enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

DARILMAYALIM ARKADAŞLAR, BARIŞMAYA VAKİT YOK!

metin-aycıl-bodrum-gündem-yazılarıHasane Ilgaz Hanımefendi’nin anısına.

Hasane Ilgaz hanımefendi, rahmetli Babaannemin arkadaşlarındandı. Öğretmen Okulu kökenli seçkin bir arkadaş grubuna sahipti Babaannem. Her ay düzenli olarak toplanırlardı. Arkadaşları arasında, adını belirttiğim Hasane Ilgaz,  Bülent Ecevit’in teyzesi Melâhat Sargut ve dolayısı ile annesi Nazlı Ecevit ve eski İstanbul Belediye başkanı Ahmet İsvan’ın kayınvâlidesi Mevhibe Doğan bulunuyordu.

Yukarıda isimlerini bahsettiğim rahmetli hanımefendilerin hepsi yakın yaşta ve Öğretmen Okulu kökenli, aydın Cumhuriyet kadınlarıydılar. Ben kendilerini, Babaannemin toplantı günlerinden hatırlarım; ancak çok da net görüntülerle değil. Hatıralarımı güçlendiren, daha çok Babaannemin anlattıklarıdır. Arkadaş grubu 70’li yılların ortalarından sonra, grup üyelerinin sonsuzluğa yelken açmaya başlamalarıyla küçülmüş ve nihayet anılarda yaşamaya başlamıştır. Ben de –naçizâne- böyle bir vefa örneği gösterdiğimi düşünüyorum.

Babaannem (1901-1981) yılları arasında yaşamış aydın bir Cumhuriyet kadınıydı; her yaşın kadınıydı rahmetli ve hayata çok bağlıydı.Üç katlı evimizin en üst katında otururdu; orta katta Amcamlar ve giriş katında biz otururduk. Rahatsızlanmıştı ve bize inmişti; öyle önemli de bir rahatsızlık görüntüsü yoktu. Birkaç gün kalıp, yine yukarı çıkmayı düşünüyordu. Hatta rahmetli Anneme de gülerek takılmıştı: “Sevim ben de Annen gibi üç gün kalıp gitmeyeyim” demişti. Annem de: “Anne ne biçim konuşuyorsunuz?” diyerek, Babaannemin böyle konuşmasından üzüldüğünü dile getirmişti.

Anneannem Madam Zoi Paleologos da ailenin büyük çoğunluğu gibi Bakırköy’lüydü; ancak Nişantaşı’nda oturuyordu. Sağlığı bozulmuş ve ameliyat olmuştu. Ameliyattan sonra bizim eve gelmiş ve Anneme: “Sevim, kızım üç gün kalır evime dönerim” demişti. Zahmet vermek istemediği için böyle söylemişti. Gerçekten de üç gün kaldı ve sonra gitti; ancak evi yerine sonsuzluğa. Yıl 1964 idi, şu an Bakırköy Rum Mezarlığı’nda yatıyor. Anneannem, hazırlamakta olduğum yeni kitabımda çok daha kapsamlı olarak yer alıyor.

Anneannemin bizde kaldığı üç günü, yaşımın küçük olmasına rağmen çok net hatırlıyorum; zira derin izler bırakan günlerdi. O günlerin birinde kandildi ve akşamı radyoda dinî yayın başladı. Babaannem her zamanki nezaketi ve zerafetiyle radyoyu kapatmaya kalktı; bizlerden de istemedi. Anneannem Rum olduğu için, arzu etmedi herhalde; üstelik hasta yatağında da yatıyordu. Anneannem anladı ve müdahale etti yatağından: “Nuriye Hanımcığım, çok rica ediyorum, ben o dine mensup üç evlat doğurdum ve büyüttüm, lütfen oturunuz.” Babaannem de yerine oturmuştu.

Bu satırları yazmak hem çok hoşuma gidiyor, hem de ziyadesiyle duygulanıyorum.

Neticede Annemle “üç gün” üzerine şakalaşmış olan Babaannemi de üç gün sonra sonsuzluğa uğurladık; kalp krizi sonucu vefat etmişti.

Biz Babam ile seyahatten dönüyorduk, araba bizim sokağa girer girmez, evimizin üç katının ışıklarının tamamı yanıyordu. Ben hemen anladım ve Babama bir şey demedim, diyemedim.

Hepsi nurlar içinde uyusunlar.

Hasane Ilgaz (1902-2000) 1943-1950 yılları arasında iki dönem milletvekilliği yapmış, seçkin bir Cumhuriyet aydınıdır. Yirmi yıl süreyle öğretmen ve başöğretmen olarak görev yapmıştır. Birçok dergide yazılar yazmış, sivil toplum kuruluşlarında ve halkevlerinde görev almıştır.

Bülent Ecevit’in teyzesi Melâhat Sargut hanımefendi İngilizce öğretmeniydi. 1973 yılında, İstanbul Feneryolu’nda bir kamyon çarpması sonucu vefat etti. Yanında bulunan kız kardeşi, Bülent Ecevit’in Annesi Nazlı Ecevit’e ise bir şey olmamıştı. Söz konusu yıllar, Ecevit rüzgârının estiği yıllardı; o nedenle, söz konusu ölüm de çok ses getirmişti. Bülent Ecevit, teyzesinin cenazesine, Bayrampaşa mitinginden sonra katılabilmişti.

Ecevit’ler Salacak’ta otururlardı. Babaannem de ziyaret ve toplantı için oraya giderdi. Yukarıda belirttiğim gibi, söz konusu yıllar Ecevit rüzgârları esiyordu. Babaannem de televizyonda gördükçe “Evlâdım, oğlum benim” diyerek duygularını dile getiriyordu.

Mevhibe Doğan, Kemal Doğan’ın (1879-1951) eşidir. Reha ve Ayfer adında iki kızları olmuştur. Reha İsvan, 1973-1977 döneminde İstanbul Belediye Başkanı olan Ahmet İsvan’ın eşidir.

Kemal Doğan, Gazi Mustafa Kemal ile Bandırma gemisinde yolculuk yapmış ve Samsun’a çıkanlar arasında yer almıştır. Kurtuluş Savaşı ile özdeşleşmiş bir kişiliktir. Kurtuluş Savaşı’nı temsil eden heykellerde de yer almıştır.

Ülkesi için savaşan ve Cumhuriyet’in kurucu kadrosunda yer alan Kemal Doğan’ın kızı Reha İsvan, 12 Eylül Askeri Cunta döneminde Barış Davası kapsamında yargılanmış ve aklanmıştır.

Böylesi tarihi bir kişiliğin hayat arkadaşı olan Mevhibe Doğan, Babaannemin arkadaşıydı.

Babaannem bir ara arkadaşlar arasında, küçük bir kırgınlık olduğundan söz etmişti. Bu denli seçkin ve güzel arkadaşların arasında bile bazen hassasiyetler meydana gelebiliyormuş anlaşılan. Böylesi aydın ve üstün nitelikli arkadaşlar, doğal olarak bu gibi konuların boyutlanmasına meydan vermemişler. Hasane Ilgaz son noktayı koymuş:

Darılmayalım Arkadaşlar, barışmaya vakit yok!

Yazımda yer alan tüm Büyüklerimi saygı, sevgi ve rahmetle anıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
  1. Murat Gülener dedi ki:

    Bende bir katkıda bulunayım, çocukluğumda Salacakta Nazlı Ecevit hanımefendiyi ablamın ressam komşusu diye hatırlarım..

  2. Metin Aycıl dedi ki:

    Teşekkür ederim Murat Bey.

  3. Fevziye AKÖZ dedi ki:

    İsmen tanıdığım kişiler hakkında böyle yaşanmış bilgiler almak beni heyecanlandırıyor. Teşekkürler Metin Hoca..
    Fevziye AKÖZ

    1. Metin Aycıl dedi ki:

      Fevziye Hocam ben teşekkür ederim.