enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

HALUK ŞAHİN

Haluk Şahin, 1 Ocak 1941 yılında Bursa'da dünyaya gelmiştir. Bursa erkek lisesinden mezun olduktan sonra 1964 yılında İstanbul üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur. 1972 yılında ABD'de Indiana University'den gazetecilik yüksek lisansı, 1974 yılında ise aynı üniversiteden kitle iletişimi dalında doktora derecesi aldı. Amerikan üniversitelerinde dersler vermiş, kitle iletişimi konusunda yaptığı araştırmalar ve dünyanın önde gelen bilimsel iletişim dergilerinde ve kitaplarda yayımlanmıştır. Pek çok uluslararası konferansa katılarak bildiriler sunmuştur. Haluk Şahin, medya sektöründe çeşitli görevlerde bulundu, genel yayın yönetmenliği, araştırma bölümü başkanlığı, danışmanlık ve köşe yazarlığı yapmıştır. Birçok televizyon programının yapımına da imzasını atmıştır. Aynı zamanda TV8'de Biz Böyleyiz adlı programı sunmuş, 2009 yılında aynı kanalda Yüksek Siyaset programını sunmuştur. 1998'den bu yana İstanbul Bilgi Üniversitesi, iletişim Fakültesi Televizyon Gazeteciliği Program Koordinatörüdür. Evli ve ilk evliliğinden iki çocuğu bulunmaktadır.

Ben diyeyim anksiyete, siz deyin depresyon

Şu günlerde psikiyatrist ya da psikoterapist olmak varmış. Anksiyete ve depresyon salgını var… Online tedavi yöntemleri de yaygınlaşıyor…

Tolstoy’un büyük romanı Anna Karenina “Bütün mutlu aileler birbirine benzer, buna karşılık her mutsuz aile farklıdır” diye başlar.

Bugünlerde bunu tersyüz edebilir, şöyle diyebiliriz:

“Bütün mutlu insanlar farklıdır, buna karşılık tüm mutsuzlar birbirine benzer: Uykuları bozuktur, gergindirler, anksiyete ya da depresyon ilacı almaktadırlar.”

Covid19 pandemisi ertesinde bu aşağı yukarı bütün dünyada böyle. Ama, Avrupa nezle olunca Türkiye’nin zatürre olması misali, bizde durum çok daha vahim. Küresel pandeminin üstüne ekonomik kriz, siyasal baskılar ve toplumsal gerilimler yüklenince milletçe sinir krizi geçirmekteyiz.

Yıllarca önce yazdığım bir müzikli oyundaki şarkı gibi:

“Ben diyeyim anksiyete, siz deyin depresyon
Söyleyin bana dostlar, derdime yok mu bir son?”

KARA KÖPEKLE YAŞAMAK

Anksiyete ve depresyon gibi rahatsızlıkların kötü tarafı, onlar nezle gibi “ilaçsız bir haftada ya da ilaçla yedi günde” geçmiyorlar, insanın göğsüne çörekleniyorlar. Winston Churchill, başının belası depresyona “kara köpek” dermiş. Kara köpek karanlıklardan çıkıp gelince viskiye sığınırmış!

Malum, anksiyete, “kaygı” demek; gerçekten çok kaygı duyulacak bir dünyada, bölgede, ülkede yaşıyoruz. Bugünden kaygılıyız, yarından kaygılıyız, gelecekten kaygılıyız. Hatta geçmişten kaygılıyız.

Bizi yönetenler bu kaygıları yatıştırmak yerine, saçma sapan şeyler yaparak ya da söyleyerek üstüne tuz biber ekiyorlar.

Kaygı zamanla depresyona dönüşebiliyor. Depresyonun hafifi, ağırı, müzmini, bin bir çeşidi var. Sürekli bir iç kavgaya dönüşüp, çok vahim sonuçlar doğurabiliyor.

DİJİTAL ZAMANLARIN DEPRESYONU

Dijital teknolojilerin sonuçlarını inceleyen Güney Kore kökenli Alman filozof Byung-Chul Han, zamanımıza özgü bir depresyon türünü bir süredir kitaplarında anlatmakta. Eksik ya da fazla, biz de Dijital Çağ’a dahiliz: elimizden akıllı telefon düşmüyor; hepimiz onu her yere taşımakta, sıkıştıkça ona sığınmaktayız.

Byung-Chul Han’a göre Dijital Çağ’ın depresyonu, aslında neoliberal toplumun, kendisini aşırı “özgür” ve “pozitif” gören bireylerine özgü. Etrafta onlardan çok var: Her şeyi yapabileceğine inandırılmışlar, imkansız diye bir şey tanımıyorlar. Ama çıtayı o kadar yükseklere koyuyorlar ki, bir noktada istenen olmuyor.

Üretimleri düşüyor. İşte depresyon orada bastırıyor; nasıl olabilir böyle bir şey! Performans düşüklüğü nedeniyle kendilerine kızıyor, daha iyi olmak ve daha fazla üretmek için sporlara, diyetlere, meditasyon ve yoga kurslarına, uykularını bile kontrol eden dijital aplikasyonlara başvuruyorlar…

Zor iş: Dijital Çağ’da kişi kendisiyle yarışmaktadır. Asıl rakibi kendisidir. Baş ürünü de…

Byul-Chun Han’a göre sonuç, “yorgun” hatta “tükenmiş” bir toplumdur. (Bkz. “Yorgunluk Toplumu” adlı kitabı.)

Tam verim talep eden neoliberal kapitalist sistem, çıtanın sürekli olarak yükseltilmesini istediğinden, kazanılması mümkün olmayan bir yarıştır bu.

Tüm mutluluk iddialarına rağmen, sürekli anksiyete ve depresyon üreten bir yarış…

ONLINE TEDAVİ

Dijital Çağ burada da kendi çözüm yöntemlerini de hızla üretiyor tabii.

Dünyanın dört bir yanındaki yeni depresiflere akıl veren ve dünyanın dört bir yanına dağılmış olan “online” psikoterapistler kuşkusuz benzer şikayetler dinlemekteler. Dedim ya, günümüzün mutsuzları birbirlerine benziyorlar.

Peki terapistler onlara ne diyorlar?

”Sen aslansın, yaparsın, daha iyisini yaparsın!” dışında farklı bir şey söylüyorlar mı, merak ediyorum.

ABSTRACT

Anxiety and depression have become major mental health problems around the world. Some of this is due to the Covid 19 epidemic. But there are deeper reasons as well, as elaborated by philosopher Byung-Chul Han. According to Han, the neoliberal capitalist system has used the digital technology to turn people into performance freaks, conditioning them to demand more from themselves than they can deliver. The outcome is rampant depression and a society of the fatigued!

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.