Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Turizmi döviz değil, bazen bir hoparlör de bitirebilir!
Yıllardır Bodrum’un suyunu konuştuk…
Trafiğini konuştuk…
Pahalılığı konuştuk…
Ama bugün Türk turizmini içeriden kemiren çok daha büyük bir tehlike ile karşı karşıyayız.
Ne ekonomik kriz…
Ne döviz kuru…
Ne de enflasyon…
Bugün Türk turizminin en büyük tehditlerinden biri, ortak yaşam kültürünü hiçe sayan, çevreyi rahatsız eden taşkın davranışlardır.
Bodrum Paşatarlası’nda yaşananlar bunun en somut örneklerinden biridir.
Üstelik sadece Bodrum’da değil…
Marmaris’te…
Fethiye’de…
Antalya’da…
Kuşadası’nda…
Türkiye’nin hemen her turizm merkezinde aynı manzaralarla karşılaşabiliyoruz.
KENDİLERİ EĞLENİYOR SANIYOR… YÜZLERCE İNSANI KAÇIRIYORLAR
Dev hoparlör…
Son ses müzik…
Kontrolsüz alkol…
Bağırışlar…
Küfürler…
Çevreyi hiçe sayan taşkınlık…
Bunu yapanlar belki “tatil yapıyoruz” diye düşünüyor.
Oysa farkında olmadan onlarca aileyi plajdan kaçırıyorlar.
Çocuklu aileler eşyalarını topluyor.
Yaşlı insanlar huzur bulacak başka yer arıyor.
Yabancı turist şaşkınlıkla etrafına bakıyor.
Ve sonunda bulunduğu yeri terk ediyor.
İşte turizme verilen en büyük zarar budur.
MİLYONLARCA LİRALIK TANITIMI, BİRKAÇ SAATLİK SORUMSUZLUK YOK EDEBİLİYOR
Dünyanın dört bir yanında reklam yapıyoruz.
“Türkiye’ye gelin.”
“Bodrum’u görün.”
“Marmaris’i keşfedin.”
Sonra birkaç kişinin sorumsuzluğu…
Bütün bu emeği birkaç saat içinde gölgeleyebiliyor.
Bir turist denizin sıcaklığını unutabilir.
Yediği yemeği unutabilir.
Ama huzurunun kaçtığı günü unutmaz.
MAGANDALIK BİR KIYAFET DEĞİL, BİR DAVRANIŞ BİÇİMİDİR
Burada mesele insanların nasıl giyindiği değildir.
Mesele…
Başkalarının yaşam hakkına saygı göstermemektir.
Yüksek sesle müzik açmak…
Çevreyi rahatsız etmek…
Alkolün dozunu kaçırıp taşkınlık yapmak…
Kamusal alanı kendi özel eğlence mekânı sanmak…
İşte gerçek sorun budur.
SAYIN VALİLERİMİZ, SAYIN KAYMAKAMLARIMIZ…
Artık bu konu basit bir gürültü meselesi değildir.
Bu mesele doğrudan doğruya Türkiye’nin turizm güvenliği ve marka değeridir.
Turizm sadece otelleri koruyarak gelişmez.
Turistin huzurunu koruyarak gelişir.
Bugün Bodrum Paşatarlası’nda yaşanan bir görüntü, birkaç dakika içinde sosyal medyada milyonlara ulaşıyor.
Bir ülkenin yıllarca oluşturduğu turizm imajı, birkaç sorumsuz davranış nedeniyle zedelenebiliyor.
ARTIK “TURİZM KOLLUK GÜCÜ” KURMANIN ZAMANI GELMİŞTİR
Belki yazdıklarım ilk bakışta iddialı bulunabilir.
Ama bugün gelinen noktada artık farklı düşünmenin zamanı gelmiştir.
Bana göre artık sadece turizm bölgelerinde görev yapacak, özel bir Turizm Kolluk Gücü oluşturulmalıdır.
Bu yapı Türk Polis Teşkilatı bünyesinde mi olur…
Yoksa belediyelerin zabıta teşkilatları içinde özel bir birim olarak mı kurulur…
Bunun kararını elbette devlet verir.
Ancak şundan eminim ki…
Bu ihtiyaç artık ertelenemez.
Çünkü turizm bölgelerinin sorunları, sıradan asayiş anlayışıyla çözülemeyecek kadar farklı bir noktaya gelmiştir.
BU GÜN ÖNLEM ALINMAZSA YARIN GEÇ OLABİLİR
Bugün “idare eder” denilen her olay…
Yarın alışkanlığa dönüşecektir.
Alışkanlık ise zamanla normalleşecektir.
İşte asıl tehlike budur.
Önlem almak için beklersek…
Yarın çok geç olabilir.
TÜRK TURİZMİ HER YIL BİR ÖNCEKİ YILI ARAMASIN
Turizm sadece yeni oteller yapmak değildir.
Yeni havaalanları yapmak değildir.
Turizm…
İnsanlara huzur satabilmektir.
Huzur yoksa…
En lüks otelin de…
En güzel koyun da…
En temiz denizin de anlamı kalmaz.
Bu sezon birçok turizmci geçen yılı arıyor.
Yarın bugünü aramamak için bugünden harekete geçmek zorundayız.
TEK ENDİŞEM GEÇ KALINMAMASI
Buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum.
Sayın Valilerimiz…
Sayın Kaymakamlarımız…
Lütfen bu konuya sadece bir “gürültü şikâyeti” olarak bakmayın.
Bu, Türkiye’nin turizm geleceğini ilgilendiren stratejik bir meseledir.
Bugün atılacak kararlı adımlar, yarın milyonlarca turistin ülkemizi yeniden tercih etmesini sağlayabilir.
Çünkü insanlar tatile sadece denize girmek için değil, huzur bulmak için gelir.
Plajlarımız hoparlörün sesiyle değil, dalgaların sesiyle anılsın. Türkiye’ye yakışan da budur.
Tandoğan Uysal