enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Yeter Artık

Söz konusu çocuklar ve gençler olduğunda her türlü olumsuzlukta canım çok daha fazla yanıyor. Kendimi herkesten tüm sorumlulardan daha fazla suçlu hissediyorum. İçimde sürekli yatıştırmaya çalıştığım öfkem kabarıyor. Sanki ağzımdan burnumdan ateş çıkacak ve ben ben olmaktan çıkacakmışım gibi hissediyorum. Sanırım siyasete sorumlu bir anlayışla baktığım, her şeye rağmen çok ciddiye aldığım ve almaya devam ettiğim için olacak diye düşünüyorum.

Enes Kara’yı ben doğurmadım ama sanırım babasının söylediklerinin yanında sessiz kalan annesi kadar yüreğim çok acıdı. Bu gün maalesef devlet öğrencilerin barınma ve beslenme gibi en temel olan yaşam haklarını karşılamıyor. Böylece AKP iktidarının da yol vermesiyle birlikte tarikat yurtları, evleri ülkenin dört bir yanına yayıldı. Aladağ, Alimder, Ensar Vakfının Karaman şubesinde yaşanan skandallar cemaat yurtlarındaki tehlikeyi gözler önüne tüm çıplaklığı ile serse de sessizlik ve seyirci kalanların örgütsüzlüğü nedeniyle tepkiler hiçbir işe yaramadı.

AKP iktidarının ülke çocuklarını cemaatlerin kucağına itmesinin en büyük sebebi 2002 köy okullarının ve yatılı okulların kapatılmasıyla başladı. 2002’den bu yana yatılı okulların sayısında %40 öğrenci sayısında ise %80 oranında azalma oldu. Böylece AKP iktidarının yatılı okulları kapatma politikası ile çocuklarımız vakıf, dernek, cemaatlerin yurtlarında evlerinde barınmak zorunda kaldı. Buralarda din kisvesi altında insanların dini duyguları kullanılarak yıllardır laik cumhuriyete ve yasalarına karşı özellikle gençler örgütlendirildi. Gençleri çocukluklarından itibaren kullanabilecekleri insanlar olarak hazırladılar. Bugün bütün bu yapılanmaları FETÖ’den farklı görmek akıl dışı bir düşüncedir. Din bu anlayışların elinde zorbalığa, zulme dönüşmüştür. Dini bilgilerini cemaat ve tarikatlar vasıtasıyla da edinmiş olan aileler çocuklarını nasıl bir felakete attıklarının farkına bile varmamışlardır. 15 Temmuz’dan sonra el konulan IŞIK EVLERİ, FETÖ’nün yurtlarının büyük kısmı yine sadece adı FETÖ olmayan tarikatlara verilmiştir. Buralara da AKP’li belediyeler tarafından çok ciddi nakdi yardımlar yapılmıştır.

MEB verilerine göre Türkiye de özel öğretim kurum sayısı 10 bin 53. Akademisyen Prof. Esergül Balcı ve gönüllü ekibinin Türkiye’nin 16 ilinde yaptığı yüz yüze görüşmelerin sonucunda yayınlanan raporda bu kurumların 3 de 1’inin mutlaka bir tarikata bağlı olduğu aktarılmış. Yine rapora göre Türkiye de 1 milyon çocuk tarikatların elinde eğitim görüyor. Tarikat yurtlarında kalan öğrenci sayısı 224 bin civarı. Yine rapora göre medreselere kaydolma yaşı ülkenin bazı bölgelerinde 3 yaşa kadar inmiş.

‘’Kendimi Atatürk’ün kızı olarak görüyorum’’ diyen Sevgili Türkan Saylan üyesi olmaktan her zaman gurur duyduğum ÇYDD’ni 1989 da kurduklarında “amacımız Atatürk ilke ve devrimlerini korumak, geliştirmek, önce çağdaş insanı oluşturmaktır. Bunun içinde önce çağdaş eğitim gerekir.” demişti. Türkiye de çağdaş ve adaletli eğitimin olmadığının altını özellikle çizmişti. O yıllarda ve bugünde olduğu gibi eğitim tamamen fırsat eşitsizliği üzerine kurulmuş, her dakika siyasete alet edilmiş kadrolaştırılmıştır. Bu sistem AKP iktidarıyla beraber önlenemez bir hızla büyümüştür.

İktidar yalanlarla yanlışlarla yolsuzluklarına, yoksullaştırma politikalarına dini ortak etmiştir. İktidarını korumak pahasına çocuklarımızın ve gençlerimizin yaşamlarını değersiz görmüştür. Bütün bunlar yaşanırken iktidar karşıtı siyasi partiler, iktidar karşıtı STK’lar sürekli eleştiren aileler ne yaptılar acaba? Önce kendi evimizden bakalım.

Bodrum’da, Dünya kenti Bodrum’da tarikat yurdu var mıdır? Varsa Turgutreis ve Yalıkavak’ta vakıf ve dernek yurtlarına mecbur bırakılan çocuklarımız ne kadar? Bodrum’da bir sübyan mektebi var mıdır? Yıllardır “barınamıyoruz, Bodrum da kalabileceğimiz sağlıklı güvenli yurt yok” diyerek öğrenim haklarını elinden aldığımız kayıtlarını donduran veya kayıt yaptıramayan gençlerimizin durumu nedir? Diye düşünüp çözüm olmaya destek olabildik mi yoksa sadece eleştirip, susup tribünlerde seyircimi olduk.

2021 yılında 62 çocuk çalışırken ölmüş. Bu çocukların çoğu 14 yaşının altında imiş. Enes Kara ve diğerleri umutlarını acılarla yitirenler. O çocuklar tanrı istediği için ölmediler. Ölüm onların kaderi olmamalı artık.

İçim içime sığmıyor yine. Bir avuç azınlığın mutlu olduğu, akşam dolar satıp, sabah dolar alarak paralarına para koyanların desteklediği bu iktidar ve anlayışından bir an önce kurtulmalıyız. Nasıl mı? Sesimizi, sözümüzü daha gür çıkararak ortak değerlerimize sıkı sıkı sarılıp “ARTIK YETER” diyebilmeliyiz. Unutmayalım ki bu yanlış düzeni sistemi ancak beraber olmayı becerebilirsek değiştirebiliriz.

Doğru yapılan siyasetin tek çözüm olduğuna inanan bir eğitimci kadın olarak gençlerimize ve kadınlarımıza olan umudum hiç tükenmeyecek. Seslenişim sadece gençlerimize ve kadın yoldaşlarımadır. (günümüz siyasetçilerine güvenim hiç kalmamıştır)

Gençler, kadınlar yarınlar sizin. Unutmayınız ki yarınlarınız kendilerine siyasetçiyim diyenlerin iki dudakları arasında. Bugün en önemli mesele kimin cumhurbaşkanı olacağı değildir ülkemizde ucube başkanlık sistemine son vermektir. Bunun için önce hangi temel konularda, hangi politikalarda uzlaşılacağının belirlenmesidir.

GENÇLER, KADINLAR hayallerinizden asla vazgeçmeyin. Türkiye’yi yönetecek kadroların ve anlayışların seçiminde devrede olmaktan asla vazgeçmeyin. Sadece seyirci ve eleştiren olarak kaldığımızda yönetilmeye, acı çekmeye mahkûm olacağımızı asla unutmayın.

Ya da usta ozan Ahmet Arif’in dizelerinde söylediği gibi;

“DAYAN UMUT İLE SEVDA İLE DÜŞ İLE”

İnanıyorum bu dünyayı bugün içi kırgınlıklar ve öfkelerle dolu beceriksiz yetişkinler değil hayallerini özgür bir dünyada kurmak isteyen siz gençler ve onları doğuran kadınlar değiştirecek.

Nuran Yüksel

15 0cak 2022/Bodrum

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Filiz Vural dedi ki:

    Tamda zamanında canim öğretmenim .duyguların duygumdur.Arzularin arzumdur. Şöyle ne istersen yapalimBodrumda bir yurt açabilirizTurgut reiste olan çocukları oraya getirebiliriz