Siyaset Hafızadır

Siyaset bir bilim olsa da; Siyaset bir duruştur. Siyaset bir yaşam biçimidir. En önemlisi siyaset bir hafızadır. O hafızayı ne kadar doğru ve temiz tutabilirsek, anlayabilirsek gelecek nesillere saygın, etik değerlere sahip onurlu bir geçmişi bırakabiliriz.

Muğla’yı, Bodrum’u çok iyi tanıyan, özellikle siyasi yapısını, gelişim ve değişimini yakından yaşayan ve izleyen, olması gereken değişimin içinde var olabilme mücadelesini bir kadın olarak yaşayarak öğrenen, karşılaştığım her şeye rağmen ülkemin CHP’ye olan ihtiyacını görerek gelişim ve değişiminden yana önce liyakat, gençler ve kadınlar diyerek yol alan bir partili olarak bugün yine içimde fırtınalar kopuyor. Özellikle son dönem de, kendimle seçtiklerimle, atanmışlarla en önemlisi zamanımız siyasetinin acı gerçekleriyle yüzleşmek bana çok ağır geliyor.

Bugün yerelde ve genel de yaşanan, canımızı acıtan sorunları sadece kişilere veya kurumlara yüklemek doğru değildir. Sorumluluk’’ aynı gemideyiz ‘’ diyen herkesin ortak sorumluluğudur. Bütün yaşamını CHP’li olmanın onuruyla yaşayan birisi olarak bugün Bodrum’da kendimi çok daha büyük bir yükün altında gibi hissediyorum.

Siyaset bir yaşam biçimidir, bir kültürdür. CHP gücünü kişilerden değil, altı oku yaşatan ilkelerden alır. Siyaset ancak ilkeler üzerinden yapıldığında anlam kazanır. Bunu anlamayan, görmeyen sözde CHP’liler de yok olmaya mahkûmdur. Ancak bugün CHP’nin, bizlerin, ülkemizin, hangi konumda olursa olsun ilkeleri unutup günümüz çirkin siyasetine alet olanlarla zamanı kaybetme gibi bir lüksü de hiç yoktur, olmamalıdır.

Bugün gerçekten toplumun büyük çoğunluğu gibi bende çok huzursuzum. Güvensiz ve mutsuzum. Yaşananlardan hiç memnun değilim. Böyle yaşamak da çok zor geliyor. Görüyor ve duyuyorum, sessiz çoğunluğun olup bitenlere itirazı var. Ama tek tek seslerini duyuramıyorlar. Duyan birçok yönetici de duymamayı tercih ediyor. Çünkü işlerine gelmiyor. Onun için gücümüze güç katmak için tabanda birleşmeye örgütlenmeye ihtiyacımız var. Sesleri çoğaltacak, suskunlukları çözecek yapılanmalara acilen ihtiyacımız var.

Çocuklarımızın geleceğini tehdit eden, değerlerimize sahip çıkmayan, Bodrum’u, Muğla’yı, ülkemizi planlı olarak parçalayıp talan etmeye çalışan iktidar anlayışına karşı duracak, kendi içinde yetişen büyüyen çocuklarına sahip çıkarak yanlış yapmalarına engel olabilecek çok güçlü bir siyasi anlayışı hayata geçirmeye mecburuz.

Maalesef günümüz siyasetinin ve ülkemizin geldiği durum içler acısı. Zaman zaman karşılaştığım durumlar karşısında adeta nutkum tutuluyor. Karşım da konuşacak kimsede bulamayınca susmayı ve izlemeyi tercih ediyorsunuz. “siyasetçi” olmak öyle kolay değildir. Her meclis üyesi, her il, ilçe başkanı, yönetici olan isminin önüne sosyal medya hesaplarında “siyasetçi” yazmasıyla siyasetçi olunmuyor maalesef. Ben de siyasetçiyim demiyorum. Ancak uzun yıllar Bodrum Muğla siyasetinde aktif olarak bulunmuş, ulusal ve dünya siyasetini izlemeye çalışan birisi olarak düşüncelerimi, gözlemlerimi yorumlarımı özellikle gençlerle, okurlarımla paylaşmaya çalışıyorum.

Maalesef Muğlalı CHP’liler sürekli parti içi iktidara oynadılar bu güne kadar. Acılarımızın gerçek sebebi aslında budur. Diyorum ki yaşanılan hiçbir şey bizim dışımızda değildir. Unutmayalım Atatürk Türkiye’sinin yurttaşları olarak elimizde kalan son Cumhuriyet Kurumu CHP’dir. Ona sahip çıkmak her CHP’liyim diyenin sorumluluğudur. Demokrasiyi ayakta tutan, sürdürebilirliğini sağlayan asıl güç halkın ve kurumların birlikteliği ve dayanışma içinde olmasıdır. Onun için bugün en büyük yüzleşmeyi CHP’lilerin kendileriyle yapması gerekir. Artık Parti içi iktidara oynamak zamanı geçmiştir. Onun için bugün yaşananların sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır. İnanıyorum ve güveniyorum CHP içinde siyasi hafızaya sahip dünü ve bugünü anlayan hangi yaşta olursa olsun direnen kendi genç, yüreği genç CHP’liler vardır. Ve onlar hak hukuk adaletten yana olan geçmişine ve değerlerine sahip çıkan, siyasi hafızaya saygılı, vicdanları ve ahlakı çürümemiş seçilmiş yöneticilerine sahip çıkarak CHP’nin bayrağını asla yere düşürmeyeceklerdir. Ancak bir o kadarda en büyük sorumluluk genel merkezimize düşmektedir. ’’Demokrasi yerelden başlar ‘’diyorsak yerelde olup bitenleri, yerel yönetimler ve örgüt ilişkilerini izlemek denetlemek zorundadırlar. Adeta atama yoluyla yapılan delege seçimlerinin, tek sesli kongrelerin sonuçlarını tabandaki sessiz çoğunluktaki yansımalarını çok dikkatle mercek altına almaları ve değerlendirmeleri gerekmektedir. Aksi halde ileride canımızı acıtan telafisi çok zor durumlarla karşı karşıya kalabiliriz.

Bugün iktidar tüm devlet güçlerini kullanarak CHP’nin tarihsel gücünü yok etmek için harekete geçmiştir. O NEDENLE Parti içinde ki tüm yapılanmaların özünde partimiz ve ülkemiz olmalıdır. Dönem yöneticilerinin hedefi asla bir sonraki seçimlerde ki kazanılacak kişisel koltukları olmamalıdır. Yerel yönetimlerdeki seçilmişlerimiz örgüt, tüzük, siyasi hafıza, özellikle yazılı kurallar olmasa da etik değerler çerçevesi neden asla uzaklaşmamalıdır.  Attıkları her adımda, ağızlarından çıkan her sözde, gözlerindeki her bakışta sadece CHP’nin ve MUSTAFA Kemal’in temsilcisi olduklarını asla unutmamalıdırlar. Unutmayalım ki CHP’nin tarihi bugün yazılmadı.

Siyasi Hafızayı, Vefayı, Emeği Yok Sayanların Geleceği Asla Olamaz.

Siyasette Almak Yoktur.

Siyasetçinin Kazandığı Tek Şey Halkın Takdiri, Saygısı Ve Sevgisidir.

Nuran Yüksel /Kasım 2025/Bodrum

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.