Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

2023’ün son günlerini anımsamaya çalışıyorum. İnsanlar bu kadar umutsuz muydu? Yeni bir yıla girerken bu kadar coşkusuz muydu? Evet öyleydi. Âmâ şimdi buna bir de yorgunluk eklendi. Ben kendimde bu duyguları hissediyorum. TV’lerden, çarşı pazardan, sohbetlerden duyduğum, gördüğüm bizler gibi şanslı insanların bile belini büken hayat pahalılığı yorgunluğu. Siyasi gerilimlerin, belirsizliklerin yorgunluğu. Adeta insanlarımızın heyecanlarını coşkularını almış.
Evet, meydanlar yeni yılın ruhuna uygun ışıklandırılmış, süslenmiş, vitrinler rengârenk. Ancak alım gücü olmayan her geçen gün fakirleşen insanlar sadece karşıdan seyretmenin yorgunluğunu taşıyor omuzlarında ve yüreklerinde.
2023’de Bodrum Gündem’de yazdığım yeni yıl yazımda Fatih Sultan Mehmet’in bir deyişiyle başlamışım yazıma. Bugün yine aynı duyguları paylaşmak istedim. Fatih Sultan Mehmet demiş ki “aklı öldürürsen ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün Devlet’te ölür.”
Evet, bugün devlet artık komaya girmiştir. Devletimizin yaşam damarları tamamen tıkanmıştır. Fişinin çekilmesi halinde ise millet ve ülke olarak geri dönülmez bir yola girmiş olacağız. O zamanda tüm değerlerimizin yok olduğu gün olacaktır. O yüzden 2025’e merhaba derken içimdeki sıkışma ve karanlığın artık son bulmasını istiyor ve diliyorum. Öyle ki Devletimizin fişinin çekilmekle karşı karşıya kaldığı yeni bir yıla girerken 2024’de yaşadıklarımız, kaybettiklerimiz, mücadelelerimiz, kazanımlarımız; yeni yılda söylenecek sözlerimiz için hem bir hafıza hem de mücadele gücümüz için bir umut ve güç olsun istiyorum.
Geçen yılda endişe, üzüntü, korku, her birimizi çaresiz hissettiren çok acı olaylara tanık olduk. Yaşanılan onca haksızlığa eşitsizliğe, şiddete, yıkıma karşı içimizdeki umudu büyüten sesimizi yitirmemeye çalıştık. 2024 yılı özellikle işçilerin, emekçilerin, emeklilerin sırtına binen çok ağır bir yükle öne çıktı. Haksızlıkların dört bir yanı sardığı Türkiye tablosunda yine en çok kadın işçiler baskı altındaydı. Kadınlar güvencesiz ve kötü çalışma koşullarında örgütsüz çalışmaya mecbur bırakılırken 2024 yılı emekçilerin yoksulluğunun arttığı bir yıl oldu.
2024 yılında yine ülkemizin birçok yerinde kadınlar şiddete uğradı ve öldürüldü. Narin cinayeti, yeni doğan çetesi, babası hapiste, annesi işte mahallelinin ve yönetenlerin görmediği beşkardeşin evlerinde diri diri yanmaları 2024’ün yüreğimizi derinden yakan çok acı örneklerinin önüne geçti.
14 Mayıs seçimlerinden sonra, “Hüdapar ve Yeniden refah partisinin meclise girmesiyle” tarihin en gerici meclisi” ne tanık olduk 2024’de.
2024 Yılının Bodrum’da umutları taçlandırarak geçtiğini söylemek isterdim. Her şeye rağmen genel anlamdaki tüm olumsuz gelişmelere rağmen coğrafyamızın kaderimize olumlu etki etmesinden dolayı çok şanslı sayılırız. Ona rağmen özellikle Ankara’dan Bodrum’a imzalı gelen adrese teslim projelerle her birimiz nefes alamaz, denize giremez duruma geldik memleketimizde. Yaşam alanlarımızın gasp edilmesi, kamusal ve halkın çıkarları değil, kişisel ve belli birtakım zümreye yapılan projelere yeterince ses çıkarmayanlara isyan ediyoruz. Elbette “yeter artık” demeye devam edeceğiz, edeceğiz de nasıl?
Bütün bu olumsuz yaşananlardan sonra çıkarılan bir sonuç mutlaka olmalıydı. Siyasetle ilgilenmeye başladığım günden beri inandığım tek şey örgütlenmeden çözümün olamayacağıydı. Yine gördük ki seçimler, seçim sonuçları, sadece oy vermekle işin bitmeyeceğini gösterdi bizlere. Sonuç için, mücadelenin her alanında örgütlü yapılanmanın şart olduğu mutlak gerçektir. Ve bugün siyasetçiler tarafından artık görülmesi şart olmuştur.
2024 yılında tarikat ve cemaat yapılanmasının içine sıkıştırılan kadınların, her dört çocuktan birinin okula aç gittiği ülkemizde çocuklarımızın temel haklarını korumanın tek yolunun ancak örgütlenerek aşılacağının artık görülmesi gerekiyor.
Yaşamak ve yaşatmak ciddi bir sorumluluktur. Siyaset kurumları ve siyasetçiler en yüksek sorumlulukları hissetmeleri gereken alanlar ve kişilerdir. O yüzden sorumlulukları çok büyüktür. Yereldeki ve merkezdeki siyasi gelişmeleri yakından takip eden birisi olarak fazlasıyla endişeliyim. 2024’de ve öncesinde ne yaşandıysa yaşandı. Ancak yaşananlardan ders alınması gerektiğinin artık görülmesi gerekir. Ülkemizin ve halkımızın içinde bulunduğu vahim gerçekler karşısında uyarıcı hatırlatmaları yaşamsal, vicdani bir sorumluluk olarak görüyorum.
Evet, yeni bir yıla girdik. Ancak unutmayalım 2024 yılında ortaya konulan birçok proje, politika, program 2025’de de peşimizi bırakmayacak. O nedenle yeni yılda unutmamamız gereken en önemli hedefimiz saldırılara karşı dayanışma ve mücadelenin mutlak olarak büyütülmesi gerekliliğidir.
2025’den en büyük beklentim mevcut iktidarın değişmesidir. Para pul istemiyorum. Yeter ki çocukların, kadınların bir kez daha kayıp yılları olmasın. Ülkemin, doğduğum, yaşadığım sevdam Bodrum’un doğal ve sosyal dokuları daha çok bozulmasın. Toplumsal çıkarlar adına yapılan örgütlü çalışmalar çoğalsın. Seçenlerinde seçilenler kadar sorumluluk duyarak örgütlü çalışmalar güçlensin. Hak hukuk ve adalet tekrar canlansın. Yaşam savaşı veren Devletimizin fişinin çekilmesine millet olarak fırsat verilmesin. Yeni yıl yeni umutlarla aydınlatsın dünyamızı.
Nuran Yüksel /1 Ocak 2025
NOT: 2024 benim ve ailemin özelin de her şeye rağmen çok özel ve anlamlı bir yıl oldu. 2024’de 3. torunum İZZET EMİR’im doğdu. Onun ve yeni doğan tüm bebeklerimiz için umutlarımızı asla kaybetmeyeceğiz. Onlar büyüyecek içimizdeki ışık çoğalacak. Tekrar yeryüzü aşkın ve umudun yurdu olacak.