Şiddete Hayır

“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” Yalnızca bir farkındalık günü değildir. Aynı zamanda kadınların yaşam hakkı, özgürlüğü ve güvenliği için verilen mücadelenin simgesidir. 25 Kasım’ın kökeni 1960 yılında Dominik cumhuriyetinde diktatörlüğe karşı direndikleri için öldürülen MİRABAL KARDEŞLERİN anısına dayanmaktadır. O nedenle Birleşmiş milletler 1999 yılında 25 Kasım’ı resmi olarak “KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ” ilan etmiştir.

Özellikle son 20 yılda kadına yönelik şiddet vakaları sayısal olarak çok artmıştır. “kadın cinayetlerini durduracağız” platformunun verilerine göre yalnızca 2023 yılında 315 kadın erkekler tarafından öldürülmüştür. Ayrıca şiddetin biçimleri de değişmiş, fiziksel şiddetin yanı sıra dijital şiddet, ekonomik, psikolojik baskı gibi yeni formlarla yaygınlaşmıştır.

Günümüz de, kadın örgütlerinin bilinçlenmesi, sosyal medya kampanyaları, yerel eylemler, özellikle genç kuşak feminist hareketler, “kadına şiddete hayır” *asla yalnız yürümeyeceksin ** gibi kampanyalarla dayanışma artmış, kadın mücadelesi ciddi anlamda güçlenmiştir.

Ancak Kadın hakları evrenseldir, bölünemez. Birbirleriyle karşılıklı ilişki içinde olan insan haklarıdır. Bu nedenle, ekonomik, toplumsal, siyasal kültürel, bütün hakları kapsar. Bunun için kadın hakları kesinlikle tek başına değerlendirilmemelidir. Kadın hakları ancak onları çevreleyen toplumsal, ekonomik, siyasal koşulların elverişli kılınmasıyla büyür ve güçlenir. Kadınların hakları için mücadele etmek aynı zamanda daha eşitlikçi ve demokratik bir dünya yaratma mücadelesidir. Onun için cinsiyet eşitsizliğinin, kadın hakları mücadelesinin sadece kadınlara yüklenmemesi gerekir. Kadın hakları savunucusu erkeklerin ve kurumlarında kadın örgütlerinin mücadelesinin yanında yer alması çok önemlidir.

Türkiye’de hem yasal, hem de toplumsal duyarlılık açısından çok önemli gelişmeler, politik çabalar yaşansa da kadın cinayetleri ve toplumsal cinsiyet temelli şiddet vakaları hala çok ciddi bir toplumsal sorun olarak karşımızdadır. Yapılan onca mücadeleye rağmen neden haklarımızdan sürekli geriye gidiyoruz. Maalesef günümüz siyasetleri Türkiye de ve dünyada yaşanan tüm ekonomik, siyasal, toplumsal gelişmelerin artık insan ekseninden çıktığını göstermektedir. Bu gelişmeler insan odaklı değil, piyasalar düzeninde geliştiği ve sürdürüldüğü sürece “kadın haklarında geriye gidiş”de devam edecektir.

Gelirde paylaşım dengesizliği ezilenlerin aleyhine olduğu sürece

Cemaatleşme, etnik kimlik çalışmaları

Rejimin siyasal İslam’dan yana değişime uğraması

Geleneklerin yozlaşarak baskın kimlik kazanması

Eğitimin sürekli özellikle kız çocuklarının aleyhine değişime uğraması

Şiddetin, emek beden sömürüsünün artmasına, çocuk gelinlerin çoğalmasına, kadın haklarında geriye gidilmesinin ana sebepleridir.

O NEDENLE BUGÜN; demokrasinin, insan ve kadın haklarının, eğitim, sağlık, çevre haklarının, temiz toplumun, özgür basının, sanatın gelişmesini istiyorsak kadın erkek hepimize büyük görevler düşmektedir. O nedenle özellikle biz kadınlar daha örgütlü ve güçlü olmak zorundayız. Devlet, sivil toplum, yerel yönetimler el ele vermek zorundadır. Başka türlü daha sağlıklı bir yaşama geçebilmemiz mümkün değildir.

KADINLAR OLARAK; KADIN HAKLARI konusunda artık söz birliğinin yanı sıra eylem birliğinde de buluşmak zorundayız. Aksi halde unutmayalım ki CUMHURİYET hep var olacaktır. Ama bu cumhuriyet asla her türlü şiddetin olmadığı kadından yana bir cumhuriyet olmayacaktır.

Benim gibi düşünmeyen yok olsun, Benim olsun küçük olsun duygularının olmadığı, Siyasetin kişisel çıkarların ve egoların değil, toplumsal çıkarların adına yapıldığı, örgütlü çalışmaların çoğaldığı, KADINDAN YANA CUMHURİYET’in geliştiği şiddetsiz nice 25 KASIMLARA

Nuran Yüksel / KASIM 2025 /BODRUM

REKLAM ALANI
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.