Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Kendimi bildiğim andan itibaren zeytin toplamaya başladım. Zeytin gerek yağ olarak, gerekse sofralarımızın katığı olarak hayatımızın vazgeçilmeziydi. Evde yiyecek hiç bir şey yoksa tabağa bir miktar zeytinyağı koyar, üzerine bir miktar tuz serperek ( varsa kırmızı toz biber de ekleyerek) ekmeği banarak yer ve karnımızı doyururduk.
Bunun yanında Bodrum Mazı Köyü’nde evimizin hemen yanı başında yer alan asırlık zeytin ağacı(1997 Atlas Dergisi Temmuz sayısında yer almıştı.) Gölgesinde serinleyip, komşu çocuklarla çeşitli oyunlar oynadığımız, dallarında salıncaklar kurduğumuz. Bir ulu ağaçtı.
KAÇ KİŞİNİN ”BENİM DEDİĞİ” , GERÇEKTE İSE KİMSENİN OLMAYAN ZEYTİN AĞACI…
Hukuki olarak sahibi olmasam da o benim zeytinimdi. Kim bilir bugüne kadar kaç kişi benim dedi. Sonbaharda rüzgârla ağaçların dibine dökülen zeytinleri toplamak, biz çocukların temel görevlerinden biriydi. Her birimizin eline küçük bir sepet verilir, başkası toplamadan sabah erkenden zeytinlerin dibine yollanırdık. Rüzgarla dallarından düşmüş zeytinleri sepete toplayarak büyüklerimizden aferin ve ödüler alırdık.
GÖLGESİ SOHBET VE SERİNLEME YERİ OLAN ZEYTİN AĞACIM.
Soluktaşı olarak adlandırılan yassı bir kayanın üzerinde yer alan asırlık zeytin ağacı gölgesinde insanların sohbet ettiği, serinlediği, tütün dizdiği, köy bekçilerinin bağırarak ilanda bundukları bir mekândı. Bu yüzden mekân açısından sosyallik içermekteydi. Zeytin ağacı olmasa oraya kimse gelmezdi.
KURTULUŞ SAVAŞI HİKÂYELERİNİ BU ZEYTİN AĞACININ ALTINDA DİNLEDİM.
Biz çocuklar ağacın gölgesi altında oynarken ihtiyarlarda zeytinin altındaki kayanın üzerine oturarak serinlerler ve hemen hemen hepsi Kurtuluş Savaşı gazisi olduğu için birbirlerine savaş anılarını anlatırlardı. Bizlerde bazen oyunu bırakır bizim için masal gibi gelen bu hikâyeleri can kulağıyla dinlerdik. Birçoğu hala hatırımda olan bu hikâyeler bende özellikle Araplara karşı önyargı oluşmasına neden oldu.
Amcam rahmetlinin de içlerinde yer aldığı ihtiyarlar 1960’lı yılların ortalarında aradan 40 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen başlarından geçenleri anlatırken yaşadıklarının etkisinde kalarak gözyaşlarını tutamazlardı.
Onları üzen ne açlık, ne de yokluktu. Onları kahreden Arabistan çöllerinde, insanlık dışı davranışlarına tanık oldukları (kendilerini ”Kavm-i Necip” olarak nitelendiren din kardeşimiz) Arapların ihanetiydi.
KÖMÜR VE MADEN BİTER, ZEYTİN BİTMEZ. ONUN İÇİN ZEYTİNİME DOKUNMA.
Zeytinliklerin imara açılması yasa tasarısı daha önce meclis genel kurulundan yedinci kez geri çekildi.
Maalesef zeytinliklerin kömür ve maden aramaya açılması TBMM Komisyonu’nunda kabul edildi. Umarım Meclis genel kurulunda aklıselim galip gelir, bu tasarı yasalaşmaz. Aksi halde yaşanacak durum zeytinciliğin sonu demek.
Yitip giden ve bir daha geri gelmeyecek tarım arazilerimiz gibi zeytinliklerimiz de heder olmasın. Onun için ZEYTİNİME DOKUNMA….
Yılmaz bozkurt yazısı