enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Şikâyetimiz Var

2022’ye, alışılagelmiş en iyi dileklerle girerken kara kış her türlü cefasıyla dışarıda sürmekte.

Son otuz yılın ocak ayı ise üşütürken ürkütür; dehşet duygusunun saldırganlığı, yüreğimi dağlar, her solukta ürperirim, Bodrum’da bile…

O kırk gün süren zemherinin kar sabahlarından birinde Ankara’daki evinin önünde, işte o kara düşürülen gözlük ile keskin kalem, faili meçhul cinayet listesine aydın, bilge, yurtsever bir yiğidi daha eklemişti… Ne yazıktır ki sorumluların suskunluğu kahretmeye devam etmekte; yiğidimiz, aslanımız orada yatarken…

Yirmi dokuz yılın sonunda, 24 Ocaklarda adalet, demokrasi yanlısı halkımızla, STK’larla, belediyelerimizle meydanlarda sorduk, soruşturduk… İz sürdük arkalarından, yok olmadık.

Gelin görün ki göz göre göre işlenen cinayetlerin karanlığını aydınlattıramadık. 1970-80-90-2000’ler…

Devletin ayıbı… İleriye değil, geriye dönük bağnaz kafalardaki gözlerin görmek istediği ise kindar, dindar kuşaklar…

Oysa aş, iş arayanlar; ilerici, aydın akademik kadrosu ile öğrencileri sindirilmek istenen üniversitenin öğrencileri, yükseköğrenimi için başka kente gelip de barınacak yurt bulamayan gençler, şiddet gören kadınlar, faili meçhul cinayetler, faili malum suçların özgür suçluları, yoksul ile varsılın arasındaki uçurumlar, her gün her şeye zam, uygarlık düşmanlığı, tekilcilik, adaletsizlik, tutarsızlık, belirsizlik, şiddet yine şiddet…

İnsanca yaşamanın olanaksızlaştığı güzel yurdum…

Uğur Mumcu’nun 27 kitabından biri “Tarikat, Siyaset, Ticaret, altında bırakıldığımız üç ağır kavram olup, 2022’de yurttaşların en büyük düşmanlarıdır. 1987 yılı yazılarının toplandığı bu kitap, tüm sıcaklığı ile gündemimizin soğuk aynasıdır. Oysa Türkiye, İslamcı bir devlet değildir; laiktir, laik kalacaktır.

Bu ay, devletin değil de cemaatin yurtlarından birinde kalan tıp fakültesi öğrencisi Enes Kara’nın “Dayanamıyorum!” diyerek yaşamına son vermesi ile geride çözülmesi gereken birçok sorunun sorumlulara bırakılmasına karşın yazgının yine takipsizlik olduğuna şaşırmamak korkunç değil mi?!. Yazık değil mi bu “geleceğin büyükleri”ne?

Uğur Mumcu’nun Cumhuriyet’teki “Gözlem” köşesinde 27 Aralık 1975’te sorduğu “İnsanlar niçin öldürülüyor?” sorusunu, 1970’te “Yılın Hukukçusu” seçilen Doğan Öz’ün kızı da annesine sormuştu: “Babam neden öldürüldü anne?!.” Hrant Dink’in eşi Rakel Dink demişti: “Bebeklerden katil yaratan toplum sorgulanmalıdır.”

24 Ocak 1993’te katledilen Uğur Mumcu da diğer katledilen aydınlarımız gibi haraç yemedi, harç taşıdı. Adalete, demokrasiye inandı. Hepsi de tam bağımsızlıktan emekten yana; eğitimli, onurlu, ilkeli, halkçı aydınlardı.

Baba, eş, yazar, hukukçu Uğur Mumcu için eşi Güldal Mumcu, “İçimden Geçen Zaman” adlı kitabı yazdı, Uğur’unu anlattı. Ayrıca o da Rakel Dink gibi bu soruya yanıt aradı, bu toplumsal çıkmazı zorladı, yıllarca.

Atatürk’ün “Gençliğe Seslenişi” ile Uğur Mumcu’nun “Ey Halkım Unutma Bizi!” seslenişinin usumuzda, yüreğimizde bıraktığı iz aynı…

Dedim ya! Şikâyetimiz var!

Bugün soluduğumuz havadan, içtiğimiz sudan, okuduğumuz okuldan, çalıştığımız yerden, gidilen yoldan şikâyetimiz var! Yolcu da yolda bozuldu! Sistem tekelleşti, sosyo-ekonomik, toplumsal, kültürel yangınlar söndürülemiyor. Her sabah kahvaltı yerine, bir öncekinden daha acı, başka bir mutsuzluk reçetesi tutuşturuluyor elimize. Matematik dersinde başarısız öğrenci dolar, kripto para hesabı yapıyor. Türkçe dersi zayıf olan, dile saygı göstermeksizin özensizce sosyal medyada ülke kurtarıyor. Dünya başarı listelerinde, en sonlarda buluyoruz ülkemizi. Demek ki bilim, akıl, felsefe, sanat asla suçlu değil! Asıl bu çıkarıma varamamak büyük insanlık suçu!

Dünya tarihinde adalet, eşitlik, demokrasi mücadelesi biteviyedir, tarih yadsınamaz! Ocak ayları (u)mutsuzluk verse de -su, yatağında akıp yoluna girermiş- 19 Mayıslarda güneş, umuttan doğmuştur. Değerli canlar gitmiş, değerli düşünceleri yoluna girmiştir, doğal bir kural olarak. Cumhuriyetin yüzüncü yılı, “Adalet ve Demokrasi Yılı” olacak. Yeni Mumcular, Aksoylar, Üçoklar, Göktepeler, Okkanlar yetişecek. Eşitlik, özgürlük, bağımsızlık, barış şarkıları söyleyecek; şiirler de yazacaklar Nazım gibi… O zaman gör sen Anadolu’yu!..

Yirmi milyon öğrencimiz, yarıyıl tatiline girdi. Onlara esenlikli, eğlenceli tatiller diler, demokrasi şehitlerimizin anıları önünde hep birlikte saygılar sunmayı borç bilirim.

“Adalet ile Demokrasi”, herkesin en doğal gereksinimi, yok ise isteyelim!..

Hatice Yücel (Eğitimci)

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.