enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Gençliğe Seslenişin Zamanı – Hatice Yücel Bodrum Gündem yazıları

previous arrow
next arrow
Slider
“Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.”

Bu Atatürk’ün temel felsefesinin başlangıcıdır. 19 Mayıs 1919 ilk adımdır. 102.’sini kutladığımız “Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı”, bu nedenle çok önemlidir. Geleceği temsil eden Türk gençliğine emanet edilmiştir, kutlu olsun, mutlu olsun herkese…

15 Mayıs 1919. İzmir’i Yunanlılar işgal ederek ilk 3 günde 400 askerimizi 2000’den fazla sivilimizi öldürerek (Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış, memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.) Samsun’da milli mücadelenin ateşi yakılmıştır.”Hedefim Karadeniz’dir” diyen Mustafa Kemal “Ya İstiklal Ya Ölüm” kararıyla “Hedefimiz Akdeniz’dir” diyerek kurtuluşu başarmıştır. O yıl Mustafa Kemal 38 yaşındadır. Rus Ekim Devrimi yaşanmış SSCB kurulmuştur.  30 milyon insanın ölümüne sebep olan ispanyol gribi salgını vardır. Meksika devrimininde  yoksul köylüye toprak dağıtan liderleri öldürülmüştür. Mustafa Kemal ise ilk adımını zaferle tamamlamış kuruluşa geçmiştir.

Cumhuriyet’in 10. Yılında “10 yılda 15 milyon genç yarattık her yaşta” dedikten sonraki yıllarda yeni marşlar koyamadık, iyice gerilere düştük. Sonuçta 2021 yılı nüfusumuzun %15’ini oluşturan gençlik genelde çaresizlik ve belirsizlik içinde mutsuz, işsiz, umutsuz. Mutluluk oranı %50’lerde… Üçte biri ne işe ne okula gidiyor, %20 tarım, %28 sanayi, %51 hizmet sektöründe çalışıyor. Yasaklar, yolsuzluklar ve yoksunluklarla kuşatılmış. Bilimden, felsefeden, spordan uzak. Öncüsüz, örgütsüz, ürkütülmüş… Üreten değil tüketen gençlik, gözü dışarda gençlik, enerjisi çalınmış, beynine kilit vurulmuş, sevgisi kirletilmiş gençlik. Gerçekten hepimiz açısından “ Sözün bittiği yerdeyiz”  son günlerde Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılanlar ortada.

1958 Bodrum Ortaokulu son sınıftayım. Ergenliğin ne olduğunu bilmiyorum kendimi tanıma heyecanı içindeyim. Gençlik bayramının 39. Yılı’nda ilk kez dizden yukarı kısa beyaz şort ve tişörtlerle katılıyoruz bayrama, gençlik heyecanını, farkındalığını yaşıyoruz. Çarşı meydanına “Dağ başını duman almış” marşını söyleyerek gidiyor, sesimizin gücünü duyuyoruz.Bugün hala, o ses kulaklarımda. Meydanı doldurarak düdükle ilk kez sportif hareketler yapıyor, birliktelik ruhunu tadıyoruz. 1960 yatılı Muğla Öğretmen Okulunda da 19 Mayıslar’da futbol sahasında benzer heyecanları yaşadık. Gençlik çoşkusunu kazandık. Mustafa Kemal’e daha çok yakınlaştık. Öğretmen okullarından mezun olurken her öğrenciye verilen üç ciltlik Nutuk en büyük armağandı. Bu, Askeri Okullarından ve Köy Enstitülerinden gelen güzel bir adetti. Bugün okullarımızda “Okuyun” denilse de bu öze geçmemiş sözde kalmıştır. Öğretmenlik yıllarımda da türkçe derslerinde öğrencilerime önce Gençliğe Hitabe anlatılır, konuşulur, tartışılır ve belleklere kazınırdı. Kendimin de o günden bu güne unutmadığım tek metindir ve kitaplığımın da ilk kitabı olmuştur. Ne yazık ki son yıllarda kara tahtanın üstündeki asılı “Gençliğe Hitabe” yok sayılıyor.

“.. Memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir”

Tarih yanılmaz ve unutmaz. Zaman makinası ilerler o günleri bugünlere taşır. Gençlik ise bu dönüşümlerin bazen götürücüsü bazen de engelleyicisi olur. Aşk günleri savaş meydanlarında geçer dar ağaçlarını görür,  gelecekleri yok olur.

“Ey Türk İstikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!” “Gençlik ümidimdir, yarınlar gençlerin ve genç kalabilenlerindir. Cumhuriye’ti biz kurduk onu yüceltecek sizlersiniz”

Bir de Türkan Saylan’a kulak verelim “Eğer bir yerlerde bilime, demokrasiye, barışa, aydınlığa aç bir çocuk-genç senin ışığını bekliyorsa sönmeye hakkın yoktur ışıyacaksın! Ölüme saniyeler kalmış olsa bile” Ayrılamadı yapacaklarından O’na uygun zamanı bekledi  19 Mayısları yani. Kendini hep kurtuluşlara adayan Atatürk kızı ve bilim insanı. Ayrılışının 12. Yılında O’nu da özlemle anıyor ve arıyoruz.  Çok emek verdiği temel hakkımız sağlık ve eğitimde sınıfta kaldığımız, cumhuriyet bireyi olmanın zorlaştığı günlerde onlara teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Keşke daha çok çoğalabilseydik, çözümün parçası olabilseydik, kardelenlere sahip çıkabilseydik ve mutlu bir gençlik yaratabilseydik…

Özellikle kırklı yaşlarımdan sonra misyonunu ve vizyonunu aldığım Türkan Saylan’ın Bodrum’un en güzel ve önemli noktasında zeytin ağacının altında denize en yakın yerde büstüyle varlığı aydınlığımız, koruyucu meleğimiz, kutup yıldızımız, gemi kaptanımız, onurumuz oldu ve Bodrum’a çok yakıştı. Kendisi de mavi yolculukları çok severdi. Adının verildiği bu meydan bundan böyle sağlıkçıların, eğitimcilerin, kadınların, gençlerin ve barışın meydanı olsun ve bu meydanlar “Kurtuluş Bayramları” ile yaşasın.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.