enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Zamanı Ölçmek Bulundu, Hayat Bozuldu – Dr. Metin Aycıl Yazıları

Sûfî hâle kavuşup değeri arttığı için vaktin oğlu olmuştur.

Yâni geçmişi geleceği düşünmez, bulunduğu vaktin gereğini yapar.

Sâfî olan kâmil insan ise, tamamıyla Allah’ın aşk denizine batmıştır.

Aslında o kimsenin oğlu (yâni kimseye bağlı) değildir.

Vakitlerden de hâllerden de kurtulmuştur.

MEVLÂNA – Mesnevî; Beyit: 1425

Bilim insanları, evrenin yaşının -yaklaşık- 13,8 milyar yıl olduğunu söylüyorlar. Dünyanın yaşı ise 4,5 milyar yıl; yani evren 9,3 milyar yaşındayken Dünya oluyor. Bu hesaplamalar 20. yüzyılda yapılan, değişik çalışmalarla ortaya çıkmış sonuçların yaklaşık değerleri.

Peki, 4,5 milyar yaşındaki Dünya üzerinde insan ne zamandan beri var? Homo Sapiens denen ve günümüz insanının atası diyebileceğimiz ilk insanın 300 bin yıl önce ortaya çıkmış. B u konuda araştırmaların devam ettiği ve yeni sonuçların ortaya çıkmakta olduğu söyleniyor. Homo Sapiens öncesi de var; ancak biz burada kalalım.

İnsanoğlu zamanı ölçmeye ne zaman, nasıl ve neden başlamıştır?

İlk takvimi M.Ö. 4.000 yılında Mısırlılar icât etmiştir. O tarihlerde Nil nehri yılın belirli günlerinde taşmakta ve halka ciddi anlamda zarar vermekteymiş. Mısırlılar Nil nehrinin taştığı dönemleri gözlemleyerek bunu kayıt altına almışlar. Böylelikle taşkının yaklaşmakta olduğu günlerin öncesinde, canlarını ve mallarını korumaya çalışmışlar. Takvim de böylece doğmuş.

İnsanoğlu zamanı ölçmeyi; doğaya karşı kendini korumak ve göreceli olarak özgürleşmek için zorunlu olarak öğrenmiştir.

Zamanı ölçmek olgusu, gelişerek saniyelere ve saliselere kadar ulaşmıştır. Günümüz insanı zamanı ölçmenin o kadar tutsağı olmuştur ki; “Ölçemezsen Yönetemezsin!” söylemini bulmuş ve içselleştirmiştir.

Her tanım bir sınırlamadır. Zamanı da zamanı ölçerek tanımlamaya çalışmış insanoğlu, böylece zamana da hayata da sınırlamalar getirmiştir.

Zaman ile Hayat özdeş olabilir; ancak zamanı ölçmekle hayatı özdeşleştirmek tutsaklıktır.

Zamanı ölçmeyi öğrenerek, kendisini özgürleştirmeyi öğrenen insanoğlu, bu özgürlüğünü kendine karşı kullanarak, süreç içinde kendisini zamana tutsak etmiştir. Oysa zaman da insan da insanoğlunun zamanı ölçmeyi öğrenmesinden çok daha önceleri vardı. Bunun tarihsel gelişimini başta belirtmeye çalıştım.

İnsanın özgürlüğünü kendine karşı kullanması” ile ne demek istiyorum? Kendisini zamanla özdeşleştiren insan, kendi zamanını da ölçmeye kalkmış ve buna “yaş” demiş. Bunun bir anlamı var mı? Bence yok. Bizim işimiz zamanımızı ölçmek değil, zamana hayat eklemektir. Bizden bağımsız bir şekilde var olan zamanı, bizimle ilişkilendirerek ölçmek ne kadar anlamlı? İnsanı bu şekilde tutsak almak ve sınırlamak neden?

Tutsaklık yolculuğunun son noktasının adına da ölüm demişiz. Oysa “ölüm” bizim konumuz değil. Epiküros’un (M.Ö. 341-M.Ö. 270) da dediği gibi;

Ben varken ölüm yok, ölüm varken de ben yokum. Onunla hiçbir zaman buluşmuyoruz ki.

Mevlânâ’nın yukarıda çok güzel işaret ettiği gibi, ben bugünün sahibiyim. Yine yukarıda belirtildiği ve işaret edildiği gibi, insan zamanın ötesine geçebilecek donanıma sahiptir. Bunun koşulu, kâmil insan olma yolculuğudur.

Bu söylemlerden, şu sonucu çıkartabiliriz diye düşünüyorum:

Ben yaşsızım ve ezelden ebede sürdürdüğüm yolculuğumun bulunduğum noktasındayım.

Kâmil insan olma yolculuğunu yapamayacaksak, burada olmamızın da bir anlamı olmadığına inanıyorum; zira aksi bir durum, var oluşa da tekâmüle de aykırıdır.

Kâmil insan olmak bir hedef değildir, bir gelişimdir; diğer bir ifadeyle, hayat hedef odaklı değil, gelişim odaklı bir yolculuktur. Kemâle giden yolculuğunda, insan etrafını ışık saçarak aydınlatmaktadır. Artık o ölümün ötesine geçmiş ve ışığını taşıyanların gönlünde kendi cennetini kurmuştur.

Dilerim ki; herkes yolculuğunda ışığı ile etrafını aydınlatsın. Her daim ışığını taşıyanlar olsun ve sevdiklerinin gönlünde kendi cennetinde yaşasın.

 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. Fevziye AKÖZ dedi ki:

    Evren, insan, zaman konusunda çok şey söyleniyor, yazılıyor. Bu konularda düşünen, soru soran, cevap arayanlar da felsefeci, kâmil insan oluyor. Yazmaya devam Metin Hoca…

  2. Metin Aycıl dedi ki:

    Teveccühünüz Fevziye Hocam, çok teşekkür ederim.

  3. Öğr.Gör. Bilal ERDOĞAN dedi ki:

    Çok güzel anlatmışsınız sevgili hocam, Yunus Emre gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim bu dünya kimseye kalmaz diyerek işi özetlemiş. Bu vesileyle sevgi ve saygılarımı sunuyorum sevgili hocam.