Özgürlük: Sessizce Taşınan Bir Işık

Zülal Ezgi Onat – Psikolog, Çello ve Piyano Sanatçısı Sanatı hem bir varoluş biçimi hem de bir iyileşme aracı olarak görüyor. Müzik eğitimi ve sahne deneyimini psikoloji alanındaki birikimiyle birleştirerek, çocuklar ve gençlerin duygusal gelişimini destekleyen sanat temelli çalışmalar yürütüyor. Sosyal ve duygusal zorluklar yaşayan gruplarla gönüllü olarak çalışmalar yaptı; hastane temelli klinik programlarda yer alarak sanatın ve oyunun iyileştirici gücünü yakından deneyimledi. Sanatla iç içe olmayı, terapötik süreçlere ve insanın katmanlı doğasına bütüncül bir bakış geliştirmek için sürdürüyor. Yolculuğunu, sanatın dönüştürücü gücünü psikolojiyle buluşturarak çocuklar ve gençler için yeni ifade alanları yaratmaya adıyor.

    Picasso’nun Guernica tablosuna baktığımızda, ilk bakışta kaos görürüz. Yüzler çarpılmış, bedenler parçalanmış, nefes yarılmış gibidir. Ama resmin tam ortasında, elinde küçük bir kandil tutan o figür… İşte tam orada, bir ihtimal kadar ince, bir direniş kadar ısrarlı bir özgürlük ışığı yanar. Picasso bize şunu söyler: Özgürlük, her şeyin kontrolümüzde olduğu zamanlarda değil; hiçbir şeyin elimizde olmadığı anlarda sınanır. Ve insan, yine de bir ışığı taşımayı seçebilir. Çünkü her kaosun içinde ince bir yöneliş, her yıkımın içinde fısıltı kadar küçük bir ışık saklıdır.

    Beethoven’ın 7. Senfoni’sinin ikinci bölümü olan Allegretto bu tabloyu tamamlar. Ağır ilerleyen ritim, sanki yere vurulan ama her seferinde yeniden ayağa kalkan bir adım gibidir. Notalar, çöküşle direncin tam ortasında nefes alır. Beethoven burada bize özgürlüğün neşeli bir zafer olmadığını, çoğu zaman sessiz bir dayanma hâli olduğunu fısıldar. İnsan bazen bağırarak değil, devam ederek özgürleşir.

    Psikolojide özgürlük, yalnızca istediğini yapmak değildir. Varoluşçu psikolojiye göre özgürlük, seçimlerinin sorumluluğunu taşımayı kabul etmektir. Sartre’ın “İnsan özgürlüğe mahkûmdur.” sözü bu yüzden keskin bir gerçeği hatırlatır: Seçmemek bile bir seçimdir. Her seçim, bizi kendimize biraz daha yaklaştırır ya da uzaklaştırır. Rollo May ise özgürlüğü “kişinin kendi varlığını yaratma cesareti” olarak tanımlar. Özgürlük kendi kendine ortaya çıkmaz; elde edilir. Öyle tek bir hamleyle de elde edilmez; her gün yeni baştan kazanılmalıdır. Ona göre özgürlük, uyarıcı ile tepki arasında bir an durabilme gücüdür. İşte o duruşta insan kendi yönünü seçer. Ve var olmayı seçmek, onun için bir cesaret eylemidir.

    Belki de özgürlük, çoğu zaman bir fırtınayı yönetmek değil; fırtınanın içinden kendi adımlarının ritmiyle geçmektir. Belki de özgürlük, dünyanın bize verdikleriyle değil, bizim onlara ne anlam verdiğimizle şekillenir. Ve belki de özgürlük, coşkulu bir bağırış değil; içten bir “evet”tir, kendine, seçimine ve yoluna. Sözlerimi, insanın kendine doğru attığı her adımın bir özgürleşme olduğunu söyleyen Rollo May ile noktalıyorum:

    “Özgürlüğe seçerek ulaşırız; seçmeyi ise risk alarak öğreniriz.”

    Bu hafta özgürlüğün verilmiş değil her defasında yeniden seçilen bir cesaret olduğunu konuştuk; gelecek hafta ise bu seçimin sorumluluğuna, insanın kendisiyle kurduğu o ince bağa dokunacağız.

    Sevginin ve sanatın ışığında kalın,

    Psikolog / Sanatçı

    Zülal Ezgi Onat

    REKLAM ALANI
    Bir Yorum Yazın

    Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
    1. Sanat yazılarının aranan yazarlarından Ezgi ye alkış….