enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp

Tutku ile Yetenek

Hayatımızın şâhikası, tutkularımız ile yeteneklerimizin buluştuğu yerdir.

“Esin, Tutku ve Coşku” başlıklı yazımda söz konusu üç kavramın tanımlarını yapmıştım. “Tutku” bu yazının başlığında da yer aldığı için “Yetenek” tanımının yanı sıra aynı tanımı burada tekrarlamak istiyorum.

Tutku: Bir şeye güçlü istek durumu ve eğilimi. Örneğin; şiir yazma, enstrüman çalma, resim yapma tutkuları, vb.

Yetenek: TDK’nın tanımına göre “Yetenek”; Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, istidat, kabiliyet, kudret. Bir şeyi doğal bir şekilde yapabilme becerisi.

Tutku ile Yetenek birlikteliği; yapmayı sevdiğimiz şeylerle, iyi ve becerili olduğumuz alanları bir araya getirmekten başka bir şey değildir.

Hemen başlangıçta ifade etmek isterim ki; hayatımızın zirvesi ya da şâhikası, tutkularımız ile yeteneklerimizin buluştuğu yerdir.

Tutku ve Yetenek kelimelerini çoğul ifade ettim; zira her ikisi de birden fazla olabilir. Örneğin; resim yapmaya, şiir ya da roman yazmaya, müzik âleti çalmaya aynı anda yetenekli olabiliriz. Tutkularımız da sınırsız olabilir; özellikle hayatın kendisine tutkuluysak, bu tutkumuz sınırsız bir kaynaktan beslenen çağlayan gibidir.

Çok kez tekrarladığım gibi;

Hayat kendimizi keşfetmek için yaptığımız bir yolculuktur.

Bu uğurda bazılarımızın yolculuğu uzun ve zahmetli, bazılarımızın ise daha kısa ve daha az zahmetli olabilir.

Mâlûm olduğu üzere, doğduğumuz andan itibaren adım adım kendimizden uzaklaşmaya ve sonra da kendimizi bulmaya çalışıyoruz. Hayatımızın ilk yıllarında genellikle ebeveynimizin istediği gibi olmaya çalışırız, sonra yakın çevremizin, öğretmenlerimizin ve bu etki çemberi genişleyerek devam eder. Aynı suya atılan taş gibi, halkalar merkezden uzaklaştıkça büyümeye başlar ve su da bulanır. Biz de bulanık suda kendimizi bulmaya çalışırız.

Bu sürecin farkına vardığımız andan itibaren soğanın kabuklarını dıştan doğru soyarak, cücüğüne ulaşma yolculuğuna çıkıyoruz. Belirttiğim gibi kiminin yolculuğu zorlu, kimisinin ise nispeten daha kolay olabiliyor. Bu sürecin zorluğu ve kolaylığı; kişinin yetiştiği ailenin ve çevrenin değerlerinin, ektisinin gücü ve sürekliliği ile birinci dereceden ilgili oluyor. Bu koşullarda yetişen kişinin, söz konusu koşullara ne kadar tahammül edebildiği de çok önemlidir. Yine tekrarlamak isterim ki;

İnsan tahammül ettiği sürece değiştiremez.

Şunu da içtenlikle ifade etmek isterim ki; yukarıdaki cümleyi her kullandığımda biraz ve hatta fazlaca içim acıyor. Örneğin; savaş nedeniyle ülkesinden kaçıp, bizim mahallede çöpten kâğıt toplayan Suriyeli çocuk, tahammül edemediği için mi kaçtı ülkesinden? Kaçmasıydı koşulları ne olacaktı? Hayatta kalabilecek miydi? Savaşa o mu sebep olmuştu? Nazım Hikmet’in “Taranta Babu’ya On ikinci Mektup” şiirinin bir bölümünde söylediği gibi;

“Seni öldürmeğe geliyorlar Taranta – Babu,

seni

      ve keçilerini.

Oysaki, ne onlar seni tanır

                      ne onları sen..

Ve ne keçilerin atlamıştır

                             onların çitlerinden. ….”

Bu kadar dramatik olmasa da çok sık karşılaştığımız örneklere çoğumuz tanık oluyoruz: Çocuklarının yeteneklerini keşfeden ailelerin ne kadarı, çocuklarına bu doğrultuda eğitim aldıracak ekonomik güce sahip olabiliyorlar? Ne kadarı çocuklarına burs ya da ekonomik destek alarak onları yetenekleri doğrultusunda geliştirebiliyorlar?

Özetle; bazı cümleleri kullanırken, özenli olmam gerektiğini de kendime hatırlatmayı ihmal etmemeye çalışıyorum. Hangi koşulda olursa olsun, farkındalık yaratabilmesi için bu cümleleri yine de kullanmaktan vazgeçmiyorum. Kullanırken de Vktor E. Frankl’a sığınıyorum ve ondan güç alıyorum. Kendisi hakkında çok yazdım, hatırlamak isteyenler, geçmiş yazılarıma başvurabilirler.

Gözlemlerim odur ki; önemli bir kesim sözünü ettiğim konularla çok da ilgilenmiyor. Bunun nedeni ekonomik de değil. Elde avuçta kalan ise tutkusuz, kuru bir hayat oluyor.

Oysa tutkuları ile yeteneklerini buluşturabilen insanlar, kedilerini ifade edebilecek ve soluyabilecek hayatı derinlemesine yaşayabiliyorlar; kim olduklarını keşfediyorlar. Çok değerli bir şarabı yudumlarcasına hayatın her ânından keyif alıyorlar.

Herkese tutkularını ve yeteneklerini keşif yolculuğunda başarılar diliyorum ve yine diliyorum ki; tutkularıyla yeteneklerinin buluştuğu anların ışığı her daim hayatlarını aydınlatsın.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.