Ben Çırak mıyım?

Yarın ustası olmayacağın bir işin, bugün çırağı olma!

Bu söylem kimindir bilmiyorum, belki de anonimdir. Basitçe ne deniyor burada?

Başladığın gibi kalamazsın. Bu durum tekâmüle, varoluşa aykırıdır. İkinci konu ise; ustalık bugünün değil, yarının işidir. Oysa benim elimde bir tek bugün var. Peki bugün ben neyim?

Hayata (detaya girmeden) diyalektik bakmaya çalışalım. Yeni doğan çocuk hayata çırak olarak başlıyor ve yaşayarak öğreniyor. Öğrendikleriyle yeniden yaşıyor. Bu döngü zenginleşerek devam ediyor ve gelecek nesillere miras kalıyor.

Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, dünün tecrübeleri bizi bugüne başlatabilir; ancak bize yeni bir gün yaratamaz, zira geçmiş tekrar edilemez. Geçmişi tekrar etmek insan olma niteliği ile bağdaşmaz. Biz ateşi yeniden bulmuyoruz, tekerleği yeniden icat etmiyoruz. Atalarımızın bize bıraktıklarının üzerine koyarak devam ediyoruz. Bu insan olmanın belirleyici niteliğidir…

Anladığım kadarıyla, bugün usta olamıyorum. Peki ben bugün neyim, kimim?

Dün, bugün için usta olacağım söylenmemiş miydi?

Hayır, öyle söylenmemişti; “Yarının ustası olabilmek için bugünün çırağı ol!” denmişti. Peki ben hep çırak mı kalacağım? Hayır. Ben dünün ustası, yarının çırağıyım. Güne; dün güne başladığımdan daha donanımlı, başka bir boyutta başlıyorum. Diğer bir ifadeyle: Yaşayarak öğrendiğim hayatı, öğrenerek yaşamaya başlıyorum. Yeni boyutta yeni bir sayfa açılıyor önüme, yeni bir heyecan yeni bir başkaldırı; yeni bir sayfaya yazmaya başlıyorum kendi hikâyemi…

Yine bir soru…

Çırak kime denir? “Bir meslek dalında çalışmak üzere, ustası tarafından yetiştirilen kimseye çırak denir.” Benim ustam kim ve nerede? Buda’nın şu söylemine katılıyorum:

Hayat kimseye öğretilemez.

Peki meslek nedir? “Meslek; kişinin arzuladığı ve hedeflediği hayatını inşa etmek için sürdürdüğü, nitelikli bir eğitim ve çalışma sürecinin sonundaki kazanımlarıdır.”

Hayatın bir okul olduğu kabul edilebilir; ancak okulda öğretmenler olur. Hayatta öğretmenlerimiz var mı? Buda’ya göre “hayat kimseye öğretilemez.” O zaman öğretmen yok ya da varsa bir katkı sağlayamıyor mu?

Yine Buda’ya kulak verelim:

“Bilmen gereken her şeyi kendin tatmalısın.”

Yaşamın farklı yönlerinde yaşadım, her sunduğundan tat almaya çalıştım. Değişik düşünceler ve bilgiler kazandım; bazen saatlerce, günlerce düşündüm, yaşamın bilgisini içimde hissettim, onunla bütünleştim. Ancak bulduklarımı anlatabilmem, aktarabilmem çok zor.

“Bilgi aktarılabilir; ancak bilgelik aktarılamaz.”

Bilgeler size ancak yolu işaret edebilirler. Ve hiçbir insanın, kendi hakikat yolculuğunda ne kadar ilerlemiş olduğu, başkaları tarafından görülemez, bilinemez.

Bu bağlamda, çok sık kullandığım ve öğrencilerime de önerdiğim bir söylem şu:

Başarılı insanların ayak izlerini takip edin.

Burada fazla detaya girmeden, “Takip” ile “Taklit” ayrımına dikkat çekmek istiyorum.

Bu konuda son sözü Mevlânâ söylesin:

Aslında mürşid sensin; çünkü mürşidin mürşid olduğunu, ancak sen bilirsin, sen tanırsın.

Adam ol da başkalarına tâbî olma. Yürü, kendi yolunu kendin seç. Mürşid bulmak arzusu ile şaşırıp kalma!

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 2 Yorum
  1. Fevziye Aköz dedi ki:

    Üzerinde düşünmemi gerektiren bu yazınız için teşekkürler Metin Hocam

    1. Metin Aycıl dedi ki:

      Fevziye Hocam ben çok teşekkür ederim.