Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Son yıllarda rastladığım en vurucu slogan yabancı bir haber sitesinde karşıma çıktı: “İhtiyaç sahibine yardımda bulunurken kameranı evde bırak!”
İhtiyaç sahibinden kasıt yalnızca madden ihtiyaç sahibi olan değildi elbette. Hastalar, ocağına ateş düşenler, kayıpların yakınları… Faciaların yaşandığı mekanlardan kare kare -konumuz acı olunca poz poz demek zül geldi- fotoğraf paylaşılıyor. Resmiyette, kaybın elli binin üstünde ilan edildiği iki sene önceki depremden, dumanlar henüz tüterken Kartalkaya’daki otelden, mezarlıklardan, hastane odalarından…taşkınların yok ettiği kasabalardan, ölümlü trafik kazalarından, salgın kayıplarından… Aralarında tur düzenler gibi birleşip olay yeri görmeye gelenleri ana haberlerde kameralara el sallarken görüyoruz.
Los Angeles yangını devam ederken çekilen bir video, benzeri paylaşımların globalde de bir virüs gibi yayıldığının, felaketlerin, sayısı giderek artan insan toplulukları için normalleştiğinin göstergesiydi. Oldukları bir diğer mekândan canlı yayın açıp naralar eşliğinde dans ederek yangını çekene insan denmez, diye düşünüyorum.
Hayvan hiç denmez!
Niye böyle olduğumuza aklım ermiyor?
Büyük acılardan anı mı biriktiriyorsun, nedir? Gazeteci ya da haberci de değilsin. Niye paylaşıyorsun bu acı anlarını, yas hallerini insanların?
Bodrum’da Bir Edebiyat Çınarı
Yaş aldıkça dönme hızı artıyor gibi gelen dünyamız ve ülkenin bunaltan gündeminden nefes aldıran sanat etkinlikleri ile soluklanıyoruz.
Biletli sanatın dışındaki etkinliklerin ve bu etkinlikleri gerçekleştirecek mekanların giderek kaybolduğu kasabamızda ise geçenlerde, belki de ülkemizdeki ilk örneği gerçekleştirilen bir sanat etkinliği yapıldı. Bodrum’da yaşayan ulusal edebiyatımızın çınarlarından, yazar Nazlı Eray’ın 60. sanat yılı kutlaması etkinliği, okuru tarafından organize edildi. Etkinlik gerek katılım gerek de organizasyon bağlamında uzun yıllar biricikliğini koruyacağa benzer.
Büyülü gerçekçiliğin usta kalemi, değerli yazarımız Nazlı Eray’ı gönülden kutluyorum.
Oscar Heyecanı ve 2025 Oscar Adaylıklarında Uluslararası Filmlerin Yükselişi
Adaylıklarda “En İyi Film” kategorisinde kıyasıya bir rekabet yaşanırken, birçok güçlü yapım dikkat çekiyor. Teknolojinin etkisiyle görsel efektler ve anlatı teknikleri bambaşka bir boyuta ulaşırken, geleneksel hikâye anlatımının hâlâ en güçlü araç olduğu gerçeği ise değişmiyor.
Bu yıl özellikle uluslararası filmlerin yükselişi ve bağımsız yapımlar çok dikkat çekici.
Altın Palmiye’yi alan Jacques Audiard’ın yönettiği “Emilia Pérez” filminin tam 13 adaylık alması ise bence pek sürpriz olmadı. İngilizce olmayan bir film için bu kadar çok dalda adaylık almak, Akademi’nin son yıllarda giderek daha fazla uluslararası yapımlara yöneldiğinin bir başka göstergesi. “Parasite”in tarihi zaferinden sonra gelen bu tür hamleler, Oscarların artık Amerikan sineması ile sınırlı olmadığını kanıtlıyor. Tıpkı Parasite gibi Emilia Perez de hem En İyi Film hem de En İyi Yabancı Film dallarında aday.
Öte yandan, Brezilyalı yönetmen Walter Salles’in filmi “I’m Still Here”, En İyi Film de dahil olmak üzere birkaç büyük kategoride aday gösterilerek sürpriz yaptı. Bu durum, Hollywood’un klasik anlatılarının ötesine geçme çabasında olduğunu göstermekte.
Isabella Rossellini’nin ilk Oscar adaylığı da sonucu merakla beklenen adaylıklardan.
7.Sanat’a yön veren bir anne ve babanın kızı olan Rossellini, adaylığıyla ilgili duygusal bir paylaşım yaparak, “Bu büyük onuru, ailemle paylaşabilmeyi ne kadar çok isterdim,” demesi ne hoş oldu…
Kalın Sağlıcakla
Tam da yazımı teslim edecekken, kasabamıza yalnızca 117km. uzaktaki rüya adada meydana gelme ihtimali yüksek volkanik patlama ile ilgili haberler yağmaya başladı. Öncü olup olmadığı tartışılan deprem fırtınası ve tsunami tehlikesi yeniden!
Son yıllarda pandemi, yangınlar, kahreden deprem, ihmal ve suistimallerin sonucu gerçekleşen ölümler, bebek katliamları, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, taşeron sistemin neden olduğu facialar, otel yangını…derken oldukça yakınımızdaki bu olası volkanik patlama gerçekleşmez. Umarım öykücülerle sinemaya ilham verdiğiyle yani kurguda kalır.
Sağlıcakla kalalım.
Didem Hanim kaleminize saglik..
Yine çok güzel bir yazı eline emeğine sağlık canım kutluyorum🌺❤️
Çok doğru tesbitler, yalın ve cesur bir uslupla dile gelmiş ! Hepimizin hislerine tercüman olmuş ve tabii çok da ötesine geçmiş Didem!
👍👏👏👏👏👏👍
Bu kadar mı güzel anlatılır.Yazarımızı kutluyorum.Güçlü bir kalem,çarpıcı konuları nefis bir anlatımla vurguluyor.