COVİT-19’UN ŞEFFAFLAŞTIRICI ROLÜ / Cevat Öneş Bodrum Gündem yazıları…

Cevat Öneş
Cevat Öneş
  • 02.04.2020
  • 5.607 kez okundu

Covit -19 salgını; yarattığı sağlık tehditlerinin yanı sıra, siyasi-ekonomik-psikolojik boyutlarının ortaya çıkarabileceği sonuçların çözümleri bakımından ve ulusal, küresel düzeyde ideoloji, sistem değişikliklerine kadar uzanabilen değişimlerin işaretlerini vermesi yönünden de, önem kazanmaktadır. Süreç içerisinde bireysel, toplumsal, siyasal etkileşimlerin, öncelikle yeni nesiller üzerindeki yansımalarının pozitif ve/veya negatif nitelikleri ise ülkelerin (toplumların), dünyanın (insanlığın) dönüşümü ile bağlantılı, çok önemli, hayati değişim şartlarının oluşmakta olduğunu göstermektedir.

Covit-19 salgınında yaşamlarını yitirenlerin sayısı dünya da 30 bini aşarken ve Türkiye vaka eğrisi riski artan şekilde yükselmesini devam ettirirken, Birleşmiş Milletler ’den (BM), krizin çok boyutlu etkilerine ilişkin uyarılar yapılmakta. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, salgının İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır insani kriz olduğu yorumunu yaptı. Guterres, salgının muhtemelen yakın geçmişte, benzeri görülmemiş şekilde, her ülkede resesyona neden olacağını belirtti. Salgının ve ekonomik etkilerinin istikrarsızlığı, kargaşayı ve çatışmaları artırma riski olduğuna dikkatleri çekti. Gutterres uluslararası topluma sosyo-ekonomik yıkıma karşı, daha güçlü ve etkili şekilde karşı koyma çağrısında bulundu.  “Bu da ancak, herkes bir araya gelirse, siyasi oyunları unutursak ve insanlığın tehlikede olduğunu anlarsak mümkün olur…” ifadesini kullandı. Ayrıca salgına karşı alınan önlemlerin krizin büyüklüğüyle ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) yönlendirmeleriyle eşleşmesi gerektiğini vurguladı. (Cumhuriyet 02 Nisan 2020)

Çizilen çerçevenin önemini göz önünde bulundurarak, ulusal çıkarlarımız için bazı hassasiyetler üzerinde özet değerlendirmeler yapılması yararlı olacaktır.

Buhranlar ve Dönüşümler…

Büyük salgınlar, ekonomik krizler, savaşlar, depremler gibi gerçekler, sosyal ve siyasal dönüşümlere yol açmıştır. 14’ncü yüzyıl İngiltere’sinde veba salgını, köylülerin yüksek ücret ve hak taleplerinin önünü açarken, Serfliğin sonunu da getirmiştir. Dinin ve din kurumlarının sorgulanabilmesi şartlarını da yaratırken, Reform Hareketi gibi çağdaş dönüşümün önünü de açmıştır.

Birinci ve 11. Dünya Savaşları sonuçlarında da, yeni dönüşümleri görüyoruz. Yaşanılan travma, yeni teknolojilerin doğuşu, faşist yönetimler ve devrimci gelişmelerin ortaya çıkması, Kapitalizmin yenilenme imkanlarını da, bu şartlar sağlamıştır.

  1. Dünya Savaşı, yarattığı yıkımla, yeni üretken modelleri ortaya çıkarırken, ABD’nin ideolojik, mali, askeri liderliğinde, Kapitalizmin hâkimiyeti pekişmiştir.

ABD’nin 11 Eylül saldırısından sonra başlatılan hegemonyanın yeniden şekillendirilmesi süreci, neo-liberal Küreselleşmeyi tüketirken ve Çin’in Devlet Kapitalizmi modeli yükselirken, Covit-19 krizinin muhtemel etkilerinin, küresel ve ulusal düzeyde, yaratacağı sonuçlar, tartışmasız olacaktır. Ancak Çin’in henüz Küresel öncülük yapabilecek bir potansiyel birikime sahip olmaması sebebiyle, Kapitalizmin, neo-liberal uygulamalarının yeni rötuşlarla etkisini sürdürmesi de, görülebilen bir gerçekliktir.

Dijital gelişmelerin etkileri, yeni kuşağın tercihleri, kadın hareketlerinin gelişimi, yaşanmakta olan deneyimlerin sonuçlarının, birey, toplum, siyasetler üzerindeki etkilerinin yaratabileceği şekillenmeler, hassasiyetle takip edilmesi gereken hususlardandır. (Prof. Nilüfer Narlı, Ergin Yıldızoğlu’ndan yararlanılmıştır.)

Cumhuriyet Modeli…

Büyük Savaş sonrası, Kurtuluş Savaşı ve Kurucu Cumhuriyet Değerleriyle 1946 yılına kadar Yeniden İnşa Süreci, eksikliklerine, bazı yanlış uygulamalarına rağmen, Kapitalizm. Emperyalizm, Faşizm, Neo-Liberalizm, Reel Sosyalizm gibi sömüren, insani değerleri söndüren yönetimler karşısında, mazlum halklara örnek olan bir haykırış ve karşı çıkıştır.

Laik sistem içinde, çağdaşlaşma, sanayileşme, planlı kalkınma hedefleriyle refah toplumunu yaratma mücadelesinde, kısa dönemde gerçekleştirilen kazanımlar, içerisinde bulunduğumuz krizin çözümü için, en önemli deneyim olarak varlığını korumaktadır. Kurucu liderimiz Atatürk’ün ilkelerinin şekillendirdiği zihniyet, nitelikli demokratikleşme ve insan odaklı siyaset üretimine duyulan ihtiyacın, öncelikle siyasi iktidar ve tüm Türkiye siyasetlerince yeniden değerlendirilmesi ihtiyacı, yaşanmakta olan kriz ortamında, ülkemiz ve milletimiz için gerçek BEKA sorunudur.

Sistem ve Yönetimde Nitelik- Liyakat…

Küresel gelişmeler ve ulusal pratiğimiz, Cumhuriyet’in kurucu değerlerine, gelişen şartlarla uyumlu şekilde geliştirilmesine süreklilik kazandırılabilmesinin hayati önemine işaret etmektedir. Anti- Emperyalist karakter, Bağımsız İrade, Nitelikli Demokratikleşme ve Kurumsallaşma, Hukukun Üstünlüğünün Şekillendirdiği Devlet Yapısı, Parlamenter Sistem, Denetlene bilirlik/Hesap verilebilirlik ilkelerinin içselleştirilmesi, Üreten Planlı Ekonomi, Bilime Dayanan Milli Eğitim, Laik, İnsani Değerlerle Şekillendirilen Zihniyet, Türkiye’de ve Dünyada Barış Politikalarıyla Uyumluluk gibi ilkelerle sağlanabilecek sosyal, siyasal, kültürel bütünleşme ihtiyaçlarının karşılanabilmesi, çıkış yolu olarak gözükmektedir.

Mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ve yönetme zihniyetinin yaratmakta olduğu sonuçlar değerlendirildiğinde, Covit-19 krizinin ortaya çıkarabileceği risklerle, başarılı şekilde mücadele edilebilmesinin mümkün olmadığını göstermektedir. Örneğin, Covit-19 vakalarının tehlikeli şekilde yükselme sürecinde, siyasi iktidarın önemli yöneticilerinin, CHP’li Belediyelerin, bağış toplama girişimlerini, Paralel Devlet Kurma çalışması olarak gösterme söylemleri ve kararları, tehlikeli bir boyutu işaret eder mahiyettedir.

SONUÇ…

  • Covit-19 salgını, süreklilik kazanabilecek, küresel-ulusal kriz şartlarını ortaya çıkarmıştır.
  • Krizin sağlık, ekonomik, sosyal, siyasal, psikolojik etkileri ve muhtemel gelişmeleri, yeni negatif/pozitif dönüşümlerin habercisidir.
  • Ülkemiz için, nitelikli demokratikleşme, Cumhuriyet’in Kurucu Değerlerine bağlılık, bilime-liyakate dayanan siyaset üretimi ve pratiği,
  • Çıkarlara dayanan İktidar olma/iktidarda kalma mücadelesi için değil, toplum ve insan için yönetim ve üretim,
  • Katılımcı Demokrasi mekanizmalarına işlerlik kazandırılması,
  • Siyaset diline ahlaki ve etik değerlerin hakim olması,
  • İç ve Dış politikalara, milli çıkar ve barışçı hedeflerle uyumlu şekilde, yeni kimlikler kazandırılması,
  • Merkezi Yönetim ve Yerel Yönetimler arası koordinasyon ve işbirliği ihtiyacına cevap verilebilmesi,
  • Gibi hususlar, Covit-19 salgınıyla başlayan süreçte, karşılaşılabilecek sorunlarla mücadele için alınması gereken öncelikli tedbirlerdendir.
  • Diğer taraftan Covit 19’un ortaya çıkışı, tartışma-yayılma süreçleri dikkate alındığında, Devletin tüm mekanizmalarının enformasyon, istihbarat, ön görme ve benzer konularda hazırlıklı bulunma çalışmalarının çok yetersiz olduğu gerçeği, sorumlu aktörlere yeni yükümlülükler getirmektedir.

Not: Sağlık çalışanlarının maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için verilecek destek, ülke ve toplum güvenliğinin temel unsurlarındandır.

Cevat Öneş

02 Nisan 2020 Ankara

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ