Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Portekiz’in Braga kentinde düzenlenen Eurocities 2025 Genel Kurulu’nda sahnede alkışlanan bir isim vardı: Ekrem İmamoğlu. Ancak kendisi orada değildi. Çünkü Türkiye’de mahkeme salonlarında demokrasi savunuyor. Avrupa’daysa adına verilen özel demokrasi ödülünü Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras teslim aldı.
Aras Ödülü Aldı, Mesajı Verdi
Ahmet Aras, sadece bir belediye başkanı olarak değil, aynı zamanda demokrasi mesajının taşıyıcısı olarak Braga’ya damga vurdu. İmamoğlu’nun halk iradesini savunduğu için cezalandırıldığı bir ülkede, ona verilen ödülün Avrupa’da yankılanması tarihe geçecek türden bir çelişkiydi. Aras ödülü alırken, demokrasi adına utanması gerekenler sessizdi; alkışlayanlar ise salondaydı.
“Bu Ödül Sessiz Milyonlara Aittir”
İmamoğlu’nun törende paylaşılan mesajı netti:
“Bu ödül özgürlük isteyen gençlere, eşitlik için yürüyen kadınlara ve demokrasiye inancını kaybetmeyen sessiz milyonlara aittir.”
Bu cümle, aslında tüm tablonun özetiydi. Türkiye’de sesi kesilmek istenen milyonların sesi, Avrupa’da duyuldu. Sessizliğin en gür çığlığını Braga’da Ahmet Aras okudu.
Braga’dan İstanbul’a: Bir Davet, Bir Direniş
Aras sadece ödül almakla kalmadı, Avrupa’nın dört bir yanından gelen belediye başkanlarını İstanbul’a davet etti. Bir yandan diplomatik nezaket, diğer yandan sembolik bir direnç çağrısıydı bu. “Demokrasiye sahip çıkın, gelin görün” der gibiydi. Avrupa kentlerine bir mesaj daha gitti: Türkiye’de demokrasi hâlâ mücadeleyle yaşatılıyor.
Alkış Avrupa’dan, Baskı İçeriden
İroni burada zirve yapıyor:
Avrupa’da demokrasi ödülü alan bir belediye başkanı, Türkiye’de siyasi baskı altında yargılanıyor.
Avrupa alkışlıyor, içerisi cezalandırıyor.
İşte Türkiye’nin bugün geldiği demokrasi fotoğrafı budur.
Ahmet Aras ise o gün sahnede sadece bir ödül değil, Türkiye’de susturulmak istenen adaletin, eşitliğin ve özgürlük talebinin yükünü taşıdı. Ve bu yükün adı belliydi: İmamoğlu.
Tandoğan Uysal
[16:38, 07.06.2025] Tandoğan Uysal İsviçre: Bodrum ayağını da ilave ettim yazıya
[16:38, 07.06.2025] Tandoğan Uysal İsviçre: Kurban Bayramına Damgasını Vuran Erdoğan- Ayaydın Fotoğraf Kareleri
Marmaris Sabahı: Siyasetin Sessiz Ama Çok Şey Anlatan Karesi
Kurban Bayramı sabahı Marmaris Okluk Millet Camii’nde çekilen bir kare, bu yılın bayram gündemini adeta domine etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan camiden çıkarken hemen yanı başında Prof. Dr. Aydın Ayaydın vardı. O karede gülümsemeler vardı ama arka planda çok daha fazlası saklıydı: Bir mesaj, bir duruş, bir “yanındayım” ifadesi.
Bayramlaşma bahaneydi belki, ama o karede verilen fotoğraf karesi “Bayramın Resmî Bildirisi” gibiydi. Dedikoduların gürültüsü yerini bir tebessüme bıraktı. Erdoğan konuşmadı, tweet atmadı, açıklama yapmadı. Onun yerine Ayaydın’ı yanına aldı.
Daha etkili bir yanıt düşünülebilir mi?
İsim Yoktu, İma Vardı: Savcı Sayan Tweet Attı, Ayaydın Konuştu
Bayrama birkaç gün kala, siyaseti bulandıran bir paylaşım geldi:
Savcı Sayan, isimsiz ama oldukça yüklü bir tweet attı. Cumhurbaşkanı’na yakın bir iş insanı hedef gösteriliyor, PKK ve FETÖ ile iltisak iddiaları ortaya saçılıyordu. Cümleler eksikti ama herkes anlayacağı kadarını anladı. Gözler doğal olarak Prof. Dr. Aydın Ayaydın’a çevrildi.
Ancak Ayaydın bu oyunu bozdu. Ne sinsice bekledi, ne üstü kapalı cevap verdi.
“Eğer beni kastediyorsan adımı açıkla. Değilsen çık, özür dile.”
Bu çağrıdan sonra Savcı Sayan klavyeyi bırakıp telefona sarıldı.
Bir tweetle başlatılan operasyon, bir telefonla çözüldü.
Sonuç: Özür dilemek zorunda kalan bir Sayan, ilkeli duruşuyla öne çıkan bir Ayaydın.
Bodrum’un Güneşi Altında Devam Eden Mesaj: “Bu Tesadüf Değil”
Bayramın ikinci günü rota bu kez Bodrum’du. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yoğun güvenlik önlemleriyle Bodrum’a giriş yaptı. Ve ne tesadüf ki, karşılama heyetinin en önünde yine Aydın Ayaydın vardı.
Marmaris’te başlatılan sessiz ama net mesaj, Bodrum’da da tekrarlandı.
Siyasette bir pozisyon tekrar ediyorsa, bu bir “rastlantı” değil, açık seçik bir sinyaldir.
Bodrum’un sıcak güneşi altında, Erdoğan’ın yanındaki Ayaydın görüntüsü şunu ilan ediyordu:
“Kim ne yazarsa yazsın, ben bu adamın yanında duruyorum.”
Parti Değil, Devlet Ciddiyeti: Ayaydın’la Gelen Hafıza ve Denge
Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın Erdoğan’ın yanında görünmesi, parti içi hesaplaşmalardan sıyrılmış, devleti önceleyen bir aklın yansımasıydı. Sadece eski bir danışman değil, aynı zamanda tecrübeli bir devlet adamıydı.
SPK’dan üniversitelere, köşe yazılarından Meclis kürsüsüne kadar uzanan birikimiyle Erdoğan’ın yanında yer alması,
“yanlış zamanlarda bile doğru durabilenlerin yalnız kalmayacağını” kanıtladı.
Marmaris’te Başladı, Bodrum’da Taçlandı: Bu Karede Sadece İnsanlar Değil, Mesajlar da Yan Yana Durdu
Marmaris’te başlayan bu “fotoğraf siyaseti”, Bodrum’da perçinlendi.
Ve Türkiye’ye şu mesaj verildi:
-Dedikoduya değil, duruşa bakarım.
-Tecrübeye değer veririm.
-Birlikte yürünecek adamı sosyal medyada değil, yüz yüze tanırım.
O Fotoğrafın İçinde Siyasetin Nabzı, Devletin Vicdanı Vardı
Erdoğan-Ayaydın fotoğrafları, bu bayramın en net siyasi pozisyonuydu.
Bayramın kazananı ne parti oldu, ne afişler, ne demeçler…
Bayramın kazananı, susup yanında durulanlar oldu.
Ve o karelerde konuşmayan ama her şeyi anlatan bir şey vardı:
Devletin hafızası ve hak edenle kurulmuş bir güven ilişkisi.
Marmaris ve Bodrum’un ortak noktası bu bayram:
Erdoğan’ın yanında Ayaydın’ın olmasıydı.
Gerisi arka plan.
Tandoğan Uysal