Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

Siyasette bazen açıklamanın içeriğinden çok, zamanlaması konuşulur.
Muğla siyasetini bir anda hareketlendiren iddia…
“Ahmet Aras AK Parti’ye geçiyor.”
İddia ortaya atıldı.
İnternet siteleri haberi geçti.
Sosyal medya saniyeler içinde bu haberi binlerce, ardından milyonlarca kişiye ulaştırdı.
Telefonlar susmadı.
Gazeteciler doğrulatmak için harekete geçti.
Ben de arayan gazetecilerden biriydim.
Ancak ulaşamadım.
Benim ulaşamadığım gibi birçok meslektaşım da ulaşamadığını sosyal medya hesaplarından paylaştı.
İşte tartışmanın büyümesinin nedeni de tam olarak buydu.
Ben Ahmet Aras’ı neden aradım?
Önce bir gerçeğin altını çizelim.
Sayın Ahmet Aras’ın bugün yaptığı açıklamada, kendisini arayan gazetecileri not ettiğini ifade ettiğini görüyoruz.
Not edilen gazetecilerden biri de benim.
Bundan en küçük bir rahatsızlık duymam.
Çünkü gazetecilik yaptım.
Üstelik Sayın Ahmet Aras da benim kendisine karşı önyargılı bir gazeteci olmadığımı çok iyi bilir.
Daha dün kaleme aldığım yazıda, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin Bodrum merkezindeki su isale hattı çalışmalarının olumlu sonuç verdiğini, Bodrum’un susuzluk sorununda önemli bir mesafe kat edildiğini yazdım.
Hatta bu yazımdan duyduğu memnuniyeti telefonla bana bizzat ifade etti.
2027 yılında Bodrum Yarımadası’nın büyük ölçüde susuzluğa veda edeceğini de o görüşmemizde dile getirdi.
Bu da gösteriyor ki aramızda sağlıklı bir iletişim vardı.
Dahası…
Ahmet Aras’ın Bodrum Belediye Başkanı olduğu dönemde, gazeteciliğim hakkında övgü dolu değerlendirmelerini sosyal medya hesabından paylaşmış bir siyasetçiden söz ediyoruz.
Dolayısıyla benim aramamın altında kötü niyet değil, tamamen gazetecilik refleksi vardı.
“Acaba” demek gazeteciliğin suçu değildir
Üstelik Türkiye’nin içinden geçtiği siyasi tablo da ortada.
CHP uzun süredir ciddi tartışmaların içinde.
Kurultay süreci…
Mahkeme kararları…
Genel başkanlık tartışmaları…
Parti içindeki görüş ayrılıkları…
Kemal Kılıçdaroğlu ile Ahmet Aras’ın adaylığı konusunda basına yansıyan farklı değerlendirmeler…
Bütün bunlar kamuoyunun önünde yaşanırken…
Bir de “Ahmet Aras AK Parti’ye geçiyor.” iddiası ortaya atılıyorsa…
Gazetecinin “Acaba?” deyip telefonuna sarılmasından daha doğal ne olabilir?
Türk siyasetinde 24 saatte değil…
Bir saatte bile dengelerin değişebildiğini defalarca gördük.
Onun için aradık.
Çünkü gazetecilikte en önemli kural şudur:
Tereddütlü haberde önce kaynağa ulaşılır.
Aramasaydık…
Bu kez de…
“Beni niye aramadınız?” denilecekti.
Üstelik bizim kültürümüzde çok eski bir söz vardır:
“Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.”
İşte tam da bu yüzden doğrulatmak istedik.
Sanki hâlâ 80’li yıllarda yaşıyoruz…
Artık ne 1980’li yıllardayız…
Ne de ertesi gün çıkan gazetelerin dönemindeyiz.
Bugün bir haber, sosyal medyaya düştüğü anda saniyeler içinde milyonlarca insana ulaşıyor.
Hele ki bir büyükşehir belediye başkanının siyasi geleceğiyle ilgili bir iddia…
Dakikalar içinde Türkiye’nin gündemine oturuyor.
Böyle bir ortamda Sayın Ahmet Aras’ın açıklamasının yaklaşık bir gün sonra gelmesi ister istemez şu soruyu akıllara getirdi:
“Sanki hâlâ 80’li yıllarda mı yaşıyoruz?”
Çünkü iletişim çağında bir gün…
Bazen bir haftaya bedel olabiliyor.
Bir cümle her şeyi bitirirdi
Oysa yapılması gereken son derece basitti.
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin resmî sosyal medya hesabından paylaşılacak tek cümle…
“Kamuoyunda yer alan iddialar tamamen asılsızdır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
Hepsi bu kadar.
Belki de bütün tartışma başladığı gün bitecekti.
Kimse farklı yorumlar üretmeyecekti.
Kimse saatlerce kulis peşinde koşmayacaktı.
Kimse onlarca gazeteciyi arayıp ulaşmaya çalışmayacaktı.
“Not ettim” sözü yeni bir tartışma başlattı
Bugün ise başka bir tartışma başladı.
Sayın Ahmet Aras’ın…
“Arayan gazetecileri not ettim.” şeklindeki açıklaması.
Oysa biz gazeteciler suç işlemedik.
Görevimizi yaptık.
Bir iddiayı doğrulatmaya çalıştık.
Bunun adı gazeteciliktir.
Gazetecinin telefon açması, mesaj göndermesi, bilgi istemesi yadırganacak bir durum değildir.
Tam tersine…
Basın özgürlüğünün doğal bir parçasıdır.
Bu nedenle “not ettim” ifadesi de ister istemez yeni bir polemiğin kapısını araladı.
Keşke aynı hız, ilk gün yapılacak kısa bir açıklamada gösterilseydi.
O zaman bugün ne bu tartışmalar yaşanırdı…
Ne de gazetecilerin not edilip edilmediği konuşulurdu.
Fotoğrafın anlattığı siyaset
Paylaşılan fotoğrafa baktığınızda halkın içinde, vatandaşla samimi bir Ahmet Aras görüyorsunuz.
Bir teyzenin omzuna sarıldığı, göz göze geldiği sıcak bir kare…
İnsanların sevdiği siyasetçi profili de budur.
Belki de tam bu nedenle, böyle dönemlerde en güçlü mesaj yine vatandaşın güvenini koruyacak hızlı ve şeffaf iletişim olmalıdır.
Çünkü siyaset sadece meydanlarda değil…
İletişimde de güven vermek zorundadır.
Bundan Ders Çıkarılmalı
Sayın Ahmet Aras sonunda açıklamasını yaptı ve iddiaları net bir dille yalanladı.
Bu açıklamayla konu kendi açısından kapanmıştır.
Ancak geriye, iletişim açısından önemli bir ders kaldı.
İletişim çağında sessizlik de bir mesajdır.
Bilgi boşluğu oluşursa…
O boşluğu mutlaka iddialar doldurur.
Ve unutulmamalıdır ki…
Bir haber saniyeler içinde milyonlara ulaşıyorsa, verilecek cevap da aynı hızda verilmelidir.
Gazeteci aradığı için değil…
Aradığı halde cevap alamadığı için haber büyür.
Belki de bu olayın asıl özeti tek cümledir:
Bir günlük sessizlik, günlerce süren tartışmayı doğurdu; “not ettim” sözü ise gereksiz yere yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Tandoğan Uysal