Bodrum’da Flamingo Rezaleti

Ş. Didem Keremoğlu İstanbul doğumlu. Kültür Okulları'nda okudu. Üniversite eğitimini İngiltere’de tamamladı. Kısa bir dönem için İngilizce öğretmenliği yaptı. Daha sonra sektör değiştirerek uzun yıllar sivil havacılık alanında çalıştı. Uluslararası havayollarında yöneticilikler yaptı. Dış ülkelerde görevlendirmeler aldı. Kısa öykülerden oluşan ilk kitabı Yine Hüzzam, 2019 yılında çıktı. İkinci öykü kitabı Evliliğim Sadist Bir Monolog, 2021 yılında okuyucu ile buluştu. 2024 yılında ise üçüncü öykü kitabı Hayat Kaldığı Yerden, çıktı. Öyküleri, ortak kitap ve seçkilere alındı. 2024 yılında, Şükrü Bilgiç Öykü Ödülü Yarışması'nda yedi öykülük dosyasıyla birinciliğe değer bulundu. Ellinin üstünde öyküsü, yazı ve yaptığı söyleşiler Kitap-lık Dergisi, Çağdaş Türk Dili Dergisi, Sözcükler, Edebiyat Haber, Virüs, Yeni Gelen, Oggito, Berfin Bahar, Parşömen Fanzin, Hayal, Deliler Teknesi, Panzehir Edebiyat, Mersin Sanat, Kasabadan Esinti, Gerçek Edebiyat, Bulut Yazar, Eskişehir Sanat, AksiSanat gibi çeşitli basılı ve sanal edebiyat dergi ve platformlarında yayımlandı ve yayımlanmaya devam etmekte. Yaşadığı, Muğla'nın Bodrum ilçesinde sivil toplum kuruluşları ve okullarla birlikte edebiyat üstüne geliştirdiği projeleri hayata geçiriyor. Yerel basında köşe yazıyor.

    Kentler yalnızca binalardan değil, estetik tercihlerden de oluşur. Meydanlarından, müzelerinden, kütüphanelerinden oluşur.

    “Üst” yönetimin izniyle oteller bölgesinin başlangıcında, ana yolun kenarına dikilen eğlence parkı kulesi ve tepesine kondurulan o garabet, o dev silikon flamingonun olduğu bir kentte mimari bir bütünlükten, estetik bir kaygıdan ya da yerel dokuya saygıdan söz etmek imkânsız. Bulunduğu çevreyle hiçbir ilişki kurmayan, ölçüsüz ve yapay bu gösteriş nesnesi, sonradan görme bir kibir abidesi; tam bir estetik felaket!

    Sorun yalnızca bu flamingo figürü değil elbet de. Sorun, dikkat çekmenin estetik değer üretmekle karıştırılmasında. “Uzaktan seçilsin, dikkat çeksin” anlayışı, “yakışan” nın önüne geçmiş durumda. Bulunduğu coğrafyanın kültürel belleğine hiçbir gönderme yapmayan, yalnızca yüksekliği ve gösterişiyle var olmaya çalışan gudubet bu yapı; son dönemin yerel felaket haberleri olan Cennet Koy’un annelerimizin hatırını soran iş insanı (!) ‘nın insafına bırakılması, Güllük Körfezi’ne planlanan ikinci yük limanı, madenlerin yarattığı tahribat, imarın delinerek çok katlı konuta geçilmesi (Merak edeler için: Konacık Mit Lojmanları karşısındaki inşaat) yetmezmiş gibi şimdi de maymun arkası rengindeki cart pembesi ile yol üstündeki flamingo anıtı (!).

    Kentler panayır mekanları değildir. Her boş alanın bağıran renklerle, dev plastik figürlerle doldurulması gerek buna izin veren yapının kirlenmişliğinin gerek de estetik yoksulluğun dışavurumudur. Yol kenarında yükselen o kule ve tepesindeki dev flamingo, haracını bölüştükleri o “şey” yani tıpkı siyaset gibi neyi tercih ettiğiniz meselesidir.

    Kızgınım. Kuleyi yalnızca bir eğlence parkı unsuru olarak görmüyor, ait olduğum toplumun estetik manifestosu olarak okuyorum. İçi boş bir ihtişamın, sürekli dikkat çekmeye çalışan bir özgüven eksikliğinin ve sahipsizliğin karşılığı.
    Bir ülkenin büyük sorunları yalnızca ekonomik krizler ya da siyasi kutuplaşmalar değildir. Kültürel gelişmişliğimiz katlandığımız çirkinliklerle de ölçülür. Estetik kazanımlar bile isteye değersizleştiriliyor. Ülkeninse dört bir yanında benzer bir dil hâkim. Daha yüksek, daha büyük, daha gürültülü, daha dayatmacı…

    Üzgünüm. Dünyanın yedi harikasından birine ev sahipliği yapmış bir coğrafyada yaşıyoruz. Ve bugün, bu kadim mirasın ortasında, yolun kenarında yükselen bir kule ile tepesine konuşlandırılmış dev plastik flamingoyu tartışıyor bile değiliz.

    Mausolos’un kentinde yükseltmesini istediğimiz şey bu mudur?

    Ş. Didem Keremoğlu

     

    REKLAM ALANI
    Bir Yorum Yazın

    Ziyaretçi Yorumları - 14 Yorum
    1. Selahattin Tümer dedi ki:

      Her satırının altına imzamı atarım. Hayatta, tarihi geçmiş, asalet, ince zevk, insani değerler ama illaki zaman gibi paranın alamayacağı şeyler olduğunu bu insanlara bildirmek gerek.

    2. Emine Küçük dedi ki:

      Didem hanım yazdıklarınız, değerlendirmeletinize katılıyorum. Yaşadıkları coğrafyanın neresi olduğunu bile bilmiyorlar diye düşündüm.

    3. Selo06 dedi ki:

      Bodrumun girişinde emniyetin karşısından tutunda,emniyet hizasındaki iş merkezi ve kısmi konutların rezil duruşundan,dış cephelerin pisliğinden,Binlerce turiste tavsiye edilen bodrum pazarının ve eski garajın yapısından hiç basetmediniz bu güne kadar.Yazınızdaki “üst yönetim” ibaresindeki kasıt nedir veya kimlerdir.Sanki girişteki turizm tesisine bir misafirinizi götürmek istediniz de çok para iatemişler gibi bir kin ile yazmışsınız.Bu güzel ilçenin tek sorunu oraya konulan flamingo mu?Yaya ışıklarının çalışmaması,su sorunu,yağmur damlasında kesilen elektrikler,yol problemleri,temizlik sorunu vb. Durun tahmin ediyim siyasi bir partinin il ve ilçe yöneyimine dahilmisinz yoksa dahil olmak için bu bir başlangıç mı? Hadi bırakın flamingo heykelleri de ,gelin belediyenin imara açtığı ve sgk borçları için satıyoruz dediği yerleri konuşalım.

      1. yalcin ergene dedi ki:

        Her şeyimiz tam sanki bir flamingo tartışıyoruz bodrum buna gelşnceye kadra bir sürü sorun var iken taktımız şeye bak

    4. Ali Nijad Sirel dedi ki:

      An. Keremoğlu,
      Flamingo heykeli ne düşüneceğimizi şaşırtacak nitelikte. Gülsek mi ağlasak mı? Onunla birlikte estetik saçmalıkların bini bir para. Turgutreis balıkçı barınağın girişindeki tuhaf kadın figürüne ne demeli? Ürkütücü.
      Mühendis gözüyle bakacak olursak, caddelerdeki rögar kapaklarının asfalt ile aynı düzeyde olmaması, kavşak ve refüj süsleme ve reklam panolarının görüşü engellemesi, dükkan sergilerinin ve araçların kaldırımları işgal etmesi gibi daha bir yığın yanlış var.
      Tekneniz varsa tonoza bağlayamıyorsunuz. İlle de marina para kazanacak. Oysa orada ikamet edenin bu hakkı var. Arabanızı nasıl evinizin önüne park ediyorsanız öyle, aynı şey.
      Duyarlılığınız umut verici. Teşekkür ederim.
      Saygılarımla
      Ali Nijad Sirel

    5. Şule Türel dedi ki:

      Yüreğinize sağlık … bu çirkinlik abidesi kimsenin dikkatini çekmedi mi, neden hiç bir eleştiri göremiyorum, duyamıyorum diyordum ki … sevgili yazarımızın objektifine girmiş ve içinde yaşadığı (mız) coğrafya ile büyük bir tezat teşkil eden bu “çirkinlik abidesine” dikkatleri çekerek uygar ve kültürlü her kişinin duygularına tercüman olmuş… teşekkürler Didem Keremoğlu…

    6. Erdal Tamer dedi ki:

      Son derece haklısınız. Bu garabet anlamsız ucube nesneyi niye o güzelim koya yerleştirirler anlaşılamaz. Bırakalım yeşili ve maviyi görelim. Eloğlu panǰuru ve air condition motorunu yasaklıyor.

    7. Zahit Şekercioğlu dedi ki:

      A benim entel yaratığım; Bodrum sadece “Mausolos” mudur ?

    8. Hulki Toprak dedi ki:

      Açıklamasını şöyle yapayım; el oğlu “siz buralarda geçicisiniz, aslolan biziz Mausolos), sizler geldiğiniz yere (orta Asya diyorlar biz Türkistan diyoruz) döneceksiniz illa diyorlar, entellerimizbde evet fiyorlar ve ekliyorlar “bizler ulusçuyuz, ümmetçi değil)(atladıkları ümmet aidiyeti 2 milyar ki onların hıristiyan aidiyetiyle başvurdukları tüm medeniyet söylemlerine uyuyor ki bizler ulusçuyuz derken, bize dikilen dar faşist kafatasçı ideolojiye hapsoluyoruz (böl ve yönet tuzaklarına düşüyoruz)).
      Kısacası ne Mausolos problem, ne Hıristiyanlık ve haçlı ruhu, ne ulusçuluk ne de ümmetçilik. Esas olan insanlık ve kültür birikimi, (buradaki hatamız yönümüzü batıya derken aslolan tabanımız yerli ve milliliği örtnemşz, yoksa5mamoz, konu dışı edinip köşeyi kaptırmamız) Ne batılı ne milli olanana halimiz. Evet flamingo sakilliği, evet buna dikkat çekebilen güzide kafa (siz), ama defo yerli ve milli olamanak. Orta tür. Ne sağcıyız ne solcu, devrimciyiz devirimci. Devirince yerine ne koyacaksınız ? Mausolos mu ?

    9. Zühal Kümmerle dedi ki:

      Tespit nasılda Doğru🫡Farkettigım🫣Her Gelişmede yapılmağa başlandıgı gibi;-Sanki ufak Donanımlarla başlayıp Semboller etrafında Kasaba görünümlu yerleşımler çogalmakta!”Istanbuluda icındekı Havuzlarla lüks Gettolarla doldurdular.

    10. Melekzat dedi ki:

      Ağzınıza , kaleminize sağlık. İlk gördüğümde nasıl sakil bir yapı, kim nasıl izin veriyor? Her şey ticari kaygılarla mı şekillenmeli diye düşünmüştüm. Tarihi bsğları ifade etmenizi kutlarım.

    11. Hüseyin dedi ki:

      Kesinlikle çok kötü, size hak veriyorum.

    12. Necati Özkan dedi ki:

      Tamamen her satırına katılıyorum,ve bir ekleme yapmak istiyorum.
      Bu alan aslında tabiat parkı. Usuluk koyu tabiat parkı. O alanın girişinde tabelası var. Oraya nasıl otel imarı veriliyor? Anlaşılır bir şey değil. Doğa katliamı bu, başka bir şey değil.

    13. Mehmet dedi ki:

      Kesinlikle doğru bir teşhis ve güzel bir yazı. Flamingo da mit karşısındaki çok katlı bina da iğrenç. Bu yasakların bir defa delinmesi demek arkasının geleceği anlamına gelir. Ne yazıkki bunun önüne geçilmediği içinde bu hızla yayılacak. Belediye başkanı da sözde mimar bu 4 katlı yapıları ve öirkin görüntüleri görmüyor mu acaba