesi ve diğer büyük üreticilerin de emeklerini görmek ve alkışlamak lazım.

Milas’ta yaklaşık 8 milyon meyve veren zeytin ağacı var. Bu ağaçlardan var yılında 95 bin ton, yok yılında ise 10 bin ton tane üretimi yapılıyor. İrili ufaklı 93 adet zeytinyağı fabrikasında işlenen bu tanelerden binlerce ton zeytinyağı ile yakacak prina elde ediliyor. Dünyanın en iyi 500 sızma zeytinyağı markasının 2’si Milas’ta olup, Menteşe Som ve Kairos adlarını taşımaktadır. Böylesine değerli bir milli varlığımız olan zeytinimizi ve zeytinciliğimizi mutlaka korumalı ve teşvik etmeliyiz. Zeytin ağacı kesmeyi mutlaka ağır suç haline getirmeli, yatırım alanlarındaki zeytinliklerin sökülüp tekrar yeni yerlere dikilmesini sağlamalıyız. İspanya ve Portekiz’e gıpta ettim. Her yere düzenli zeytin ağacı ekmişler, boş toprak görülmüyor ve hepsi de çok bakımlı. Ayrıca zeytin ağacı kesmeye ve zarar vermeye ağır cezalar getirmişler. Gözleri gibi bakıyorlar zeytinliklere. Biz niye yapamıyoruz ki?

     Milas zeytin hasat şenliğinde bir tatsız durumla karşılaştım. Şenliğe Yeniköy Kemerköy santralini işleten firma sponsor olmuş. Bu firmanın Akbelen’de binlerce çam ve zeytin ağacını keseceği söyleniyor. Bu nedenle köylüler ve çevreciler aylardır orada protesto gösterileri yapıyor, nöbet tutuyorlar. Bunların sözcülüğünü yapan Deniz Gümüşel, haklı olarak doğayı katledecek bir şirketin şenliğe sponsor olmasına çok üzüldüğünü söylüyor. Vay sen misin söyleyen, apar topar gözaltına alıp alandan uzaklaştırıyorlar. Buna çok üzüldüm ve yadırgadım doğrusu. Çevreye duyarlı insanlara karşı daha anlayışlı ve saygılı olmalıyız. Herkesin söyleyecek bir sözü var. Bunları tepkisiz dinlemenin ve eğer verilecek cevap varsa vermenin doğru olduğunu düşünüyorum.

Şenlikteki firmaların birbirinden canlı ve renkli teşhir stantlarını ilgiyle gezdim, çoğunun sahipleriyle tanıştım. 80 civarında markanın ürünlerini gördüm, bazılarını tattım. Gözlemlerimden çok mutlu olduğumu söylemeliyim. Ayrıca şenliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek alkışlamalıyım…

Can Pulak – Bodrum – 15 Kasım 2021

Yorumlar

  1. Meftun Gürdallar dedi ki:

    Bir de mış gibi yapMAmayı öğrenebilse mülki amirlerimiz. Hani doğayı koruyorMUŞ GİBİ, çevreci iMİŞ GİBİ, halka karşı duyarlı iMİŞ GİBİ…Yahu, fosil yakıt ile doğayı katleden, kömür çıkartmak için köylüyü sürgün etmeye kalkan, Bodrum susuzluk çekerken 19 milyon m3 baraj su rezervinin 13 milyon m3’ünü buhar kazanlarında tüketen, Halk ve Köylüler YANGIN İLE BOĞUŞURKEN ZEYTİN ve ÇAM ağaçlarını kestirmek için yangın ile mücadele ekiplerini kandırarak AKBELEN ormanına sokan çakallar ile Devlet nasıl birlikte iş kotarır? Neyi, Kimin hakkını savunmak için sizi görevlendirdi sizi bu halk? Gece başınızı yastığa koyunca hiç mi gözünüzün önüne gelmiyor, yerlerde sürüklettiğiniz köylü kadınlar?