Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Konuya direkt gireceğim. Konumuz İzkitap, yani yakında gerçekleşen İzmir Kitap Fuarı. Yayınevimin, dolaysıyla benim her yıl düzenli olarak katıldığım fuarlardan biri. Gerek imza gerek de bir panelde konuşmacı olarak yer aldığım bu yılki İzkitap’da o tanıdık kitap fuarı imgesi silikleşmiş, bir fuarın hizmet ettiği en büyük amaç olan kitabın okurla buluşması, yeni bir yazar keşfetmenin heyecanı, paneller, söyleşi ve sohbetlerin olduğu sahne yapıları ve en acısı da kitap tezgahlarının arasında rengârenk hediyelik eşyalar, plastik objeler, bağlamından kopmuş “kültürel” ürünler satan tezgahlar yer almıştı.
Tabii ki organizasyonların sürdürülebilirliği önemlidir. Ancak kısa vadeli ticari kazanç uğruna uzun vadeli kültürel değerlerin aşındırılması fuarların itibarını zedeler. Birçok standın, kitapla doğrudan ilgisi olmayan ürünlerle dolu olduğunu görmek üzdü. Takı, oyuncak, kokulu sabun…
Kitap fuarı kimliği altında panayır kurmak da nedir?
Yayınevlerinin, yüksek ücretler ödediği İzkitap gibi kalabalığı fırsata çeviren bir alışveriş şenliği yapısını merkezine alan kitap fuarı organizatörleri belki de isimde değişikliğe gitmelidir.
Elbette kitap fuarlarının yalnızca kitap satışından ibaret mekânlar olması gerektiğini savunmuyorum fakat bugün geldiğimiz noktada, okurla yazarın buluştuğu, sohbetlerin, imza günlerinin, kültürel etkinliklerin olduğu canlı alanlar gittikçe sınırlanmış, fuarların asli kimliğinin gölgelenmiş. Kitap, giderek merkezden çekilirken onun etrafında bir ticaret alanı büyümüş.
Bir diğer fevkalade rahatsız olduğum konu da çığırtkanların “bedava yayın”, “ücretsiz kitap”, haykırmaları arasında tarikat ve cemaat yayınlarının neredeyse agresif bir dağıtım yöntemiyle bu fuarda yer almasıydı. Mesele asla inanç temelli yayınların varlığı değil. Mesele, karanlık odaklı yayınların düşünsel çoğulculuğu bastıracak ölçüde organize ve gösterişli bir propaganda eşliğinde ve eşlikçisi armağanlarla ücretsiz dağıtılması. Çok iyi biliyoruz ki burada amaçlana okuma kültürünü geliştirmek değil, bir ideolojik bağlılık alanı oluşturmaktır.
Bir kitap fuarı, öncelikle kitabı, yazarı, okuma kültürünü odağına almalı. Kültürel bir alanın ticarileşmesinin sınırlarının belirsizliği, organizasyonun fuarı bir fırsat olarak görmeye olan eğilimi kültür etkinliğini sıradan bir alışveriş deneyimine indirger ki belki de hedeflenen budur! Acı olansa bunu İzmir Kitap Fuarı’nda görmüş olmamızdır.
Sevgili Didem Arkadaşım,
Bu yıl da -tıpkı öncekiler gibi- İzkitap panayırı üstüne yazmak gelmedi içimden. Dokunduğun noktalar, saptamaların, değerlendirmelerin öylesine yerinde ki onlara belki bu organizasyonun “yaşlı” fuara ağır yük oluşu eklenebilir.