enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

MURAT SERTEL’İN BAHÇESİ – 3

Murat Abi’nin bahçesi artık bizim de bahçemizdi.
Akın da alıştı bize, merhabalaşmaya başladı kendince, kediler de. Bir gün ben arabayı park ederken, Sultan önden girdi bahçeye, sonra korkuyla dışarı çıktı. Fırladım, baktım hakikaten ürkütücü bir sahne. Bir sokak kedisi kafasında dibine kadar sıkıştığı konserve mama kutusu ile evin kapısının önünde titreyerek oturuyor. Boğularak ölmek üzere. Süratle kafasındaki tenekeden tuttum, kaldırdım, bu ani hareketle ve hayvanın kendi ağırlığıyla çıktı ölüm kutusu. Zavallıcık bir süre kendine gelemedi, ardından toz oldu. Sonra bazen fare, bazen de kuş ölüleri bulur olduk paspasın üstünde, hediye.
Minicik, kimsesiz bir yavruyu evlât edindik. Erkek, damağı mühürlü, sürmegözlü, sincap kuyruklu, cins bir Istanbul sokak kedisiydi. Göğsü bembeyaz ve kabarık tüylerle kaplı olduğundan adını Yaka koyduk. Serçe parmağımla süt emdire emdire alıştırdım bebeciği kendime. Çılgın, oyuncu bişeydi, büyüdükçe daha güzelleşti.
Emirgân’da çok yabancı oturur, konsolosluklarda veya şirketlerde çalışanlardan. Sultan da görmüş, sinsi bir frenk lavuk dolanıp duruyordu. Herifi elinde kedi kafesi ve kuru mama ile bizim bahçenin duvarının yanında gördüm, göz göze de geldik ama basiretim mi bağlandı nedir ya da tasmalı kedimizi çalacak kadar adi olabileceğini düşünemedim ondan mıdır bilmiyorum ama kediyi çaldı. Güzel kedileri çalarlar. “Olsun, çaldıklarına göre seviyorlardır, iyi bakıyorlardır” diye züğürt tesellisi yaptık ama epey de üzüldük, kızdık.
Murat Abi, bir sohbetimizde Oyun Teorisi’ne önemli katkıları bulunan John Forbes Nash Jr.’a 1994 yılında verilen Nobel Ödülü ile ilgili kendisine nasıl danıştıklarını anlatmıştı. Ödül komitesinden bir arkadaşı yurtdışındaki bir toplantıda Murat Abi’nin koluna girmiş, kenara çekmiş, Nash’e Nobel Ödülü verilmesinin söz konusu olduğunu söyleyerek fikrini sormuş. Murat Abi olumlu görüş beyan etmiş, arkadaşı :
-Deli ama? diye itiraz etmiş.
Murat Abi :
-Olabilir, bu onun çalışmalarının değerini değiştirmez, demiş.
2001’de Russell Crowe’un Nash’i canlandırdığı “A Beautiful Mind” filmi (Akıl Oyunları) gösterime girdi ve dört Oskar aldı. Oyun Teorisi gündeme geldi ve eski bir öğrencisinin vasıtasıyla kamuoyu Murat Abi’yi izleme fırsatı buldu. Murat Abi TV’de “Çoğunlukçu Uzlaşı”ya dayanan seçim sistemini anlattı.
Ben, yıpratıcı bir dönemin ardından sorunlarımı çözmüş, iş hayatımda yeni bir evreye girmiştim, çok yoğun ve zorlu bir çalışma süreci başlıyordu. Ailemizin Kanlıca’daki dairesi de boşalmıştı, orayı çok severdim, sahile iki adım, önü açık, deniz gören, yüksek tavanlı, geniş balkonlu, aydınlık bir evdi. Murat Abi’ye gittim, evden çıkacağımızı söyledim.
-Neden? Para mı sorun? diye sordu.
Durumu anlatınca, rahatladı, gülümsedi :
-Doğru bir karar, dedi, sizi özleyeceğiz, diye de ekledi. Şarap içtik.
Veda ederken ona ve Jenny’e sarıldık, öpüştük, bunun onu son görüşüm olduğunu nasıl bilebilirdim? 2001 Yılının temmuzunun sonuydu.
2003 Yılının ocağının 25’inde Prof.Dr. Murat Rauf Sertel, konferans vermek üzere gittiği Fransa’da,  Aix-en Provence’da kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi, 61 yaşındaydı.
SON SÖZ :
Murat Sertel’in öğrencisi Prof.Dr. Remzi Sanver şöyle yazıyor :
“Murat Sertel, Türkiye’nin İktisat Kuramı’nda dünyada yeri olan bir ülke haline gelmesinin tartışılmaz mimarıdır. 1979 senesinde Türkiye’ye geldiğinde hakim olan tasviri ve içine kapalı iktisat anlayışını yıkmış, yerine analitik ve uluslararası standartlarda araştırmaya dayalı bir perspektifi getirmiştir. Böylece, ülkemiz, İktisat Kuramı’nda dünyaya açık, uluslararası bilimsel camiada tanınan ve sayılan bir yer haline gelmiştir. Bugün iktisat sahasında uluslararası düzeyde araştırma yapan Türk bilim insanlarının, dünyanın önde gelen üniversitelerinde doktora yapan Türk talebelerin, neredeyse hepsi doğrudan ya da dolaylı olarak Murat Sertel’den ilham almışlar, onun yarattığı dönüşümün rüzgarından istifade etmişlerdir. Yakın tarih, tek bir insanın, bir ülkenin bir bilim sahasındaki kaderini böylesine değiştirdiğine herhalde şahit olmamıştır.”
Bazıları Murat Sertel’in ardından “Liberaldi…” dediler.
Sanmam…Bilmem…Belki?
Ama şuna eminim ki Murat Sertel liberalse bile gerçek bir liberaldir. Liberalmiş gibi yaparak kesesini dolduran, dinci-ırkçı faşizme, ataerkine, sömürüye uşaklık edenlerden değildir.
Ayrıca Murat Sertel, Ekonomik Panorama Dergisi’nin 26 Ağustos 1988 tarihli sayısında “Özelleştirmeye Karşı İşçi Şirketi” başlığıyla haber haline getirilen söyleşide şöyle diyor :
“…Bu işçi şirketlerinden bahsederken, Yugoslavya’daki öz-yönetim denen şeyden bahsetmiyorum. Bir kere bundan tenzih ederim. Çünkü orada şirketin sahibi yine kamu, yine ücret söz konusu. Orada da kapitalist işletmelerden fazla fark yok. Yalnızca işçiler yönetimde biraz daha söz sahibi. 
Aslında bu iş kamu mülkiyetinde de söz konusu olabilir. Yani kamu, üretim araçlanna sahip olabilir, fakat işletme işçilerin olabilir. Benim dediğim modelin Marksizm ile çelişen bir tarafı olmadığı gibi karşıt düzenle çelişen bir tarafı da yoktur. Diş fırçalamak Türkiye’de de iyidir, Amerika’da da, Rusya’da da böyledir.”
O bir bilim insanıydı ve yaşamını insanlığın en önemli çatışmalarının çözümüne katkıda bulunmaya adamıştı. “Liberaldi…” diye etiketlenmesini diyalektiğe ve etiğe aykırı buluyorum.
Bir de, Murat Abi’yi gençlik yıllarından tanıyan Boğaziçi’nin burjuvaları var, ardından onun için : “…Salsa Üstadı” veya “…Eğlence, danslar, müzik ateşli olsun, heyecanlı olsun, bağrı hafif açık olsun, hatta o açık bağırdan bir zincir görünsün, severdi böyle şeyleri” diyenler.
Murat Abi yaşamayı severdi. Yaşamak ve yaşatmak ideali ile doluydu öte yandan sağlam bir mücadele adamıydı ve asla bir burjuva değildi. Bu “Büyük Bilgin”in ardından bu tip sığ, bayağı ifadeleri sarfetmekte, Murat Abi’nin mücadelesine karşı duyulan sınıfsal öfkeyi, bireysel kıskançlığı ve reddedilişlerinin kompleksini seziyorum, dostluğa yakışmaz. İnsanın zihinsel evrimini kavrayamamakla ilgili gibi. Murat Abi sağ olsaydı, buna güler geçerdi.
Benim tanıdığım Murat Sertel’e gelince…
Benim Murat Abim özgür bir insandı, baba adamdı.
BİTTİ…
Serdar Anlağan / Eylül 2016 / Bodrum Gündem
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.