enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Tsunami ve İstanbul

Son günlerde İstanbul’da artık sadece Mag 7.2 civarı deprem beklentisinin ardından durum daha vahim olsun diye, bir de tsunami ilave edildi.

İzah edeyim;

Tam 21 yıldan daha fazla bir zamandır halkımıza ‘İstanbul’da büyük deprem bekleniyor’ haberlerinin ardından İzmir’de meydana gelen Mag 7.0 deprem sonrası bir ara gözler oraya çevrildi. Burada da Mag 7.0 filan bekleniyor diye…

Bu kısa sürdü…

Şimdi gözler tekrar İstanbul’a çevrildi ve nihayet Prof. Dr. Ahmet Övgün Ercan, 2045 den aşağı bir tarihte burada deprem olmaz dedi.

Vay sen misin bunu diyen…

İşte bundan sonra bir de tsunami ilave ettiler, hem de 12 metre yükseklikte…

Almanlar, Fransızlar ve Japonlar İstanbul’da büyük deprem bekliyorlar. Tam 21 senedir. Ülkemizde en az on akademisyen ünvanlı kişi Marmara bölgesinde meydana gelen her orta kuvvette deprem ardından İstanbul’da olası bir Mag 7.2 yi dile getirdiler.

Hemen cevap vereyim;

İstanbul’un hiçbir özelliği yoktur. Bu kuvvetteki bir deprem yurdumuzun her bölgesinde olabilir.

Nokta!

Bu yetmedi, şimdi ise İstanbul boğazı buzlarla kaplanacak, diye haberler çıktı. Haber aynen şöyle diyor.

“Çok konuşulacak iddia: İstanbul Boğazı donacak!”

Bir öğretim görevlisi, küresel soğumanın yaklaştığını belirtip, “2022, 2023 veya 2024 olur. Bu dönemlerde biz, mini soğumaya gireceğiz. Sıcaklık mola verecek. Bu molada, İstanbul Boğazı’nın donduğunu göreceğiz. İstanbul Boğazı’ndan karşıdan karşıya yürüyerek geçilecektir…” dedi.

Hani bu yıl İstanbul da çok kar yağdı, Madrid de kardan yollar kapandı ya, işte hemen yeni bir İstanbul senaryosu daha hazırlandı. Tabii ki daha çok konuşulacaktır.

Allah İçin Şu İstanbul’u Rahat Bırakın!

Şimdi dönelim tsunami konusuna.

Büyük okyanuslarda tsunami derinde saatte 500 mil, yani 804 km. hızla ilerleyebilir. Dünyada tsunamiler en fazla Pasifik okyanusu, Hint Okyanusu ile Endonezya açıklarında, nadiren Atlas Okyanusunda vuku bulurlar. Çünkü oralarda yer altı fayları daha aktif ve derindedirler. Tsunamiler karalarda 300 metre veya daha fazla ilerleyip su baskınlarına ve okyanuslardan getirdikleri çöpleri beraberlerinde taşırlar. Bu kirliliğe su yüzündeki tekne, karadaki araçları ve evlerden kopan pencere, dam gibi insan hayatına zarar veren yapıları da sürükleyebilirler. Tsunaminin hızına yakalanan bir canlı onlarca metre sürüklenebilir ve hayatını kaybedebilir.

Tsunamiler büyük okyanuslarda 30 metre yüksekliğe kadar ulaşabilirler ama ortalama yükseklikleri 3 metre civarındadır.

Tsunamiler sadece depremlerden meydana gelmezler. Toprak kaymaları, meteorlar denize düştüğü zaman veya volkanlar patladığı zaman da tsunami oluşabilir.

Tsunami Japonca bir kelimedir ve orijinal ismi soo-NAH-mee dir.

Tsunamiler bir bütün okyanusu kaplayabilecek kadar hareket edebilirler. Afrika’yı vuran Hint Okyanusu tsunamisi 5.000 km yol almıştı.

1755 senesinde Kuzey Atlas Okyanusundaki tsunami Portekiz’de çok can almıştı. Ölü sayısı Portekiz, İspanya ve Kuzey Afrika’da 60 bin kişiyi bulmuştu ve tsunaminin yüksekliği 7 metreydi. Tsunaminin başlangıç noktası Azor-Gibraltar fay hatlarıydı.

Tsunami esnasında dalgalar ilerledikçe büyürler, eğer depremin olduğu deniz (Marmara denizi gibi) okyanuslara göre çok küçük bir deniz ise tsunaminin ilerleyeceği mesafe az olduğundan bu gibi denizlerde yapacağı hasar ancak 2 metre veya olsa olsa 3 metreyi geçmez. Ancak çok büyük bir deprem olursa o zaman en fazla 6 metreye ulaşabilir. İzmir yakınındaki Mag 7.0 kuvvetindeki depremde meydana gelen tsunami büyük değildi ama Ege denizi Marmara’ya göre çok daha büyük olduğundan tehlikeli olabilirdi. Eğer bu deprem diyelim ki Santorini açıklarında meydana gelseydi, olası bir tsunami 3-5 metreyi bulabilirdi. O zaman tam bir felaket yaşanabilirdi. Bence tsunaminin büyüklüğü deprem merkezinden uzak olduğunda daha fazladır.

İSTANBUL

1999 Marmara depreminde tsunami olmuştur ama deniz küçük olduğunda dalgalar fazla yol alamamışlardı. Marmara denizinin uzunluğu batı- doğu doğrultusunda 2 bin 490 km ve genişliği 70 km. kadardır. En derin yeri ise 1.200 metredir. Bir tsunami halinde doğu-batı hizasında 50 dakikada dalgalar oluşabilirler.

Yukardaki resimde Marmara denizinin derinliğini görebiliyorsunuz.

İstanbul’da Hiçbir Zaman 12 Metre Yüksekliğinde Tsunami Olmaz!

Kandilli Rasathanesinin açıklamaları şöyle;

Son 4 bin 100 yıl boyunca, Marmara Denizi’nde 300’den fazla yıkıcı deprem meydana gelmiştir. Bunlardan 40 tanesi tsunami yaratmıştır. (Y.Altınok, B. Alpar & C. Yaltırak; Journal of Seismology 7: 329–346, 2003) Yaklaşık Mag 8.0 büyüklüğündeki 1509 İstanbul depremi Bolu’dan Edirne’ye kadar hissedilmiş ve hasara yol açmıştır. 6 m’yi geçen dalgaların Yenikapı’da surları aştığı tarihsel belgelerden anlaşılmaktadır. 10 Temmuz 1894 tarihli İstanbul depremi sadece Anadolu’da değil, Bükreş ve Girit’te dahi hissedilmiştir. Deniz seviyesi önce alçalmış, daha sonra kuvvetli dalgalar İstanbul kıyılarını vurmuştur. Tsunami dalgasının yaklaşık 6 m. olduğu gözlenmiştir. 18 Eylül 1963 tarihli Doğu Marmara depremi (Mag 6.3) sonrasında Mudanya kıyılarında tsunami izleri gözlemlenmiştir. 17 Ağustos 1999 İzmit Depreminin de tetiklemiş olduğu bir heyelan neticesinde tsunami Tütünçiftlik ve Hereke dolaylarında 2.6 m, Değirmendere’de de 2.9 metreye ulaşmıştır.

Marmara denizi için deprem ve heyelan kaynaklı tsunamileri inceleyen örnek bir çalışma “İstanbul Kıyılarını Etkileyebilecek Tsunamiler için Benzetim ve Hasar Görebilirlik Analizi” başlığı altında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü tarafından Japonya’dan OYO Int. Co. şirketine yaptırılmış, bu kapsamda Marmara Denizinde olası tsunami oluşmasına yol açabilecek 49 ayrı senaryo incelenmiştir.

Bu senaryolarda, Kuzey Anadolu fayının Marmara denizindeki Kuzey ve Güney kolları üzerindeki depremler ve fay hareketleri, ayrıca Marmara denizindeki çeşitli bölgelerde saptanan olası zemin kaymalarına (heyelanlar) bağlı çeşitli kombinasyonlarla ortaya çıkabilecek deniz tabanı hareketleri ile tsunami oluşumu modellenmiştir.

Fay ve heyelanların çeşitli versiyonlarından 49 senaryo üretilmiş, modelleme çalışmaları sonucunda İstanbul Kıyılarında oluşması olası en büyük dalga yüksekliği 5.56 m., en yüksek dalganın ulaşacağı kıyı bandının İstanbul’un doğu kıyılarında 10 km kadar uzunluktaki kıyı çizgisi olduğu belirtilmiştir.

Tsunaminin kıyılara erişme zamanının 8 dakika ve kıyılarda ilerleme mesafesi 150 metreden az olduğu bulunmuştur. Sadece fay hareketine bağlı modelleme çalışmalarında ise İstanbul Kıyılarında oluşması olası en büyük dalga yüksekliği 4.71 m.; en yüksek dalganın ulaşacağı kıyı bandının İstanbul’un doğu kıyılarında 10 km. kadar uzunlukta olduğu saptanmıştır.

Tsunaminin kıyılara erişme zamanının 8 dakika ve kıyılarda ilerleme mesafesinin 50 metreden az olduğu hesaplanmıştır.

Ayrıca, ODTÜ’den Doç. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner tarafından hazırlanan projede fay ve heyelanların hareketine bağlı modellemeye göre;

İstanbul Kıyılarında oluşması olası en büyük dalga yüksekliği 5.56 metredir.

En yüksek dalganın ulaşacağı kıyı bandı İstanbul’un doğusu ve kıyıya paralel 10 km’lik kıyı çizgisidir.

Tsunami Dalgasının kıyılara erişme zamanı 8 dakika, kıyılarda ilerleme mesafesi 150 metreden azdır.

Yukarda yazılanlar en büyük olabilecek felaket senaryolarıdır. Birçok bilimsel makale inceledim ve hemen hemen hepsi aynı kapıya çıkıyor. Olabilecek en büyük felakette bile tsunami 6 metreyi geçmez.

Başka bir kaynak ise aşağıdaki bilgileri sıralamış. Tsunami nasıl hissedilir ve ne yapmalı?

İstanbul’da Tsunami Belirtileri…

Kartal24 de yayınlanan bir makaleye göre çeşitli zamanlarda oluşmuş tsunami belirtiler aşağıda özetlenmiştir;

-Depremin sarsıntısı hissedilebilir.

-Büyük miktarda gaz kabarcıkları, su üzerinde görülebilir, kaynaması biçiminde de görüntü verebilir.

-Deniz suyu alışılmışın üstünde sıcak olabilir.

-Su çürük yumurta (Hidrojen sülfür) yağ ya da petrol gibi kokabilir.

-Deniz suyu cildi rahatsız edebilir.

-Gök gürültüsüne benzer, jet uçağı sesi, helikopter, ıslık sesi gibi sesler duyulabilir.

-Deniz kıyıdan önemli bir miktarda geri çekilebilir.

-Ufuk çizgisinde kırmızı renkli bir flaş ışık görülebilir.

-Dalga yaklaşırken dalganın üst kısmında bir kızıllık görülebilir.

Deniz kıyısında zayıf şiddetli bir deprem hissederseniz yapmanız gerekenler:

İlk fırsatta deniz kıyısının davranışına bakınız. Eğer denizde olağan dışı çekilme ya da ilerleme görür iseniz, tsunami gelmesi olasılığı çok yüksektir. Bu durumda denizin davranışını izlemek yerine denizden uzaklara gidiniz. Çünkü can kayıpların büyük bir bölümü bu sırada olmaktadır.

İstanbul için tsunaminin kıyılara gelme zamanı 5-10 dakika arasındadır. Depremin merkezine bağlı olarak bu süre 20 dakikalara kadar da çıkabilir.

Tsunami oluşması durumunda, Marmara denizinde etkili olma süresi 90-120 dakikadır. Deniz durulduğunu görseniz bile kıyıdan uzak kalmaya özen gösteriniz. Çünkü Marmara’nın karşı kıyılarından yansıyacak dalgalar, bulunduğunuz yere sonradan gelebilir.

Depreşim Dalgasının tırmanma yüksekliğinin 2 metreyi geçmesi durumunda, küçük tekne barınaklarında çok şiddetli akıntılar nedeniyle hasarlar ve önemli düzeyde mal kaybı beklenir. Dalganın kıyılarda tırmanma yüksekliğinin 2,5 metreyi geçtiği yerlerde mal kayıpları Türkiye kıyılarında tarih içinde defalarca depreşim dalgaları oluşmuştur. Bundan sonra da oluşması beklenmelidir.

Depreşim dalgası tek bir dalga değildir. Genellikle dört veya beş dalgadan oluşan bir dalga dizini biçimindedir. İlk dalga centilmen dalgadır. İkinci ve üçüncü dalgalar etkilidirler. Devam eden dalgaların etkisi daha azdır.

Etkili dalgaların kıyıya vurmasından sonraki birkaç saat tehlike devam edebilir. Resmi açıklamalar yapılana dek bekleyiniz ve kıyıdan daima uzakta kalınız.

Karada bulunan kişilerin kıyıdan 100-150 m uzaklığa, denizde teknede bulunan kişilerin ise su derinliği en az 50 m. veya daha derin yerlere doğru uzaklaşarak olası dalga ve akıntı etkilerinden kurtulmaları olanaklıdır.

Aşağıdaki dünya haritasında tehlikeli alanlar gösterilmektedir. Kırmızı olan bölgelerde tsunami riski bulunmaktadır. Türkiye bu resme dahil ama Marmara denizi sarı ile gösterilmiştir.

Bu konuda çok yazmak istemedim, ama bu kadarını yazmam gerekirdi. Geceleri bile Whatsapp veya İnstragam’dan bana olası bir İstanbul depreminde olası dalga yüksekliği 12 metre olacakmış diyorlar, diye mesajlar gelmeye başlamıştı. İnsanlara yazık. Akademisyenlere yakışmayan bu açıklamalar artık dikkate alınıp men edilmelidir diye düşünüyorum.

DÜNYANIN EN BÜYÜK TSUNAMİLERİ

Sıra Tsunami İsmi Yeri  Ölü
1 2004 Hint okyanusu Hint Okyanusu        230.000
2 1908 Messina depremi Messina, Itali        123.000
3 2011 Tōhoku deprem ve tsunami Japan          18.550
4 1960 Valdivia depremi Şili ve Pasifik Okyanusu           6.000
5 1976 Moro Gulf depremi Mindanao, Philippines           5.000
6 1945 Balochistan depremi Arap denizi, Hint Okyanusu           4.000
7 1933 Sanriku depremi Sanriku, Japonya           3.068
8 1952 Severo-Kurilsk tsunami Kuril adaları,           2.336
9 1998 Papua Yeni Guinea adası Papua New Guinea           2.200
10 1946 Nankai depremi Nankai, Japonya           1.500
11 1944 Tōnankai depremi Tōnankai, Japonya           1.223
12 2006 Pangandaran deprem Java adası              800
13 2010 Şili depremi Şili              525
14 1906 Ecuador–Colombia depremi Colombia-Ekvator              500
15 2010 Mentawai depremi Sumatra, Indonesia              408
16 1979 Tumaco depremi Tumaco, Colombia              259
17 1994 Java depremi Java ve Bali,  Endonezya              250
18 1993 Hokkaido depemi Okushiri, Hokkaido, Japonya              197
19 2009 Samoa depremi Samoa              189
20 1983 Sea of Japan depremi Japanya              170
21 1999 Izmit depremi Marmara denizi              150
22 1964 Alaska depremi Alaska, ABD ve Pasifik Okyanusu              121
23 1992 Nikaragua depremi Nikaragua              116

Büyük Japonya Depremi Ve Tsunami

Dünyanın kayda geçmiş en büyük dördüncü depremi 11 Mart 2011 Cuma günü yerel saatle 14:46’da Japonya’yı vurdu. Depremin ardından büyük bir tsunami meydana geldi. Ayrıca güçlü artçı sarsıntılar insanları haftalarca korkutmaya devam etti. Ölenlerin ve kayıpların sayısı 20.000’i aştı. Ancak binlerce kişi hayatta kalmayı başardı. Japonya’daki büyük tsunami de elektrik, doğalgaz ve temiz su kaynakları tamamen yok oldu. Tam 160.000 ev, dükkân ve fabrika zarar gördü ya da yıkıldı. Okul ve spor salonu gibi yaklaşık 2.500 geçici sığınakta kalanların sayısı bir ara 440.000’e ulaştı. Birçok kişi ise bir akrabasının ya da arkadaşının evine sığındı. On binden fazla kişinin yaralandığı ya da öldüğü doğrulandı, fakat binlerce kişinin cesedi henüz bulunamadı.

Yapılar Sağlam Olduktan Sonra Deprem Öldürmez Fakat Tsunami Öldürür…

Depremin merkez üssü, Miyagi kıyısının yaklaşık 130 kilometre açığındaydı. Tsunami, Japonya’nın Büyük Okyanus kıyısının 670 kilometrelik bir kısmı boyunca korkunç bir hasara yol açtı. Kıyı şeridinin bazı yerlerinde yüksekliği 15 metreyi bulan dalgalar, dalgakıranları yıktı ve ırmakları taşırarak kıyıdan 40 kilometre içeriye dek ulaştı.

Wol.Jv.org un haberine göre Minamisanriku’da (Miyagi) yaşayan Yui ve Mizuki isimli iki genç kızın evleri yan yanaydı. Deprem olunca hemen dışarı çıktılar ve birbirlerini gördüler. Birlikte yüksek bir yere koştular. On dakika bile geçmeden evleri ve tüm şehir art arda gelen dalgalarla gözlerinin önünde sular altında kaldı.

Yui ve Mizuki, bir sığınakta iman kardeşleriyle karşılaşınca onlarla birlikte dua ettiler. Ertesi sabah hem kendi cemaatlerinden hem de komşu cemaatlerden kardeşler, bir dağı aşarak yiyecek ve yardım malzemeleri getirdi. Yui ve Mizuki onlara “Geleceğinizi biliyorduk, ama sizi bu kadar çabuk beklemiyorduk!” dedi.

Tome cemaatinde gözetmen olan Hideharu sığınağı ziyaret etti. Şöyle diyor: “Tüm gece boyunca kıyı bölgesinde yaşayan kardeşleri bulmaya çalıştım. Sonunda sabah 4’te bazılarının bir okula sığındığını duydum. Saat 7’de bazı kardeşlerle bir araya gelip pirinç topları pişirdik, sonra da yiyecekleri götürmek için üç kişi arabaya binip yola çıktık. Yolların çoğu kapanmıştı. Oldukça zorlansak da sonunda okula vardık. Evlerini kaybedenler bile başkalarına destek olabilmemiz için bize yardım etti.”

Haber şöyle devam ediyor;

Fukushima Nükleer Felaketi…

Tsunaminin Fukuşima Daiçi nükleer santralindeki reaktörlere verdiği zarar dünya basınında manşetlere taşındı. Radyasyon sadece Japonya’ya değil başka ülkelere de yayıldı. Radyasyon ölüme yol açabilecek seviyelere ulaştığından binlerce kişi tahliye edildi.

Megumi şöyle anlatıyor: “Evimiz nükleer santrale yakındı. Depremin ertesi günü nükleer santralde büyük hasar olduğu bildirildi ve kaçmamız söylendi.” Kız kardeşi Natsumi de şöyle diyor: “Havada helikopterler uçuyordu, sirenler çalıyordu ve bölgeyi boşaltmamız için sürekli anonslar yapılıyordu.” Sonraki haftalarda dokuz kez yer değiştirmeleri gerekti. Sonunda bazı eşyalarını almak için evlerine sadece iki saatliğine dönmelerine izin verildi.

60’lı yaşlarında olan Çikako, Fukuşima ilinin Namie kasabasında yaşıyordu. Şöyle anlatıyor: “Depremin ardından, bizim için belirlenen yakındaki bir sığınağa gittim. Orada güçlü artçı sarsıntılar yüzünden oğlum ve kızımla birlikte uykusuz bir gece geçirdik. Ertesi gün sabah 7’de hemen başka bir şehirdeki sığınağa gitmemiz söylendi.”

“Yolda çok yoğun trafik vardı, bu nedenle gideceğimiz yere ancak öğleden sonra 3 gibi varabildik. Oraya gidince nükleer santralde patlama olduğunu öğrendik. Kısa süre sonra eve döneceğimizi sanmıştım, bu yüzden yanımıza hiçbir şey almamıştık.” O ve ailesi defalarca yer değiştirdikten sonra ancak evlerinden çok uzakta bir daire bulabildiler.

SONUÇ:

Türkiye bir deprem ülkesidir. Beklenmedik bir bölgede bile deprem olabiliyor. Maalesef bu gerçekle yaşamaya mecburuz.

Onlarca yıl deprem kestirimi üzerine uğraştım. Dünyanın birçok ülkesinde bu konuyla uğraşan akademisyenlerle, amatör araştırmacılarla ve değişik disiplinlerden bilim adamlarıyla gerek 2005 yılındaki Fransa-Toulouse’daki DEMETER toplantısında, gerekse 2007 yılındaki İtalya-Pruggia daki uluslarası bilim toplantıları başta olmak üzere birçok toplantılarda beraber oldum. AFAD da konuşma yaptım ve iki kez davet edildim.

GeoCosmo’nun kurucusu Dr.Freund sayesinde NASA’da konferans da verdim.

Nihayet öğrendim ki depremleri kestirmenin yegâne yolu birçok disiplinlerin bir araya gelmesiyle olabiliyor.

Sadece örneğin elektromanyetik dalgalarla veya radon ölçümleriyle, kızılötesi hava haritalarıyla deprem kestirimi konusunda bir tek adım dahi atılamayacağını gördük. Bu gibi birkaç sensör ile bilimsel makale yayınlayan arkadaşlar elleri boş döndüler, çünkü hem yazdıkları bilimsel makalelerle sadece istatistikler sonuçlar elde ediyorlar ama daha da önemlisi bütün bu deprem ön sinyallerini meydana getiren fiziksel olayları kavrayamamışlardı. İnanın dünyada deprem ön sinyalleri konusunda 100 binden fazla makale yayınlandı. Lakin hiçbir makalede yayınlanan sonuçlarda bilimsel bir açıklama yoktu. Sadece GeoCosmo’nun Dr.Freund vasıtasıyla yayınlanan makalelerde bilimsel sonuçlar gösterildi. Zaten www.geocosmo.net web sitesinde İngilizce olarak bilimsel sonuçlar yayınlandı.

Bu sebeplerden dolayı diğer araştırmacılar Yer Bilimleri ve sismologlar arasında rağbet görmediler.

Mültiparametrelik araştırmalarda en aşağı 12 sensörlük yer istasyonlarıyla, uyduların da destekleriyle belirlenebilecek mekanizma ile gerçek bir bilimsel yazılım yapılabileceğini öğrendik. Bizler bu deprem ön sinyallerinin arkasındaki fiziksel olayları çözdüğümüze inanıyoruz, bazı önemli sinyallerin oluşumunu NASA’da laboratuvarlarda denedik.

Lakin yer istasyonlarının ağı ne kadar geniş olursa o derece hızlı sonuca erişilebileceğini gördük. Yani ne kadar fazla yer istasyonu kurulabilirse ki her istasyon arası aşağı yukarı 75 km. mesafeyi geçmemeli, o kadar daha hızlı bir şekilde IP ve Patentler alınabilir diye düşünüyorum.

Bugün deprem konusu dünyanın en geri kalmış bilim alanıdır. Bu çok esef verici bir durumdur, arkasında sadece yer bilimcilerin ve sismologların bağnazlığı değil bazı siyasi gerçeklerin var olduğunu biliyoruz.

İstediğimiz kadar deprem kestirimi yapalım, hatta 100% başarı sağlayalım, eğer kestirimlerin arkasındaki bilimi, fiziği ispat edemezsek sadece alkış toplarız.

Dünyada herşey fiziktir. Bilimsel açıklama olması şarttır. Yoksa ağzınızla kuş tutsanız size ‘tesadüf olmuş’, ‘şansınız varmış’, ‘kahve falcısı’ derler.

Unutulmaması gereken en önemli noktalardan birisi de şudur. Kurulması gereken yer istasyonları devamlı deprem olan bölgelerde olmalıdırlar. Mesela yurdumuzda Ege ve B.Akdeniz sahillerimiz en ideal bölgelerimizdir. Bu bölgelerde çok daha fazla deprem olduğundan, IP ve Patent almak daha hızlı olacaktır. Kısacası stres ile atmosferdeki ön sinyallerin kıyaslanması çok daha kolay olacaktır…

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.