Duyarlı İnsan Olmak

Ülkemiz de, bölgemizde, dünyamız da çok kritik günlerden geçiyor. Bu günler kimilerine göre “fırsat”, kimilerine göre “tarihi dönüşüm” zamanları. Kamuoyu araştırmalarında çok acı gerçeklerle karşılaşıyoruz. Öyle ki 2024 yılında dolandırıcılık suç oranı %41, mafyalık durumlar ve sahtekârlık suçları oranları %33 artmış. Yolsuzluk algı endeksinde 180 ülke arasında 107. Sıradayız. Hukukun üstünlüğü endeksinde 142 ülke arasında 133. Sıradayız. Bu istatistiklerin hepsi acı ama gerçek. Ülke genelinde yapılan bu istatistikler Bodrum içinde maalesef geçerli. Bu nedenle insanlarımız artık iktidara ve yöneticilerine güvenmiyor. Ve yine Kamuoyu araştırmalarına göre Türkiye’nin 1.Partisi açık ve net biçimde CHP görülüyor. Bunu da toplumda ki bir uyanışın ifadesi olarak değerlendiriyorum. O nedenle özellikle CHP’liler ve CHP’li yöneticilerinin, memleket sevdalısıyım diyenlerin hata yapma, halkın kafasında soru işaretleri bırakacak, yanlış algılara sebep olacak davranışlarda bulunma gibi lüksleri hiç yoktur, olamaz, olmamalıdır.

Yazar olmak, hele sık sık bir köşede günceli yazmak hiç de kolay değildir. Sevgili Duran Öztürk’ü Arena haberde yazmaya başladığından beri ilgiyle, özellikle yerel haberlerini takip ediyorum. Aktif siyasetin içinde olduğum dönemde siyasetçi kimliğini yakından tanımıştım. Zaman zaman bazı konulardaki görüşlerini benimsemesem de, devrimci, yurtsever kimliğine hep saygı duydum.

“Bodrum’a sahip çıkmak artık gecikmiş bir sorumluluktur” diyerek dünden bugüne İÇMELER YAT LİMANI projesini gündeme getirerek kamuoyunun gözlerinin önüne sermesini sorumluluk gerektiren cesur bir yazı dizisi olarak gördüm. 1999-2009 MAZLUM AĞAN başkanlığındaki dönem de seçilmiş bir yerel yönetici olarak görev yaptım. Bodrum ve Deniz sevdalısı olan başkan Ağan ve meclis üyeleri için İÇMELER YAT LİMANI PROJESİ Bodrum’un gerçek denizcileri, halkı ve çocuklarının denizlerinin ve turizm ekonomi gelecekleri için planlanmış her birimizi çok heyecanlandıran, çok önemsediğimiz bir çalışmaydı. Ancak bugün, bu projenin sınırlı sayıda kişinin rantı için bir fırsat alanına dönüştürülmek istendiği iddia ediliyor. Ve bu dönüşümün merkezinde son derece dikkat çekici bir kooperatif kurgusu yer alıyor.

Bodrum halkı adına bir siyasetçi olarak görev yaptığım yerel yönetim de İÇMELER YAT LİMANI PROJESİ BİR İMAR RANTI DEĞİL BİR HALK PROJESİYDİ. Eğer iddia edilenler doğru ise Bodrum’a, çocuklarımızın yarınlarına ihanet söz konusudur. Bu konuda Bodrum Belediye sinin, ilgili STK ve meslek odalarının Bodrum kamuoyunu aydınlatması, sorumlulukları gereği şarttır. Çünkü varlıklarının sebebi BODRUM VE BODRUM HALKIDIR.

Aslında Bodrum’un günümüz sorunları elbette yalnız içmeler yat limanından ibaret değildir. Marinalar, kıyı işgalleri kamusal alanların ve hakların yok sayılmasıyla maalesef atalarımızdan çocuklarımız için almamız gereken emanet miras bazı çıkar guruplarına feda edilmiştir. Merkez dâhil, tüm mahallelerimizde işgallerle şezlonglardan yürü yemez durumdayız. Bodrumlu artık evinin önünden, mahallesinden, kumsalından denize giremiyor. Bize ait olan kıyılarımız işgal edilmiş ve denetlenemez durumdadır. Gündemdeki Bodrum’un ve turizmin kalbi KUMBAHÇE’de yapılması planlanan iskelenin uzatılması ve genişletilmesi çalışmaları Bodrum Belediyemiz, STK ve ilgili odalarımızla dikkatle takip edilerek incelenmelidir. Bodrum Halkının talepleri dikkate alınarak hakları korunmalı ve kollanmalıdır.

Sevgili Duran Öztürk, altı bölüm halinde yayınladığı yazı dizisinde kasabanın hafızasını dikkate alıp hatırlatmalar yaparak duyarlı insanların gözlerini açmalarına öncü olmuş, Bodrum sevdasıyla tespitler de bulunmuş ve sonuç olarak da meselenin artık sadece bir tespit meselesi olmadığını belirterek noktayı koymuş. Bu konularda Bodrum halkının seçtiklerinin ve meslek guruplarının halkla buluşan gerçek oluşumlarını acilen hayata geçirmeleri ve halkla, gerçeklerle yüzleşmeleri şart olmuştur.

Ben de artık çok net olarak şunu görüyorum. Bodrum halkı, ülke sevdalıları bundan böyle kendine ve yaşam alanlarına yapılacak ihanetlere asla seyirci kalmayacaktır. Nerede olursak olalım, gün gerçekleri görme ve mücadele günüdür. Kazanılmış haklarımıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkma günüdür. Aksi halde Bodrum’da, ülkemizde geleceğini kaybedecektir.

Ancak unutulmamalıdır ki “YETKİ, KARAR, SÖZ MİLLETİNDİR.” Diyen M.K. ATATÜRK’ün izinden gidenler olarak hiçbirimizin olanlar yaşananlar ve gördüklerimiz karşısında sessiz ve seyirci kalma lüksü yoktur.

Unutmayalım bizler Bodrum’u ve Cumhuriyet Türkiye’sini atalarımızdan miras olarak değil, çocuklarımıza hak ettikleri gibi yaşayacakları bir dünya için emanet aldık.

Sevgi ve saygıyla….

Nuran Yüksel /Mayıs 2025/Bodrum

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Akdoğan Özgezgin dedi ki:

    “Bodrum halkı, kendilerine ve yaşam alanlarına yapılacak ihanete asla seyirci kalmayacaktır” demiş Nuran Hanım. Yalnız Bodrum mu? Ülke genelinde duyarsız olduğumuz için bu olumsuzlukları yaşıyoruz. Bodrum için çok geç kalındı. “Zararın neresinden dönsek kârdır” demek için de ufukta bir ışık görünmüyor.