Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Kentler yalnızca binalardan değil, estetik tercihlerden de oluşur. Meydanlarından, müzelerinden, kütüphanelerinden oluşur.
“Üst” yönetimin izniyle oteller bölgesinin başlangıcında, ana yolun kenarına dikilen eğlence parkı kulesi ve tepesine kondurulan o garabet, o dev silikon flamingonun olduğu bir kentte mimari bir bütünlükten, estetik bir kaygıdan ya da yerel dokuya saygıdan söz etmek imkânsız. Bulunduğu çevreyle hiçbir ilişki kurmayan, ölçüsüz ve yapay bu gösteriş nesnesi, sonradan görme bir kibir abidesi; tam bir estetik felaket!
Sorun yalnızca bu flamingo figürü değil elbet de. Sorun, dikkat çekmenin estetik değer üretmekle karıştırılmasında. “Uzaktan seçilsin, dikkat çeksin” anlayışı, “yakışan” nın önüne geçmiş durumda. Bulunduğu coğrafyanın kültürel belleğine hiçbir gönderme yapmayan, yalnızca yüksekliği ve gösterişiyle var olmaya çalışan gudubet bu yapı; son dönemin yerel felaket haberleri olan Cennet Koy’un annelerimizin hatırını soran iş insanı (!) ‘nın insafına bırakılması, Güllük Körfezi’ne planlanan ikinci yük limanı, madenlerin yarattığı tahribat, imarın delinerek çok katlı konuta geçilmesi (Merak edeler için: Konacık Mit Lojmanları karşısındaki inşaat) yetmezmiş gibi şimdi de maymun arkası rengindeki cart pembesi ile yol üstündeki flamingo anıtı (!).
Kentler panayır mekanları değildir. Her boş alanın bağıran renklerle, dev plastik figürlerle doldurulması gerek buna izin veren yapının kirlenmişliğinin gerek de estetik yoksulluğun dışavurumudur. Yol kenarında yükselen o kule ve tepesindeki dev flamingo, haracını bölüştükleri o “şey” yani tıpkı siyaset gibi neyi tercih ettiğiniz meselesidir.
Kızgınım. Kuleyi yalnızca bir eğlence parkı unsuru olarak görmüyor, ait olduğum toplumun estetik manifestosu olarak okuyorum. İçi boş bir ihtişamın, sürekli dikkat çekmeye çalışan bir özgüven eksikliğinin ve sahipsizliğin karşılığı.
Bir ülkenin büyük sorunları yalnızca ekonomik krizler ya da siyasi kutuplaşmalar değildir. Kültürel gelişmişliğimiz katlandığımız çirkinliklerle de ölçülür. Estetik kazanımlar bile isteye değersizleştiriliyor. Ülkeninse dört bir yanında benzer bir dil hâkim. Daha yüksek, daha büyük, daha gürültülü, daha dayatmacı…
Üzgünüm. Dünyanın yedi harikasından birine ev sahipliği yapmış bir coğrafyada yaşıyoruz. Ve bugün, bu kadim mirasın ortasında, yolun kenarında yükselen bir kule ile tepesine konuşlandırılmış dev plastik flamingoyu tartışıyor bile değiliz.
Mausolos’un kentinde yükseltmesini istediğimiz şey bu mudur?
Ş. Didem Keremoğlu
Her satırının altına imzamı atarım. Hayatta, tarihi geçmiş, asalet, ince zevk, insani değerler ama illaki zaman gibi paranın alamayacağı şeyler olduğunu bu insanlara bildirmek gerek.